Yeniden değerleme fonu ne demektir?

Yeniden değerleme, kısaca şirketlerin aktifinde bulunan bina, demirbaş, makine, nakil vasıtası gibi sabit kıymetlerin, defter değerlerinin enflasyon ve diğer nedenlerle farklılaşmış gerçek piyasa değerlerine eşitlenmesidir. Vergi yasalarımız eskiden beri yeniden değerlemeye imkan vermekteydi. Ancak değer farkları üzerinden vergi ödendiği için hiçbir şirket yeniden değerlemeye yanaşmıyordu. 21.1.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2791 sayılı “Vergi Usul Kanunu ve değerli Kağıtlar Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu” yeniden değerlemeyi vergiden muaf tutarak fiilen uygulanabilir hale getirmiştir. Yeniden Değerleme 1972 ve 1982 yılları arasındaki
11 yıllık süreyi kapsamaktadır. Daha sonra yeniden değerleme her yıl için mümkün hale getirildi. Oranı ise Maliye Bakanlığı her yılın aralık ayında saptamaktadır.
Yeniden değerleme, sabit kıymetlerin henüz ifta edilmemiş kısımlarına uygulandığından eskiye gidildikçe yeniden de ğerleme katsayısı büyümekte, fakat sabit kıymetin ifta edilmemiş bölümü küçüldüğü için eski sabit kıymetlerle yenileri arasında artış farkı fazla olmamaktadır, yeniden değerlemenin sermaye piyasasının gelişmesi açısından önemi şudur:
Yeniden değerleme fonunda elde edilecek kıymet artışının bir fonda toplanarak bilançoların pasifinde gösterilmesi ve istendiği takdirde bu fonun şirket sermayesine eklenmesi suretiyle yeni hisse senetleri bastırılarak ortaklara bedelsiz olarak dağıtılabilmesidir. Bu bedelsiz hisse senedi dağıtımı 1983 yılında hisse senetlerinde görülen hızlı değerlemenin başlıca nedenidir.
Bedelsiz hisse vermek aslında ortaklara hiç bir şey vermemektedir. Bir şirketin sermayesi 100 paya bölünmüş iken pay başına 500 TL temettü dağıtıyorsa bire dokuz bedelsiz hisse verilmesiyle şirketin sermayesi 10 katına, pay sayısı ise 10.000’e çıktığında ve de bilanço karında bir artış yoksa her paya 50 TL temettü düşecektir. Ortakların eline bir fazlalık geçmemektedir. Daha önce bir pay için aldığı temettüyü şimdi
10 pay için alacaktır. Aksine yeniden değerleme yapan şirketlerin amortismana tabi sabit varlıkları yükseleceği için daha yüksek değerler üzerinden amortisman ayrılacak ve kısa vadede bilanço yeniden değerleme yapan şirketlerin I983 yıl bilanço karlarında, dolayısıyla dağıtılabilir karlarında azalma olacaktır. Ancak,bilanço karının yapay bir şekilde azaltılması şirketin gerek devlete ödeyeceği kurumlar vergisini, gerekse ortaklara
ödeyeceği temettü miktarını da azaltacağı için oto finansman imkanları da önemli ölçüde artacaktır. Bu da uzun dönemde hem şirketin, hem de devletin lehinedir. Ayrıca yeniden değer lemey yoluyla 5 10 kat büyüyen sermayeler, şirketler için prestij kaynağı da olmaktadır.
1980’li yıllarda yaşanan enflasyon ve enflasyonla mücadele konusunda alınan (paracı) önlemler, özellikle faiz oranlarının yükselmesi, yabancı sermaye maliyetini birdenbire yükseltmiş ve kaldıraç faktörünü harekete geçirmiştir. Geçmiş dönemlerdeki ucuz faiz hatta negatif faiz esasına göre sermaye yapısını oluşturan şirketler, bozulan özsermaye/yabancı sermaye dengesini özsermaye lehine düzeltmek için peşpeşe sermaye artırımlarına gitmişlerdir ki, bu olay menkul kıymetler piyasasında “mal arzının artması bakımından yararlı olmuştur. Ayrıca, birçok şirket yeniden değerlemeden yararlanma yoluna da giderek bilançoda oluşan yenideeen değerleme fonundan bedelsiz sermaye artırımı yapmış, bedelsiz hisselerin teşvikiyle rüçhan haklarını ortaklara kullandırmakta zorluk çekmişlerdir. Yeniden değerlemenin sermaye piyasasına en olumlu etkisi ise, tahvil ihraç imkanının genişletmesi olmuştur.Yeni den değerlendirme fonunun sermaye ya da intiyatlara eklenmesiyle sermaye ve ihtiyatları ölçü alan tahvil ihraç sınırları

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*