Yatırım Kulübü ne demektir ?

Yatırım Kulübü genellikle, birbirini tanıyan kişilerin ortak yatırım kararı almak ve böylece tasarruflarını birlikte değerlendirmek amacıyla kurmuş oldukları küçük bir yatırımcı topluluğudur. Her bir üye yatırım kulübüne belli bir miktar para ile her ay veya her üç ayda bir yapacağı ilave ödemelerle katılımını sürdürür. Hangi menkul kıymetlere yatırım yapılacağı, üyelerin oyları sonucunda kararlaştırılır. Bu tür kulüpler, küçük yatırımcılara küçük tasarrufları ile büyük yatırımlara katılım imkanı ve daha düşük komisyon ödeme avantajı sağlar.
Yatırım kulübü kurma ilk defa geçen yüzyılın sonunda Amerika’da ortaya çıkmıştır.

Ancak, fikrin zamanla güçlenerek pratiğe geçişi, I940’larda Detroit’de bankerlik yapan George Nicholson’ın birkaç arkadaşının biraraya getirip “Mutual In vestment Club’u kurmasıyla gerçekleşmiştir. Yatırım kulüpleri, I950’li yıllarda büyük yaygınlık göstermiş, Amerika’da binlerce yatırımcı kulübü kurulmuştur. Yatırım kulüpleri daha sonra İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya, İsveç, Belçika, Hollanda, İrlanda gibi birçok Batılı ve gelişmiş ülkede de benimsenerek sahneye çıkmış, kulüp ve üye sayısı süratli bir artış kaydetmiştir. Gerek Amerika’da, gerek diğer ülkelerde kurulan kulüpler, milli federasyonlar halinde gruplaşmışlardır. Bu federasyonlar, üyelerine ve yatırımcılara eğitici yayınlarıyla, bölgesel toplantılar tertibi, yatırım için danışmanlık servisleri kurmak suretiyle değişik hizmetler sunmaktadır.

Yatırım kulüplerinin faaliyetleri şu prensiplere dayanır:
1) Piyasanın eğilimi ne olursa olsun, her ay düzenli olarak yatırım yapmak,
2) Temettü leri ve diğer şekillerdeki kazançları tekrar yatırmak,
3) Sadece, iş hacmi ve karlılık açısından yüzde I5’in üzerinde gelişme gösteren şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapmak.

Ortaklaşa yapılan bütün işlerde olduğu gibi yatırım kulüplerinin kuruluşu da “birlikten kuvvet doğar” espirisine dayanmaktadır. Gerçekten, bireylerin tek tek yapmadıkları birşeyi çoğu kez biraraya gelince yapabildikleri görülmektedir. Esasen zayıf ve yavaş gelişen bireysel tasarrufların, borsanın yarattığı fırsatlardan doğrudan doğruya yararlanmaları pratikte pek mümkün değildir. Ayrıca, tasarrufları yeterli olsa bile, çoğu insan bu konuda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip değildir. Ya da işleri dolayısıyla tek başına uğraşacak zamanı yoktur. Bütün güçlükler, kişilerin bir yatırım kulübüne üye olması halinde kolayca aşılabiîmektedir.

Hukuki açıdan yatırım kulübü, ne bir dernek, ne de bir şirkettir. Tüzel kişiliği yoktur. Daha ziyade kısa süreli fiili bir ortaklık sayılır. En büyük özelliklerinden biri mal varlığının bölünmez olusudur.

Kulübün en az kaç üyeyle kurulacağı ve en fazla kaç üyesi olabileceği sözleşmesinde belirtilir, ülkelere göre değişmekle bebareber, genellikle en az beş üye ile kurulup en fazla onbeş üyesi bulunmaktadır. Üye sayısının üst sınırı 20 olarak tesbit edilen veya sonradan 20’ye çıkarılan ülkeler de vardır. Bunun tesbitinde başlıca kriter, anlaşma ve birlikte hareket etme kolaylığının ortadan kalkmamasıdır. Herhalde grubun, hantallığa düşecek bir boyut kazanmasından sakınmak gerekir. Tecrübeler, 10 12 kişilik kulüplerin başarı şansının daha fazla olduğunu göstermektedir.

Batı ülkelerindeki uygulamalarda görüldüğü üzere, yatırım kulübünün bir büroda, atelyede çalışanlar, ya da derneğin, lokalin müdavimi olanlar arasında kurulması, üyelerin bir araya gelebilmeleri ve birbirlerini anlamaları açısından daha kolay gerçekleşebilmekte ve pratikte, bu gibi örneklere daha sık rastlanmadadır.
Yatırım kubülü ancak belli bir süre için kurulur. Faaliyet süresi genellikle 5 yılı geçmez ve sözleşme ile belirlenir. Böyle olması, amacına, organizasyonuna ve hukuki yapısındaki sadeliğe uygun düşmektedir. Bu süre sonunda kulüp üyelerinin, çoğunlukla, borsa teknikleri, tek başına menkul kıymet yatırımcılığını ve portföy işletmesini öğrenerek, bu faaliyetlerini yalnızda sürdürebilme noktasına gelebilecekleri varsayılmaktadır.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*