String Ventures

Can Saraçoğlu ve Emrah Yalaz Türkiye’de neredeyse hiçbir yatırımcının görmediği ya da anlamadığı kod dünyasının freak’lerini kendi girişimlerini kurmaya ve dünya çapında iş yapmaya ikna ediyor. Üstelik bunu öğreterek yapıyorlar.

İstanbul, Paşabahçe sırtlarında aynı avlu içinde yer alan üç katlı iki kırmızı bina, bölgenin mimari dokusu içinde hemen dikkat çekecek kadar gösterişli duruyor. Aynı hizada sırtlara doğru yükselen bu İkiliden üst taraftaki 11 numaralı bina bu topraklarda Mey İçki işlemleri ve Cüneyd Zapsu’nun danışmanlığıyla bilinen Amerikalı Texas Pasifle Group’a ait (TPG Capital). Aynı avluda yer alan 9 numaralı bina ise erken aşama risk sermayesi şirketi String Ventures’ın.

Emrah Yalaz ve Can Saraçoğlu tarafından Aralık 2014’te kurulan String Ventures’ın, TPG’ye karşılıklı bu konumunun nedeni, ilk etapta topladıkları 2,5 milyon dolarlık ilk fonlarının önemli bir kısmının Cüneyd Zapsu tarafından desteklenmesi. Zaten TPG Growth fonunun direktörü Ahmet Bilge Anbarlılar da String Ventures’ın, Yalaz ve Saraçoğlu ile birlikte üç kişilik yatırım komitesinde yer alıyor.

String Ventures tohum ve ilk aşama teknoloji girişimlerine yatırım yapan bir fon (50-500 bin dolar). Eticaret, oyun, pazaryeri gibi son yılların popüler işlerinden pek haz etmiyorlar. Yalaz sadece teknolojik bir sırrı olan girişimleri desteklediklerini söylüyor. Bu bakış açısıyla şimdiye kadar beşi Türkiye’de, dördü de ABD’de olmak üzere dokuz girişime kaynak aktardılar. Buna ek olarak üç yeni işlemi de bu yıl bitmeden tamamlamayı hedefliyorlar. Üstelik Türkiye’deki risk sermayesi şirketlerine nazire yaparcasına bu kadar kısa süre içinde bir girişimlerinden de çıkış yapmayı başardılar (Flight Recorder isimli yatırımları İsrailli Clicktale’e satıldı). Ve iki yatırımları Vizera ve Ebrandvalue startup dünyasının mabedi Y Combinator’a kabul edildi.

String Ventures şu anda ikinci fonunu toplamakla meşgul. Şimdiden 1011 milyon dolarlık taahhüt aldılar. Saraçoğlu taahhütte bulunanlar içinde yabancı bir fonunun olduğunu diğerlerinin ise bireysel Türk girişimci ve işadamları olduğunu söylüyor. Fonun ilk kapanışı temmuz başında olacak ve tahminleri 15 milyon dolar olacağı yönünde, sene sonuna kadar da 50 milyon dolar toplamayı hedefliyorlar. İlk kapanış sonrasında yatırım komitesine iki kişi daha eklenecek.

 Buradaki asıl soru, String Ventures’ın kurucuları Yalaz ve Saraçoğlu’nun, milyar dolarlık işlerin peşinden koşan Cüneyd Zapsu’nun dolayısıyla TPG’yi bugüne kadar yaptığı işlemlerin yanında ‘çerez’ sayılabilecek yatırımlara nasıl ikna ettiği… “Cüneyt Bey’e daha önce çok giden olmuş” diyor Saraçoğlu, “Ama yatırım stratejimizin ilgisini çektiğini düşünüyorum. Teknoloji odaklı olmamız ve girişimleri global piyasaya çıkarmak istememiz etkili oldu. Ayrıca geleneksel endüstrileri çok iyi tanıyan Bilge Anbarlılar’ın da etkisi büyük.” Bu noktada söze Yalaz giriyor ve ekliyor: “Bizim de ihtiyacımız yurtdışındaki büyük özel sermaye şirketleriyle ilişkileri ve ortak operasyonları olan biriydi. Çünkü erken aşama bir risk sermayesinin seri AB’ye kadar giden bir yolu var. Ve o noktaya birçok girişimi çıkaracağımızı görüyoruz.”

String Ventures gerçekten de birçok sermaye sahibini ikna edebilecek ve Türkiye’de bugüne kadar örneği olmayan bir yatırım modeli üzerinden yola çıkmış bir risk sermayesi fonu. Girişimci madeni olarak üniversiteleri kullanıyor. Emrah Yalaz’ın geliştirdiği ve Boğaziçi Üniversitesi mühendislik bölümlerinin en popüler dördüncü dersi üzerinden yükselerek Can Saraçoğlu’nun pazarlama ve işi büyütme bilgi birikiminin eklendiği ücretsiz sunulan bir hızlandırma programını temel alıyor. String Ventures da bu programa katılan ve gelecek vaat eden girişimlere akıllı para olarak yatırım yapıyor ve onları Silikon Vadisi’ne taşıyor. Bugün Boğaziçi’nin yanı sıra ODTÜ, İTÜ, Berkeley ve Stanford’da aktif olan bu hızlandırma programı String Ventures’ın yazılım dünyasının en iyi beyinlerine yakın olma avantajını sağlıyor.

Bu kurgunun mazisi ve aynı zamanda Saraçoğlu ile Yalaz’m tanışıklıkları Şubat 2013’te Antalya’da yapılan Startup Turkey’e dayanıyor. Boğaziçi ekonomi mezunu olan ve Chicago Üniversitesi’nde finans üzerine MBA yapan Emrah Yalaz o tarihlerde San Francisco’da Y Combinator girişimlerine danışmanlık veriyordu. Kariyerine Deutsche Bank’ın birleşme&satınalma biriminde başlamış, ardından 1998’de “Quantitative Risk Management” (QRM) isimli Amerikalı yazılım şirketinin ürün biriminin başına geçmişti. 11 senelik QRM kariyerinde geliştirdiği analiz yazılımları (özellikle mortgage ile ilgili olanı) neredeyse tüm Amerikan bankaları tarafından kullanılıyordu. Temmuz 2009’da şirketten ayrıldı ve ertesi ay motosikletine atlayıp bir yıl üç ay süren yolculuğa çıktı.

Sonra da San Francisco’ya geçti, “işten ayrılırken aklımda girişimlere danışmanlık vermek vardı” diye hatırlıyor, “QRM’de çalışırken yazılım ürünlerinin hızlı geliştirilebilmesi için teknikler geliştirmiştim ve Paul Graham ile Y Combinator’ı yakından izliyordum. Bu düşüncelerle ve San Francisco’ya gittim.” 2013 başında ise Pilli Network’ün kurucusu ve okul arkadaşı Haşan Yalçınkaya’nın tavsiyesiyle Starup Turkey’e katıldı. “Y Combinator teknoloji girişimlerinin en üst noktası. Oraya girme ihtimali yüzde 0,9. Harvard’a girme ihtimalinden beş kat daha zor. Hem QRM’de üst seviye beyinlerle çalışınca hem de Y Combinator girişimlerine danışmanlık verince iyi akılları anlamaya başlıyorsunuz” diyor ve ekliyor: “Antalya’da o akla sahip birkaç kişiyle tanıştım. Ama gördüm ki dillerini bilen yatırımcı yok. Herkes eticaret ve benzeri yatırımlar peşindeydi. Y Combinator seviyesinde ekipler görünce fon oluşturma fikri doğdu.”

Can Saraçoğlu ile de orada tanıştılar. İkisinin de danışmanlık verdikleri toplam beşaltı girişim vardı. Yaptıkları uzun sohbetlerde erken aşama yatırımın önemini, alfa üniversitelerin ve o ilişkilerin önemli olmaya başlayacağını tartışıyorlardı (FinansQ o sohbetlere bizzat şahit oldu). 42 yaşındaki Boğaziçi Makine mezunu Saraçoğlu kariyerine Bosch’da ürün müdürü olarak başlamıştı. 1998’de şirket bünyesinde geliştirilen bir sadakat programının başarısıyla burs kazanıp Londra’ya, Cass Business School’da pazarlama eğitimi almaya gitmiş, orada da İnternet ve dijital pazarlama alanında kendini geliştirmişti. Türkiye’ye döndükten sonra bu konularda danışmanlık vermeye başladı. Danışmanlık işi 2003’te Türkiye’nin ilk dijital ajanslarından Litespell’e dönüştü. “Litespell’de küçük bütçelerle işi nasıl köpürtüp olabildiğince ses getirecek hale getirmeyi öğrendim” diyor. O dönem İnternet girişimleri de kuran hatta birini MED Yapım’a satarak çıkan Saraçoğlu, Litespell’i 2010’da Publicis’e sattı. Ancak ayrılmadı ve iki buçuk yıl şirketin (adı Modem oldu) yöneticiliğini üstlendi. “Ama sektörde de kalmak istemedim. Ya yönetici olacaktım ya da girişim dünyasına girecektim. Ben de melek yatırımcı oldum” diyor.

Antalya’daki ilk tanışma sonrası 45 yaşındaki Yalaz, Türkiye’de kalmaya karar verdi en azından altı ay. Eğer Saraçoğlu ile konuştuklarını gerçeğe dönüştürmek istiyorsa üniversitelerdeki teknoloji girişimlerine yakın olmak gerekiyordu. Bu amaçla mayıs ayında Boğaziçi Üniversitesi yönetimine ders verme teklifiyle

Henüz bir buçuk yıllık mazisi olan String Ventures’ın yaptığı işlem adedi biri çıkış, dört tane de yolda.

“Bilgisayar mühendisleri bizim gibi fonların hedefinde olan akıllardır. Zira bir girişimde kuruculardan birinin yazılımcı olması beklenir” diyor Yalaz, “Bilgisayar mühendisliği fakültesine giden çocukların iyileri okula zaten programcı olarak gelir. Dolayısıyla okulda bilmediği hiçbir yeni şey öğrenmez.” Vermek istediği ders de tam bu sorunu hedefliyordu: Yazılımı insanların isteyeceği bir ürün haline getirmelerine yardımcı olmak… Önce bir seminer verdi ardından talebi kabul edildi. İlk derse de Saraçoğlu’nu çağırdı. “Çok etkilenmiştim” diye hatırlıyor Saraçoğlu,

Aslında Yalaz’ın hazırladığı program, teknoloji girişimleri için bir hızlandırıcı işlevi görüyor. Bu, en basit anlamda Yalaz’ın yazılım geliştirme ve ürünleştirme tarafındaki bilgi birikiminin bir yansıması. Tekniği yazılım geliştirmeye yarı sanat yarı bilim olarak yaklaşıyor biraz da zanaat gibi… Programını yazılım geliştirmede kullanılan 10’dan fazla yöntemi (Agile, Desing Thinking, User Experience Desing, Human Computer Interaction gibi) harmanlayarak oluşturmuş. “Girişimlerin beşte dördü insanların istemediği bir şeyi yapmakta

MİLYAR DOLARLIK İŞ

Simple Emotion kuşkusuz String Ventures’ın en ilginç yatırımlarından biri.

MIT ve Stanfordlu iki öğrencinin kurduğu şirket, dil ve ses bağımsız gerçek zamanlı duygu analizi yapan bir yazılımın geliştiricisi. Bu ses analitiği yapan şirketlerin yıllardır üzerinde çalıştıkları bir konu. Geliştirdikleri yazılımla IVR, telefondaki konuşma esnasında kişinin hangi duygudan geçtiğini anlıyor.

Patenti alınmış yazılım ilk olarak dil yapısı çok zor olan Japonya’da bir intihar hattında denenmiş. Hattı arayan kişinin risk seviyesini tespit etmede çok başarılı olunca Japon bankalarının radarına girmiş yazılımları.

Emrah Yalaz’ın Stanford’da yaptığı bir konuşma sonrası yemeğe çıkmışlar ve ardından da yatırım raunduna davet edilmişler, “Bu aynı zamanda makinenin insanın duygularını anlayıp yorumlayabileceği direndikleri için ölüyor. Kafalarındaki ürünü zamanında müşteriyle test edemedikleri için yola dahi çıkamıyorlar” diyor Yalaz, “Paul Graham’ın ‘insanların istedikleri şeyi yap’ diye bir lafı vardır. Basit ama bir numaralı test budur. Bizim de yaptığımız, bu takımları çok hızlı bir şekilde insanların ne istediğini fark ve keşfetmeye sevk etmek. Geliştirdiğimiz teknikler öyle metrikler veriyor ki mecburen görüyorlar. Bir nevi makine kurma makinesi.”

Bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde Yalaz’m ENG493 kodlu dersi tüm mühendislik öğrencileri tarafından yapılan değerlendirmeye göre en beğenilen dördüncü ders konumunda. Yalaz’m anlattığına göre programa katılıp altı hafta içinde satış yapmaya başlayan, 14’üncü haftasında kirasını çıkaracak kadar gelir elde eden takımlar çıkıyor.

Bu dersin bir girişim açısından eksik tarafıysa Saraçoğlu’nun uzmanlığıydı. Yani çok az bir pazarlama bütçesiyle mümkün olan en fazla kullanıcıya ulaştırma bilgisi… Bu da programın içine dahil edildiğinde aslında fonun yapısı netleşmeye başlamıştı. “Bunun ardındaki felsefe şu” diyor Yalaz, “A+ bir yazılımcı ile A arasında 20 hatta bin kat verimlilik farkı var. Dünyada hiçbir işte böyle bir asimetri farkı yok. Dolayısıyla bu alanda yetenek çok değerli. Eğitimle de olmuyor, bir nevi Allah vergisi gibi bir durum. Bizim temel argümanlarımızdan biri; yeteneklerin büyük bir kısmının çıktığı üçdört üniversiteye odaklanır ve yazılımı geliştirmek için akıllı para ortaya koyarsak Y Combinator seviyesinde işler çıkarabiliriz.”

Bu noktada gördükleri eksiklik de tohum ile ilk aşama seviyesinde yazılım tarafından gelip de ilk ya da ikinci parayı veren türden bir yatırımcının Türkiye’de olmamasıydı. Saraçoğlu, “Yazılım yapmamış insanların, yazılım geliştiricileri anlaması pek mümkün değil” diyor ve ekliyor: “Türkiye’dekilerin hepsi danışmanlık şirketleri veya yatırım bankası kökenli. Bu kaslar gerekli ve değerli ama ilk başta değil, seri A’dan yani çeklerin 510 milyon dolar olmasından sonra anlamlı.”

Bu vizyonla Aralık 2014’te String Ventures’ı kurdular. Sloganları da “Regional Gateway to Silicon Valley” oldu. Planları Boğaziçi dışında diğer üniversitelere de açılmak ve orada kurgulayacakları hızlandırma programından çıkacak girişimleri Silikon Vadisi’ne taşımaktı. Bu amaçla önce ODTÜ ve ITÜ’de benzeri bir hızlandırma programı hayata geçirdiler. Şu anda ITÜ’de Ginova programı kapsamında düzenlenen üç haftalık fikir kampında girişimlere yardımcı oluyorlar. “Gerçekten insanların ihtiyacı olan bir ürün üzerinde mi çalışıyorlar, talep sinyali yakalayabilecekler mi gibi kritik noktaları görmelerini sağlıyoruz” diyor Yalaz, “Bugüne kadar iki program yaptık ve geçen seneki programdan yatırım yapmayı düşündüğümüz bir takım var.”

ODTÜ ise Ankara ekosisteminin merkezi olması ve daha teknoloji ağırlıklı ekipleri barındırdığı için String Ventures için büyük önem arz ediyor. ODTÜ’de TIdea, TBoost ve TStart isimli üç program bulunuyor. Saraçoğlu, geçen sene hızlandırma programından yatırım yapmayı planladıkları iki takımdan birinin sonuçlanmaya yakın olduğunu söylüyor.

String Ventures’ın bugüne kadar yaptığı dokuz yatırımdan dördü ABD’deydi. Bu da Türkiye’deki üniversitelerde kurdukları ağın bir benzerini ABD’de hayata geçirmeleri sayesinde mümkün oldu. Şu anda Stanford ile Berkeley’de etkinler. Yalaz, Stanford’da Sergey Brin’in eski eşinin hocası olan bir profesör arkadaşının aracılığıyla konuşma

String Ventures’ın haziranda ilk kapanışını yapacak ikinci fonu için şimdiye kadar verilen taahhüt miktarı.

Avrupa üniversitelerine girmek. Programlama ve elektronik mühendislik kombinasyonlarında en iyi yetenekleri çıkartan St. Petersburg’da iki, Minsk’te bir ve Krakovv’da bir üniversite radarlarında.

String Ventures bu şekilde bugüne kadar dokuz girişime yatırım yaptı. İlk tanıştıkları dönemde danışmanlık verdikleri yerli girişimler Ebrandvalue ve Vizera Labs ilk yatırımları oldu. Ardından Şubat 2017’te, Stanfordlu iki öğrencinin kurduğu dil ve ses bağımsız gerçek zamanlı duygu analizi yapan SimpleEmotion ve yine Stanfordlu crowdsource netvvork girişimi Iotera geldi. Yılın ikinci yarısında Flight Recorder ve siber güvenlik şirketi Smartorbis, 2016’da ise dijital varlık satışı yapan Stanfordlu

Gameflip ve akıllı soğutma sistemleri geliştiricisi Rebus Labs’a yatırım yaptılar. “Bu 2,5 milyon ile iki hipotezi test etmek istedik”

İkimiz de Peter Thiel’dan etkileniyoruz onun felsefesi ile yaklaşıyoruz.

Türkiye’den Silikon Vadisi ayarında girişim yakalayıp onları orada sunabiliyor muyuz? İkincisi Silikon Vadisi’nden çok yüksek olmayan değerlemelerdeki girişimlere ilk ya da ikinci para olarak girebiliyor muyuz? İkisini de kanıtladık ve makine çalışıyor. Türkiye’den dört yatırım yaptık ve ikisi Y Combinator’a girdi. Biri de İsrailli bir teknoloji şirketine satıldı sekiz ay içinde…”

Bundan sonraki ilk hedef, ikinci fonu toplamak. Şimdilik 1011 milyon dolarlık taahhüt tamam. Temmuz başında 15 milyon dolar ile ilk kapanışı yapacaklar. Saraçoğlu, “Planımız yaptığını ve arkasının çorap söküğü gibi geldiğini anlatıyoı “Elimizdeki bilgi birikimi değerli ve hemen kurulup hemen senede 12 yatırım yapmak… Bir girişime 750 bin ile 1 milyon dolar arası bir yatırım daha yaparız. Bütün fonun hayatında da belki bir girişime 5 milyon dolar seviyesinde yatırabiliriz. Bu kurguyu da dörtbeş sene için 4550 milyor dolarlık bir fon destekleyebilir” diyor.

String Ventures, Türk İnternet camiasının Silikon Vadisi, Y Combinator kurma hayali ve geyiklerini, gerçeğe dönüştürmenin bir yolu olduğunu gösteriyor. Bunu yaparken de bir yatırımcıdan ziyade öğretmen, mentor gibi davranıyorlar ve kendilerinin bir türlü anlaşılamadıklarına inan yazılımın iyi kafalarına da bir kapı aralıyorlar.

Bir kere öğrettikten sonra değeri belli oluyor” diyor, “Dolayısıyla hiç tanımadığımız bir üniversitede ikiüç günlük bir seminer verdikten sonra penetre etmemiz çok kolaylaşıyor.” Zaten Yalaz yılın altı ayını San Francisco’da, Saraçoğlu ise yılın ikiüç ayını eski Sovyet ülkelerindeki üniversiteleri ziyaret ederek geçiyor.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*