Sanayi 4.0 Nedir Ne Değildir?

2017 Model Otomobilinizi “Download” Ettiniz mi?

Kullanmaya kıyamayacağınız bir otomobil markası geçenlerde müşterilerine dosya uzantılı bir e-posta göndererek ekteki dosyayı otomobillerine “download” etmeleri halinde araçlarının yeni özelliklere kavuşacağını bildirdi. Sanayi 4.0’a hoş geldiniz: Artık arabanızın modelini yenilemek bir tık uzağınızda.

Sanayi 4.0 ile ilgili çok şey yazılıp çizildiği için bu alandaki teknolojik gelişmeleri bu satırlara fazla taşımayacağım. Bu işi benden çok daha iyi yapanlar var. Burada daha çok üzerinde durmak istediğim nokta dördüncü sanayi devrimi ile beraber dünyada başka neler değişiyor ve bu baş döndürücü sanayi devrimi hangi sorunlara çare olup hangi problemleri daha da keskinleştirecek gibi duruyor? Üzerinde görece daha az durulan ve benim bir şeyler katabileceğim alan bu.

Yaşlanan Dünya ve Sanayi 4.0 Hızla yaşlanıyoruz! Bugün Brüksel’deki toplantılara katıldığınızda AB’nin borç problemi ya da bankacılık sektörünün zayıf yapısı kısa dönemde gündemi meşgul etse de, uzun dönemde (AB’yi bir arada tutma çabalarının yanı sıra) en fazla dikkat çeken konunun yaşlanma olduğunu görebiliyorsunuz. Ve bu yaşlanma sadece kıta Avrupası’nın sorunu değil. Çin’den Rusya’ya, Japonya’dan Türkiye’ye kadar neredeyse bütün ülkeler bu sorunla farklı yoğunluklarda karşı karşıya. Bu da beraberinde iki temel problemi getiriyor: Artan (ve daha da artması beklenen) sağlık harcamaları ve finanse edilmesi giderek zorlaşan sosyal güvenlik sistemleri. Sanayi 4.0 ise tam bu noktada devreye giriyor ve önümüzdeki dönemin en “hot” alanlarından biri ortaya çıkıyor: Sağlık teknolojileri ve karar destek sistemleri.

Uzun süredir eski kronik hastalıklara yeni ilaçlarla tedavi yöntemlerinin bulunamaması ve hasta başına düşen doktor sayısının (sadece Türkiye’de değil) bütün dünyada artması, görüntüleme teknolojilerinden karar destek sistemlerine kadar birçok alanda sağlık teknolojilerini kritik bir noktaya getiriyor. Tüketici elektroniği konusunda dünya devlerinden biri olan Phillips’in ve General Electric’in son dönem yatırımlarının bu alanda yoğunlaşması boşuna değil. Hastanedeki randevu sistemlerinin optimizasyonundan tutun giyilebilir teknolojilerle vücudunuzdaki olağan dışı bir durumu en yakındaki sağlık merkeziyle paylaşa-bilmeye kadar geniş bir spektrumda yer alan bu baş döndürücü gelişmeler henüz bir başlangıç.

Bununla beraber artan sağlık harcamalarını ve tedavi maliyetlerini Sanayi 4.0’ın temel dayanağı olan bilişim teknolojileri ve hizmet ticaretindeki baş döndürücü artışla birleştirdiğinizde karşınıza yepyeni alanlar çıkıyor. Bugün Ingiltere’de çekilen bir MR’ın raporunun Hindistan’daki bir doktor tarafından yapılması bu argümanı destekleyen küçük bir örnek.

Bu alanda bir başka önemli gelişme de Sanayi 4.0’ın işgücü verimliliği üzerindeki etkisi tabii ki. Üretim yapısının değiştiği, imalat sanayinin yeniden tanımlandığı bir dünyada işgücü verimliliğinizi, beşeri sermayenize yatırım yaptığınız sürece, uzun yıllar aynı seviyede tutmanız artık mümkün. 40’lı yaşlardan sonra düşme eğilimi gösteren ters-U şeklinde bir işgücü verimliliğinin geçerliliğini yavaş yavaş kaybetmesi emeklilik ve sosyal güvenlik sistemlerinden istihdam piyasasına kadar birçok alanda kartların yeniden dağıtılması anlamına geliyor. ABD’de bu aralar sıklıkla tartışılan konulardan biri, ileride makineleşen ve insana daha az ihtiyaç duyulacak bir sistemde çalışıp çalışmamasına bakılmadan herkese sabit bir gelir bağlanması olduğu düşünülünce, yeni gelişmelerin toplum hayatını nasıl değiştirebileceği konusunda daha net bir fikir elde edebiliyorsunuz.

Verin Var mı Derdin Var…

Sanayi 4.0’ın olmazsa olmazlarından biri de, her dakika artan veri yığınından anlamlı sonuçlar çıkarma yeteneğinin ön plana çıkması. Çarpıcı bir istatistikle başlayalım. Sadece 2000’de yaratılan veri daha önceki 25 milyon yılın toplamından daha fazla ve bu daha bir başlangıç. Üstelik 2020 yılında bu verinin üçte birinden fazlası bulutta saklanacak!

Daha fazla veri daha iyi bir analiz altyapısını sağlasa da, iki önemli sorun ortaya çıkıyor. İlk olarak insanın sinirini bozacak kadar fazla bir veri akımının olduğu ortamda hangi veri önemli? Ana performans göstergelerini (KPI) belirlerken hangi “şanslı” verilerle çalışacağız? Veri akımının artmasıyla bu çok temel soruları cevaplamak daha büyük bir problem haline geleceği için “Big Data” ya da “Data Analytics” gibi alanlarda uzmanlığa daha fazla ihtiyaç duyuluyor. İşte üniversite sınavına hazır-lananlar için yepyeni, iş garantili ve “cool” bir alan!

Bir de işin öbür tarafı yani veri güvenliği meselesi var. Kişisel verilerin gizliliği perspektifinden baktığımızda Türkiye’de bu konu şu an bir şakadan ibaret. Bugün ufak bir araştırmayla istediğiniz kişilerin kimlik bilgilerine ulaştığınız gibi (bu satırları yazarken çıkan bir habere göre) sağlık verilerine de ulaşabiliyorsunuz. İşin şaka olmayan kısmı ise banka hesap bilgilerine ya da güvenlik zaafı yaratacak bilgilere ulaşılmasında ortaya çıkacak. Bu da bize önümüzdeki dönemin en önemli danışmanlık alanlarından birinin si-ber-güvenlik olacağını söylüyor. Yani her kazanım beraberinde bir güvenlik maliyeti de getiriyor.
Sanayi 4.0 Nedir Ne Değildir?_2.jpg
Ve Tabii ki Nesnelerin İnterneti! Bilgisayarlarınızı, akıllı telefonlarınızı ya da tabletinizi unutun. Çok değil 2022’ye kadar bu üçünün toplamından daha fazla sayıda cihaz birbiriyle “konuşacak”. Cisco’nun 2013’te yayımladığı “Internet of Things” raporuna göre dünyada 2022’ye kadar 37 milyar cihaz birbiriyle bağlantılı olacak ve bu yeni oluşum da tam 613 milyar dolarlık bir değer yaratacak.
Sanayi 4.0 Nedir Ne Değildir?_0.jpg
Kabaca bir hesapla sadece “Nesnelerin lnterneti’’nin yaratacağı ekonomik değer, Türkiye ekonomisinin 2022 yılındaki milli gelirinin yarısından (bana sorarsanız üçte ikisinden) fazla olacak. Gartner tarafından hazırlanan bir başka rapor da, çok değil üç sene sonra dünyada 18 milyarın üzerinde cihazın birbiriyle konuşacağını, bu payın da yarısından fazlasının “Nesnelerin İnterneti” tarafından yaratılacağını tahmin ediyor. Teknoloji devi Google’m akıllı ev teknolojileri alanında faaliyet gösteren Nest4’i 2014’de 3,2 milyar dolara satın alması bu eğilimin artarak devam edeceği savını güçlendiriyor: Sanayi 4.0 ile beraber akıllı ev aletleri başta olmak üzere birçok ürün çok daha karmaşık bir değer zincirine doğru evrilirken yeni üretim süreçleri sonucunda ortaya çıkan ürünler fonksiyonellik, estetik, bağlanabi-lirlik, kolay kontrol etme ve tasarım gibi küresel tüketici eğilimleri ile giderek daha fazla uyum sağlıyor. Şekil 2’de gösterilen akıllı ev aletlerinin tahmini pazar büyüklüğü doğru sektör ve sanayi politikalarıyla Sanayi 4.0’m yaratabileceği kazanımlar konusunda daha net bilgi veriyor. Bütün bu gelişmeler Türkiye için ne anlam taşıyor? Önceki yazılarımdan birinde Türkiye’nin mevcut üretim becerileriyle yeni küresel talep koşullarına adapte olmakta zorlandığını ve böyle bir lüksü olmadığını anlatmıştım. Sanayi 4.0 ile beraber değişen üretim teknolojilerini de hesaba katarsanız durum daha ciddi. Son dönemde yukarıda bahsettiğim gelişmelerle yeniden şekillenmeye başlayan küresel değer zincirine entegrasyonun bir sonraki dönemin kazananı olmak için taşıdığı önemi düşündüğünüzde yeni dönemin ekonomi politikasının odak noktasının ne olması gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten. Yoksa siz hala para politikasının her derde çare olmasının beklendiği bir dönem mi öngörüyorsunuz?

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*