Salesforce.com Hakkında

Düşünce Liderleri

Salesforce’un kurucusu ve CEO’su Marc Benioff, Silikon Vadisi’nde önde gelen bir simadır. Korsan sakalı ve futbol oyuncularına özgü cüssesiyle caydırıcı bir görünüme sahiptir. Onun çevresine emirler yağdıran ve tembellere gözünün yaşına bakmadan tekmeyi basan biri olduğunu düşünürsünüz.

Benioff ile FORBES CIO Zirvesi’nde yapılan açık söyleşinin sürpriz niteliği de buradan geliyor. Salesforce CEO’su, bu söyleşide Budizm ve yoga üzerine konuştu. Benioff’a göre teknoloji öyle bir hız ve öylesine bir katılımcı iştahıyla ilerliyor ki ancak “odaklanmış, farkındalığı yüksek” kişiler istikrarlı bir performans tutturabilir. “Farkındalık, kaygının en önemli panzehiridir” dedi Benioff.

Benioff, Doğu’ya özgü içgörülerini bir havaalanı mağazasında kitap okurken edinmedi. Ruhani akıl hocaları arayışıyla Hindistan’a gitti. Thich Nhat Hanh gibi budist rahipler Salesforce ekibine nasıl odaklanacaklarını öğretirken, onları San Francisco’daki evlerinden birinde ağırladı. Yeni Salesforce ofis binalarının her katında yoga odası var. Benioff’un guru ve akıl hocalarına düşkünlüğü kapsayıcı. Amerikalı motivasyon uzmanı Tom Robbins’i de bir Budist rahibi olarak düşünülecek en son kişi kendisini doğru yola sokan kişi olarak görüyor.

Varsayıma göre veri ve analizin yeni dinimiz olduğu hiperrasyonel bir çağda yaşıyoruz. Oysa tam da böyle değil. Başarılı girişimciler ve yöneticilerle konuştukça, en iyilerin başarılarının sadece ekonomik optimizasyonu elde etmekle sınırlı olmadığını anlıyorsunuz. Onlar, başkalarını duygusal olarak nasıl etkileyeceklerini biliyor. Ve kendileri için de duygusal motivasyon arıyorlar.

Silikon Vadisi, nisan ayında 75 yaşında hayata veda eden “koçu” Bili Campbell’ı kaybetti. Campbell bir zamanlar Columbia Üniversitesi’nde baş futbol koçuydu. Daha sonra reklamcılık kariyerine başladı. Sonrasında ise Batı’ya taşınıp Apple ve nihayetinde CEO’su olduğu Apple kökenli “Claris” gibi bir dizi şirkette yöneticilik görevlerinde bulundu. Campbell bu süreçte müthiş bir motivasyon ustası ve stratejist, terimin henüz popülerlik kazanmasından bile önce bir işletme koçu olarak ün kazandı. Steve Jobs da hayranları arasındaydı.

Jobs, Campbell’ı Apple’ın yönetim kuruluna aldıktan sonra ikili Palo Alto civarında uzun yürüyüşlere çıkacak, iş ve aile üzerine sohbet edecekti. Steve Jobs’un sırrı, onun 1970’ler ve 1980’lerde vahim kusurları olan parlak bir yaramaz çocuktan 2000’lerin başlarında dünya çapında bir CEO seviyesine evrilmesiydi. Sır perdesi, Jobs’ın ona her zaman arka çıkan, daha büyük, daha akıllı kardeşle ilişkisi incelendiğinde aralanıyor. Ancak Campbell, Intuit’in Scott Cook’u, Google’ın Larry Page’i ve Silikon Vadisi’nde daha nicelerinin de destekçisiydi. Eğer Campell’ın bilgece tavsiyeleri ve açık saçık motivasyon konuşmalarını dinlemek istiyorduysanız iş sonrasında onun Palo Alto’daki Old Pro barına (mekanın kurucu ortağıydı) uğramanız yeterliydi.

İnsanın kendi kariyeri ve ekibiyle birlikte sürekli gelişimi nasıl elde edeceği sorusu her ciddi yetişkinin önceliği olmalı. Bir Marc Benioff ya da bir Steve Jobs alışılmamış yollarla cevap aradığında, onaylamama tutkunuza engel olamazsınız. Tabii ki başvurulacak daha iyi yer, veriler ya da belki saygın bir MBA programında bir kurstur.

Eh, bu durumda 190 ülkede 32 milyon müşteriye hizmet veren, İngiltere merkezli 14 milyar dolarlık sağlık sigortası şirketi Bupa’nm son CEO’larından Stuart Fletcher ile konuşmak isteyebilirsiniz. Geçen yıl tanıştığım Fletcher ile bu sene “Leveraging Genius” konferansında tekrar karşılaştım. Konferans, Philadelphia’nın banliyölerinde yerleşik işletme yönetimi danışmanlık firması Gap International tarafından düzenleniyor. Gap’ın kurucusu, 1960’larda Türkiye’den ABD’ye gelen ve dilbilim öğrenimi gören Pontish Yeramyan adlı bir Ermeni. Yeramyan, “Eylemin düşünceden, düşüncenin ise dilden kaynaklandığına” inanıyor. “Yüksek performans sahipleri, orta ve zayıf performanslıların sahip olmadığı bir dil yaratmışlardır kendilerine dair” diyor Yeramyan.

Fletcher, geçen on yılda çok sayıda Leveraging Genius konferansına katılmış. Her seferinde beraberinde 20 Bupa yöneticisinden oluşan bir ekip getirmiş. İşin israf gibi görünen ekonomik yanını düşünün: Dünyanın dört bir yanından 20 yönetici bir hafta boyu süren konferans için Arizona’ya taşınmış. Kağıt üzerinde büyük bir verimlilik kaybı bu. Ancak Fletcher yatırımın bu masrafa değdiğini söylüyordu. Yöneticileri daha iyi yöneticiler ve liderler olarak dönmüş geriye. İçgörüleri tazelenmiş, motivasyonları yenilenmiş. İç yazılımları yeniden yüklenmiş ve bir üst dereceye terfi etmiş; performansları ise muazzam derecede gelişmiş.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*