Piyasalarda Son Durum

Aşağıdaki haritada renkli olan ülkelere baktığınızda ne düşünüyorsunuz? Türkiye’nin bu her açıdan geri kalmış ülkelerle nasıl bir ortak noktası olabileceğine akıl erdiremiyorsunuz büyük ihtimalle.

14 Temmuz günü bu haritada Türkiye yoktu. Yapısal ekonomik sorunları, ağır aksak işleyen bir demokrasisi ve giderek itibarsızlaşan bir yargı düzeni de olsa demokrasi için “utanç haritası” diyebileceğimiz bu resmin içinde yoktuk. Bu haritaya bakan ve halen darbe girişimine kılıf bulan, “evet ama” diyen ya da sessiz kalanlar utansın.

Gelelim esas konumuza. Aşağıdaki tabloda dikey eksen ülkelerin refah düzeyini ölçen kişi başı milli geliri temsil ediyor. Hani şu Türkiye’de herkesin konuştuğu ama kimsenin çıkmak için çözüm üretemediği “orta gelir tuzağının” temel göstergesi. Yatay eksende ise her kalkınma planında ya da strateji belgesinde bahsedilen ama bir türlü ilerleme kaydedilemeyen işgücü verimliliği var.

Çok benzer bir tablo kişi başı milli gelir ve toplam faktör verimliliği için de geçerli. Mesaj da çok açık: Türkiye’de uzun dönemli ve sürdürülebilir bir büyüme hikayesi yazmak istiyorsan başrol oyuncusu verimlilik olmak zorunda. Konuya mikro ölçekte firma ve sektör ya da makro ölçekte ekonominin geneli perspektifinden de baksanız sonuç değişmiyor. Çarpıcı bir istatistikle ağustos sıcağında uykunuzu açmam gerekirse İrlanda’da ortalama bir çalışan, Türkiye’deki ortalama bir çalışanın yaklaşık yedi katı katmadeğer yaratıyor. Bu da hak ettiğimiz üst lige çıkmamız için ağırlık vermemiz konuların başında ne olması gerektiğini açıklıyor: Verimlilik.

Üstelik bu konu küresel kriz sonrasında daha da hayati hale geliyor. Örneğin Türkiye için çok önemli olan doğrudan yabancı yatırımların, ücretlerin düşük, çalışma koşulla

Bununla beraber bu yazıda daha çok ön plana çıkartmak istediğim konu biraz farklı. İşgücü verimliliğinin düşük olması kadar önemli bir başka problem, ücretler ve işgücü verimliliği arasında özellikle son yıllarda karşılaştığımız farklılaşma. Rekabet gücündeki zayıflamadan sürdürülebilir büyümenin sağlanamamasına kadar geniş bir alanda olumsuz etkilerini gözlemeye başladığımız bu uyumsuzluğa dikkat çekmek istiyorum.

Küresel krizden sonra saatlik işgücü maliyet endeksi hızla yükseliyor. 2007 yılından itibaren işgücü maliyetlerindeki artış yüzde 100’ün üzerinde. Özellikle de son dönemlerde artan bir ivmelenme görüyoruz. Özellikle 2013 sonrasındaki keskin yükselişe 2016 başıyla beraber asgari ücretlerdeki artışın da yaratacağı etkileri eklediğimizde bu olumlu bir tablo değil. Bunu haklı çıkaracak bir verimlilik artışı var mı? Yok! Çalışılan saat başı gayri safi yurtiçi hasıla rakamlarına baktığımızda uzunca süredir yerimizde sayıyoruz. Zaten yukarıda bahsettiğim uyumsuzluğun da çıkış noktası burası: İşgücü maliyetlerindeki artışı haklı çıkaracak bir verimlilik artışı yaratamamışız. Yani problem, sadece işgücü verimliliğinin yerinde sayması değil aynı zamanda işgücü maliyetlerinin de hızla artmış olmasında.

Piyasalarda Son Durum_1.jpgPiyasalarda Son Durum_2.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*