Panama Yatırım Rehberi

Panama’nın Gerçek Hikayesi

Bugünlerde Panama dediğinizde akla gelen ilk şey “belgeler” oluyor. Çok kötü. Bu küçük Orta Amerika ülkesini kısa bir süre önce ziyaret ettim ve çoğu insanın bilmediği bir şeye ilk elden tanık oldum: Panama muazzam bir ekonomik başarı hikayesi; ülkenin ortalama yıllık büyüme hızı, 21’inci yüzyıl itibarıyla dünyanın en iyisi. Gerçi son dönemde işler biraz yavaşladı: Geçen yıl büyüme, yüzde 6’nın biraz altına indi ama bu yıl yüzde 6’nın üzerine çıkması bekleniyor. Bugünlerde Çin’den gelen ve olduğundan biraz daha yüksek görünen rakamların aksine Panama’nmkiler gerçek ve Panama’nın büyümesi hala çoğu dünya ülkesinin ışık yılı ötesinde.

Dünyada yazılıp çizilenlerin aksine Panama pespaye bir para aklama yeri değil. Tam tersi: Panama City, Latin Amerika’nın finans merkezi oluyor; çok sayıda küresel ve Latin Amerikalı finans kuruluşunun burada hacimli bir mevcudiyeti var. Ülke şeffaflıkta hatırı sayılır bir ilerleme sağladı. Para aklamayla mücadele eden çok ülkeli Mali Eylem Görev Gücü, Panama’yı bu yıl gri listesinden çıkardı. Ülke 2012’de de OECD’nin vergi cenneti kara listesinden çıkarılmıştı. Panama başka reformlar da yapıyor, isimsiz hissedar sertifikasını kaldırmak gibi. Ülke, 2018’e dek OECD’nin şeffaflık standartlarına uyum sağlamış olmayı hedefliyor.

Yatırımcılar Panama’nın geleceğini parlak görüyor. Hükümet kısa bir süre önce 1,2 milyar dolarlık bir tahvil ihracı gerçekleştirdi ve tahviller aşırı talep gördü. Ülkede kamu borcunun GSYİH’ye oranı sadece yüzde 40; bu oran ABD’de yüzde 100’ün üzerinde.

Panama yük taşımacılığında kendisini Amerikaların ekonomik kavşağı haline getirdi. 1999’de devraldığından bu yana kanalın denetimini gayet iyi yürüttü. Bu tarihi su yolundan geçen konteynır sayısı 1993’te 267 bin iken bugün 6 milyonun üzerine çıkmış durumda. Haziran ayında üçüncü lok dizisinin açılmasının ardından kanaldan günümüzün mega gemilerinin de geçmeye başlamasıyla bu rakam 12 milyonun üzerine çıkacak. Trafikteki bu büyümeye eşlik eden muazzam altyapı belli ki ülkeye ekonomik bir rahatlama sağlamış. Hükümet akıllıca bir kararla birçok ülkenin devlete ait petrol şirketlerine yaptığı gibi kanala kısa vadeli bir politik kumbara muamelesi yapmamış. Kanala ciddi miktarlarda paralar yeniden yatırılmış. Bunun sonucunda büyüyen ticaret hacmiyle birlikte devletin kanal gelirleri de ciddi bir şekilde artmış.

Yaklaşık 10 yıl önce Panama’da 41 Numaralı yasa yürürlüğe girdi; yasa Panama’yı Latin Amerika için bölgesel üs haline getiren büyük şirketlere kayda değer teşvikler sağlıyordu. Procter & Gamble gibi 100’den fazla çokuluslu şirket bu davete uydu. Sağlanan imkanlar arasında şirket çalışanlarının Panama’da gelir vergisinden muaf tutulması da bulunuyordu. Kanal gibi bu merkezlerin kurulması da altyapıya ciddi bir destek sağladı, okullar dahil olmak üzere. Bu arada Panama’nın genişleyen havaalanı da önemli bir bölgesel üs haline geldi; buraya inen yolcuların yüzde 68’i başka yerlere giden transit yolculardan oluşuyor.

New York ve Chicago’yı saymazsak, Panama City batı yarıküresinde herhangi bir şehirden daha fazla gökdelene sahip. Latin Amerika’nın en yüksek 25 binasının 16’sı Panama City’de. Sao Paulo, Mexico City ve Buenos Aires gibi megametropolleri hesaba kattığınızda bu gayet şaşırtıcı bir durum.

Panama bütün bu büyümeyi desteklemek için gerekli altyapının inşasına da büyük özen gösteriyor. Büyük bir tek raylı sistemin inşası devam ediyor ve konferans, sergi benzeri “iş turizmi” amacıyla kullanılacak yeni bir kongre merkezi de tamamlanmak üzere.

Ülkenin bir başka büyüme kaynağı da tıp turizmi alanında sahip olduğu potansiyel. Örneğin Johns Hopkins’in burada büyük bir tesisi bulunuyor. Başta Avrupa olmak üzere birçok Batı ülkesinin adeta iflas etmiş sistemlerinde sağlık hizmetlerinden faydalanma imkanının gitgide azaldığı bir ortamda, Panama’nın sunduğu şeye -makul maliyetlerle eksiksiz bakım- sınırsız bir talep olacaktır.

Kısa süre önce FORBES’da sıradışı yeni bir “şehir” hakkında bir haber yayımlandı. Haberde bahsi geçen yer, eskiden ABD Hava Kuvvetleri üssünün bulunduğu bin 800 hektarlık bir alanda yükselen Panama Pacifico’ydu. Burada sayısız şirket ve binlerce insan için milyarlarca dolar değerinde yapılar inşa edildi. 2007’de KolombiyalI bir milyarder ve Londra merkezli bir gayrimenkul şirketinin oluşturduğu konsorsiyum, güçlü yerel aileleri içeren bir şirketi geride bırakarak burayı geliştirme hakkını elde etti. Bu mücadeleden zaferle çıkan geliştiriciler büyük paralar kazanıyor ama hükümet buna aldırmıyor çünkü biliyor ki geliştiricilerin başarısı Panama ekonomisine katkı sağlayacak.

Çeşitli şirket yöneticileri bana Panama’nın kilit avantajının para birimi olduğunu söyledi. Panama, ülkenin Kolombiya’dan ayrıldığı ve kanalın inşa edildiği dönemden yani yüz yılı aşkın bir zamandan beri para birimi olarak Amerikan Doları’nı kullanıyor. Kronik bir şekilde istikrarsız yerel para birimleri, Latin Amerika’nın hep başına bela oldu. Komşu Kolombiya’da yakın zamanda yaşanan yüzde 35’lik devalüasyon Panama’yı da tedirgin etti ve ülkenin iş insanlarına bir kez daha doların avantajlarını hatırlattı. Dolar, bütün sıkıntılarına rağmen dünyanın diğer paralarıyla karşılaştırıldığında hala bir Cebelitarık Kayası.

Panama yabancıların buraya taşınmasına açık, çalışmak istedikleri sürece. Panama City, çok sayıda farklı ulustan insanın burada birarada yaşamasıyla giderek daha kozmopolit bir yer haline geliyor.

Doğrudan yabancı yatırımlar da memnuniyetle karşılanıyor. Bazen gerekli izinleri almak sabır gerek-tirse de -Panama da çevrecilerden payına düşeni almış- girişimciler işlemlerin harcanan çabaya değdiğine ve ABD’nin pek çok yerinde olduğundan daha külfetsiz olduğuna inanıyor. Sermaye Panama’da bir dost olarak görülüyor, korkulması ya da bastırılması gereken bir şey olarak değil.

Vergi sistemi de gayet mülayim. Genel KDV sadece yüzde 7 ve veraset vergisi yok. Ama hükümetin işi sonuna kadar götürmesi ve Hong Kong benzeri bir vergi sistemini hayata geçirmesi gerekiyor. Ayrıca kamu harcamalarında son dört yılda yaşanan büyümeyi de yavaşlatması şart.

Panama ayrıca kendisini bir turizm destinasyonu olarak tanıtmak için daha fazla çaba sarfedebilir.

Panama, yeni Singapur olmak istiyor ama bunu gerçekleştirmek için reformlara ihtiyaç var. Okul sisteminin geliştirilmesi gerekiyor ve insanların vasıflı işler için eğitilmesine yönelik daha fazla çaba sarfedilmeli.

Yolsuzluk da ciddi bir zorluk teşkil edebilir. Önceki hükümet eli uzunluğuyla kötü bir şöhrete sahipti. Ama bu yetkililerin çoğunun mahkeme önüne çıkarılması da Panama’nın hanesine yazılması gereken artı bir puan. Panamalılar orta sınıfın büyümesiyle suistimallere yönelik hoşgörünün de azalacağına inanıyor. Demokrasi -meşum bir uyuşturucu kaçakçısı olan-diktatör Manuel Noriega’nm, ABD öncülüğündeki bir askeri müdahaleyle devrilmesinden bu yana geçen çeyrek yüzyılda sağlam köklere kavuştu. Neyse ki Panama, komşusu Kosta Rika’nın izinden giderek 1990’larda ordusunu lağvetti.

Bazı şeyler bu küçük ülkenin kontrolü dışında; küresel ekonomik yavaşlama ve bunun ticaret üzerindeki yıkıcı etkisi, küresel para politikasında artan kaos ve ABD’nin yanısıra başka ülkelerde de güçlenen korumacılık gibi. Yine de Panama’nın olağanüstü başarısını duyurmak için daha fazla çaba harcaması gerekiyor hele dünyanın böylesi başarılara son zamanlarda hasret kaldığı göz önüne alındığında.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*