Orlando Saldırısı ve Kutuplaşan Amerika

Bilindiği üzere geçen ay içinde ABD’nin Orlando kentinde bir bara düzenlenen saldırıda 49 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırıyı Afgan asıllı Amerikan vatandaşı Ömer Metin gerçekleştirdi. Saldırganın saldırı sırasında polisi arayarak IŞİD’e biat ettiğini açıklaması ve IŞİD’in saldırıyı üstlenmesi ABD’de Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında hep yapılagelen o bilindik tartışmayı bir kez daha yeniden başlattı. Bu tartışmanın temel parametreleri belli: Cumhuriyetçi muhafazakar kesime göre sorun “radikal İslam” ve medeniyetler çatışması, Demokratlara göreyse asıl mesele silah satın almayı kolay kılan kanunlar.

Obama yönetimi ve bizzat başkan Obama, bu tür terör eylemleri sonrasında çok dikkatli davranarak ‘radikal İslam’ sözcüklerini kullanmıyor. Zira Obama “radikal İslam” kavramının İslam dinine mensup bütün Müslümanları töhmet altında bırakıp radikallerin emellerini hizmet edeceğini düşünüyor. Nitekim Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton da benzer bir söylem izlemeyi tercih etti.

Fakat Orlando saldırısının ardından Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump bir kez daha ırkçı bir konuşma yaptı ve başkan olduğu takdirde Amerikan sınırlarını Müslüman asıllı göçmenlere ve de hatta bütün Müslümanlara kapatacağı vaadini yeniledi. Trump konuşmasında aynı zamanda Demokratlara saldırarak “Hillary Clinton soruna isim vermeye, radikal İslam demeye korkuyor” suçlamasında bulundu. Buna tepki olarak savunmaya geçen Clinton “meselenin radikal İslamcılık” boyutunu dile getirmekten korkmadığını söyledi fakat ülkedeki silah alımını düzenleyen yasaların da üstüne gidilmesini istedi.

Yapılan saldırının eşcinsellerin rağbet ettiği bir barı hedeflemesi “Radikal İslam mı” “silah yasaları mı” sorusunun yanısıra başka bir soruyu da tetikledi: Terörizm mi homofobi mi’? Saldırıyı gerçekleştiren Ömer Metin’in radikal İslamcı olmayışı ve de operasyonel olarak IŞİD ile bir bağlantısının bulunmaması akıllara homofobi konusunu getirdi. Ama Metin’in eşcinsellere nefretini her fırsatta dile getirmekle birlikte FBI tarafından ‘eşcinsel eğilimlerinin olduğundan şüphelenilen’, psikolojik sorunları olan biri olarak nitelendirilmesi kafaları daha da karıştırdı.

Bu noktada “yalnız kurt” denilen olgu üzerinde düşünmek lazım. “Yalnız kurt” saldırılarında genelde motivasyon şahsi olmakla birlikte IŞİD gibi radikal İslamcı bir ‘marka’ da kullanılıyor. Böylece saldırgan kendi şahsi motivasyonuna ‘kutsal’ bir boyut katarak meşruiyetini artırmayı istiyor. “Yalnız kurt” saldırılarını bütünüyle dine ya da ideolojiye bağlamak problemli bir yaklaşım.

Ünlü siyasetbilimci Olivier Roy’nın ‘radikalleşmenin İslamileşmesi’ olarak kavramsallaştırdığı olgu tam da bu durumu açıklıyor. Roy’ya göre bu tür durumlarda İslam, halihazırda radikalleşmiş ve şiddet eylemine karar vermiş bireyler tarafından eylemi meşrulaştırmak için kullanılıyor. Bu bireyler Müslüman toplumu ve onun eğilimlerini temsil etmek şöyle dursun, Müslüman toplumu içinde izole olmuş bireyler. Pek azı siyasi olarak aktif. Pek azı Filistin halkının hakları gibi radikal İslamcı ideolojide önemli yer tutan konularla ilgileniyor. Camiye gitmiyorlar, teolojiyle, İslamcı ideolojiyle ilgilenmiyorlar, Ramazan’da yoksullara yemek dağıtmak gibi toplumsal faaliyetlerde bulunmuyorlar. Roy’ya göre ilgilendikleri tek şey şiddet, kahramanlık ve ölüm. Dolayısıyla Orlando saldırısı gibi saldırılarda meselenin özünü anlamak için İsrail-Filistin meselesine, Batı’nın emperyalizmine, medeniyetler çatışmasına, demokrasi ile uyuşmadığı iddia edilen İslam dinine bakmak sorunu yanlış yerde aramak demek…

Roy’nın da ifade ettiği gibi bu tür saldırılar medeniyete bir başkaldırı değil, şahsi bir isyan. Bu nedenle siyasi, ekonomik marjinalleşme gibi yapısal faktörler yerine daha mikro düzeyde bireye odaklanan psikolojik faktörlere yoğunlaşmak gerek. Yani Obama’nın ve genel olarak Demokratların meseleye bakış açısı bu anlamda sağlıklı. Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin “Müslümanları ülkeye almayalım, bu bir medeniyetler çatışması” söylemi ise tehlikeli. Sadece sorunu yanlış teşhis edip Müslüman toplumu, içindeki kurbanlaştırılma psikolojisini tetiklediği için değil. Aynı zamanda ana akım siyasi söylemi savunmada bırakıp aynı sorunlu dili kullanmaya ittiği için. Hillary Clinton’ın bunca zaman direnip Trump’ın suçlamalarının ardından “meselenin radikal İslamcı boyutunu dile getirmekten korkmuyorum” demesi bu eğilimin son örneği… O

Orlando Saldırısı ve Kutuplaşan Amerika_6.jpg

Orlando Saldırısı ve Kutuplaşan Amerika_7.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*