Montessori eğitim sistemi

Özel eğitimde çağdaş yaklaşımlar

Genç nesillerin çağdaş yaşamın gereksinimlerine uygun olarak yetiştirilebilmesi için sayısız avantaj sağlayan özel okullar, ebeveynlerin tercihi olmayı sürdürüyor. Başarısı kanıtlanmış eğitim modellerinde ise Montessori ve STEM sistemleri ön plana çıkıyor.

Teknolojinin hayatın her alanına derinlemesine etki ettiği günümüzde, yaşanan değişim ve gelişmelerle birlikte çocukların yetişme şartlan da evrilmeye başladı. Bu ivme, eğitim kurumlannın da kendilerini çağa adapte etmesi zorunluluğunu doğurdu. Artık klasik eğitim sistemleri, yerini başarısı dünyada kanıtlanmış farklı modellere bırakıyor. Bunlardan biri de Montessori.

İtalyan bir doktor ve eğitimci olan Maria Montessori tarafından geliştirilen Montessori sistemi, “sınırlar içinde özgürlük” ile çocuğun doğal psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişimine odaklanan bir metod olarak tanımlanıyor.

Association Montessori Internationale (AMI) ve Amerikan Montessori Cemiyeti (AMS)’nin belirlemiş olduğu kriterlere göre; Montessori eğitim sisteminde yedi ana unsur var: “Ağırlıklı olarak 2.5 6 yaşa kadar çocuklar için oluşturulan karma yaş sınıfları”, “belirlenmiş seçenekler içinden öğrencinin kendi seçeceği faaliyetler”, “ideali üçer saat olan ve bölünmeyen çalışma zamanları”, “öğrencilerin malzemelerle çalışarak öğrenmelerine dayalı yapılandırmacı model”, “özelleştirilmiş eğitim malzemeleri”, “sınıf içi hareket özgürlüğü” ve “Montessori metodu için eğitilmiş bir öğretmen”.

Montessori eğitim sisteminin en önemli özelliği, çocukların kendi bireysel öğrenme hızına göre ilerleyebiliyor olması. Buna göre çocuk; hazırlanmış bir çevrede, kişiliğinin oluşması için ona özgürlük tanıyan ve kişisel gelişim sürecini destekleyen bir metod çerçevesinde, hareket ve faaliyet özgürlüğüyle öğreniyor.

Montessori ile çocuklar dikkatini yoğunlaştırma becerisini kazanıyor, çalışma isteği ve zevki yüksek, üretken bireylere dönüşüyor. Disiplin kavramı içselleşirken, kendine ve başkasına saygı duyma güdüsü güçleniyor.

Eğitimde STEM etkisi

Dünya, son 10 yıldır akademik bilgi ve yetenekleri uygulamalı mühendislik ve problem çözme metodlarıyla öğretmeye odaklanan STEM sistemini konuşuyor. 21. yüzyıl becerilerine sahip bireyler yetiştirmenin yolu, STEM eğitiminden geçiyor.STEM, fen (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematik (mathematics) kelimelerinin İngilizce karşılıklarının baş harflerinden oluşuyor. STEM modelinde öğrencilere bir soruyu çözerken bu dört alana yönelik bilgilerin de öğretilmesi hedefleniyor. Bu sayede genç bireylere günlük problemlerle başa çıkabilme yeteneği kazandırılıyor. Yani öğrenciler sadece sınavları değil, hayatı da kazanmaya odaklanıyor. Gelişmekte olan ülkelerin eğitim sistemlerinde problem analizi yapabilen, inovatif düşünen ve girişimci ruha sahip olan duyarlı bireyler yetiştirme odağı bulunduğu yadsınamaz bir gerçek. Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Barack Obama’nın desteğiyle başlayan bilim ve teknoloji ağırlıklı STEM metodu; eğitimde başlı başına bir ekol olan Finlandiya’da da başarıyla uygulanmakta. Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı da STEM modelini okullara entegre etmek için harekete geçti. Hacettepe Üniversitesinin katkısıyla yapılacak STEM eğitimi için 1200 gönüllü öğretmene STEM eğitimi verildi. Bu öğretmenlerin, derslerine girdikleri 100 bin öğrenciye eğitim vermesi hedefleniyor. Öte yandan OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) yükseköğretimde STEM alanları ile ilgili birçok veri paylaşıyor. Buna göre 2030’da Çin’de yükseköğretim mezunlarının yüzde 37’si STEM alanlarından mezun olacak. Türkiye ise OECD ve G20 ülkelerinin değerlendirildiği araştırmaya göre ıı’inci sırada yer alacak.

Montessori eğitim sistemi_2.jpgMontessori eğitim sistemi_3.jpgMontessori eğitim sistemi_0.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*