MENKUL REHNİ

A TARİFİ VE KONUSU

Bir borcun ödenmesi için menkul bir malm teminat (Güvence) olarak verilmesidir. Menkul rehni taşınır bir malm veya hakkın bir alacağa teminat olmak üzere alacaklıya; bu merhunun paraya çevrilmesine ve alacağını tahsile imkân veren bir akittir. Bundan anlaşıldığına göre menkul rehin, taşınır malm rehni yanında haklar üzerinde de tesis olunabilmektedir.

Menkul rehninde de alacaklının, alacağını borçludan tahsil edemezse, rehnedilen şey veya hakkın paraya çevrilmesini istemek ve alacağını bu yoldan elde etmek hakkı vardır (M.K. mad. 860).

B ÇEŞİTLERİ

Teslimi şarta bağlı rehin Belli istisnalar dışında bir taşınır mal ancak teslimi şarta bağlı olarak rehin edilebilir İyi niyetle olsun veya olmasın rehni veren kimse, rehnedilen malı kendi elinde tuttukça rehin alan içinNrehin hakkı var sayılmaz. Yalnız medeni kanunumuz bu prensibe istisna da getirmiştir. Hayvan rehninde (M.K. mad. 854). Rehnedilecek hayvanın teslimi şart değildir. Buna “menkul ipoteği” de denilir.

Teslimi şarta bağlı rehinde iki işleme ihtiyaç vardır Bunlardan biri “Rehin mukavelesi” diğeri ise “Teslim” dir.

1) Rehin mukavelesi

Rehneden ile alacaklı arasında yapılan bu sözleşmede rehneden bir menkulün belli bir borcun teminatı olarak alacaklıya veya üçüncü bir şahsa teslim etmeyi taahhüt eder. Bu sözleşme herhangi bir şekle bağlı değildir.

Rehin mukavelesinin taraflarından biri daima alacaklıdır. Diğer tarafın ise mutlaka da borçlu olması gerekmez. Çünkü her bir üçüncü şahıs da borçlunun borcunu temin etmek üzere bir menkulünü rehnedebilir.

Bazı hallerde rehin mukavelesi olmadan da rehin tesis edilebilir. Buna “Kanundan doğan rehin hakkı” denir. Örneğin, hapis hakkı gibi. Borçluya ait olup alacaklının elinde bulunan ve alacakla ilgili bir menkulün borç ödeninceye kadar elde tutulmasına “Hapis hakkı” denir.

2) Teslim

Sözleşme yapmak rehin için yeterli değildir. Rehin hakkının bir ayni hak olarak doğabilmesi için rehnedilecek menkulün teslim edilmesi de gerekir. Buradaki teslim, gayrimenkuldeki tescile karşılıktır.

Teslim doğrudan doğruya alacaklıya yapılabileceği gibi, üçüncü bir şahsa da yapılabilir ki, buna “yedemin” denir.

C REHNİN HÜKÜMLERİ

Rehneden bakımından; Rehneden menkulünü rehin vermekle onun üzerindeki mülkiyet hakkını kaybetmez. O yine sahibidir. Sadece merhunun zilyedliği (Elinde tutana) rehnalana geçer. Rehneden, rehnettiği menkulün satılması ve borcunu karşılamaması halinde bütün mameleki ile (varlığı ile) sorumludur.

Rehnalan bakımından; Rehnalanın hakları olduğu kadar borçları da vardır.

1) Hakları

Rehnalanın, teslimi şarta bağlı rehinden doğan en önemli hakkı “Rehnin paraya çevrilmesi hakkı” dır. Rehnalanın sahip bulunduğu bu hak mutlak bir hak olduğundan alacağını bütün diğer alacaklılardan önce tahsil etmek yetkisine de sahiptir.

Rehin hakkı, sadece alacağın kendisi değil, tahakkuk edecek faizleri, takip ve mahkeme masraflarını, temerrüt faizlerini de tahsile hak verir. Bundan çıkan sonuç şudur Borç ödenmezse rehnalanın paraya çevirme hakkı vardır ama, rehnolan eşya kendinin olamaz. Böyle bir şart koşulmuş olsa da hükümsüzdür. Yani merhuna temellük şartı batıl sayılır (M.K. mad. 863).

Rehnalan, merhunun paraya çevrilme hakkını icra yoluyla kullanır. Satış icradan ve icra iflas kanunu hükümlerine göre yapılır (İc. İf. K. mad. 145 v.d.). Bununla beraber bu emredici bir hüküm değildir. Taraflar yaptıkları rehin sözleşmesinde alacaklının merhu nu pazarlıkla satmasını kararlaştırabilirler. Bu da geçerlidir. Ama böyle bir anlaşma yoksa alacaklı kendiliğinden satamaz. İcradan veya sözleşme uyarınca pazarlıkla satıştan elde edilen miktar alacağa mahsup edilir, fazlası varsa borçluya geri verilir.

2) Yükümlülükleri

Rehnalan, kendinde bulunan rehinli menkulü korumakla yükümlüdür. Merhunu kullan

ma yetkisi olmî dığı gibi satamaz ve başkasına rehin vereı lez. Rehnalanın ikinci borcu, alacağını tahsil ettikten sonra menkulleri rehnedene sağlam olarak, değişmemiş olarak geri vermektir (M.K. mad. 858 861).

D REHNİN SONA ERMESİ

Alacağın tahsili ve ortadan kalkması ile rehin de sona erer. Bu takdirde rehnalan merhunu rehnedene geri vermekle yükümlüdür (M.K. mad. 858).

Rehin hakkı, rehnalanın merhun üzerindeki zilyetliğini devamlı olarak kaybetmesi nedeniyle de sona erer. Bu da ancak rehna lanın kendi rızası ile bir başkasına vermiş olmasıyla meydana gelir.

Eğer zilyetlik, iradesi dışında elinden çıkmış örneğin merhun çalınmış veya gaspe dilmiş bulunuyorsa, bu hallerde rehin hakkı sona ermez. Medeni Kanun, rehnalan “Merhun üzerindeki zilyetliğini ve merhuna vaziyet eden üçüncü şahıslardan isteme yetkisini kaybedince rehin düşer.” demektedir (M.K. mad. 857).

Merhun, rehnalanın rızası ile rehnedenin zilyetliğine geçmiş olursa rehin sona ermez, neticeleri askıda kalır (M.K. mad. 857). Yani merhun tekrar rehnalanın zilyetliğine geçince rehin hakkı bütün neticeleri ile birlikte rehnalana geri döner.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*