MAKRO FİNANS

15 Temmuz Sonrası 1960’dan bu yana yapılan darbelerin demokrasiye ve kuramlarının sürekliliğine ciddi zarar verdiğini toplumun neredeyse tüm kesimi kabul etmiş görünüyor. 15 Temmuz’da da halk darbelere karşı olduğunu çok ciddi bir refleksle gösterdi. Toplumun tüm kesiminin gösterdiği bu büyük direnç olmasaydı şu an belki çok farklı şeyleri yaşıyor olabilirdik. Buna rağmen ekonominin geleceğine ilişkin bir öngörü ve durum tespiti paylaşmamız gerekiyor.

Geçmiş Tecrübeler Ne Diyor?

Aslında tam benzer bir şeyi yaşamadık geçmişte. 80’lerde ekonomi bu kadar büyük ve küresel değildi. Lehman’ın batması küresel bir krizdi ancak ülkemizde, iç politikada bir sorun yoktu. Brexit zaten etkisi sınırlı oldu. 15 Temmuz’un en önemli ayrımı belki de gelecekte alınacak iç politika hamlelerine çok bağlı olması. İki temel senaryo düşünülebilir. İyimser olanı halihazırda gerçekleşen siyasi partiler arası yakınlaşmanın ülkenin beka sorununda ortak davranma kararının devamı. Eğer bu uzunca bir süre devam ettirilebilirse ve ekonomik reform paketi de devreye sokulabilirse tüm bu olası olumsuzluklar çok daha rahat çözülebilir. Tüm bu olumsuzlukların etkisi azalır ve ilerde gelebilecek saldırılar da az hasarla atlatılır. Ancak kısa vadede bu sürecin sağladığı krediyi politik alanda nakde çevirme riski var. Ama 15 Temmuz öncesi ortamdaki gerginliğe geri dönüş kanımca farklı tip saldırılara ilerde davet çıkarmak olur. Ben şu anki ılımlı ortamın devam edeceğine inanmak istiyorum. O senaryoda bu

gelişimi daha rahat yönetiriz. Sonuçta geçmiş kaotik dönemler şu ana tam da ışık tutmuyor ama yine de politikanın ekonomiyi belirleyeceği bir dönemin içine giriyoruz.

Neler Yapılabilir?

Devam eden yargılama sürecini yeteri kadar hızlı etkin ve şeffaf yapabilmemiz önemli. Bunu yaparken ekonomideki önceliklere önem verdiğimizi göstermemiz önemli. Merkez Bankası bu noktada en kritik kurumlardan biri. Likidite ve benzeri politikalarla kur ve faiz oynaklığını en aza indirmeye çalışacaktır. Makro anlamda turizm, yatırım ve tüketimin belirli bir ivme kaybı beklenebilir. Ancak bu yönetilebilir bir durum olabilir. Kurun oynaklığının azaltılması sonrası birçok konuda güven bir nebze daha artabilir. Enflasyon kur nedeni ile biraz daha direnç gösterebilir. Büyüme ve işsizlik biraz olumsuz etkilense bile sorun çok büyümeden atlatılabilir. Tüm bu süreçte piyasalar yönündeki şansımız bol likidite ve negatif faizler.

Derece Kaybı Yaşar mıyız?

S&P’yi Moody’s’in takip etmesi senaryosuna da hazır olmalıyız. Moody’s derece notumuzu yatırım yapılabilir seviyeye çekmeden önce de kötü bir durumda değildik. Kısa vadeli artıştan elde ettiklerimiz çok da önemli olmadı aslında. Olası bir derece kaybı da bence yönetilebilir yeter ki gerekli önlemleri alalım.

MAKRO FİNANS_3.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*