Kendi İşini Kuracak Girişimciler İçin 42 Yeni İş Modelleri

Emin Hitay’ın hakkını teslim etmek gerekiyor. Parasını hep yenilikte, yeni işler kurmakta arıyor. Hepsi başarılı mı oluyor? Elbette hayır ama zaten bunun adı girişimcilik…

Eğer insanların Instagram’da paylaştıkları şeylerin yoğunluğu, hayatlarıyla ilgili ipuçları veriyorsa Hitay Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emin Hitay’ın en çok keyif aldığı üç şeyden söz edilebilir: Seyahat, Endonezya ve sanat… Paylaştığı fotoğraflarda onu Kenya’da safari yaparken ya da Tataristan’da veya Venedik’te görüyorsunuz, bazen de Jakarta’da “Gojek” adı verilen sürücülü motosiklet taksilerde veya Bali’de raftingte ya da ülkede kurduğu Hitay Energy Holdings’in beşinci yıl pastasını keserken, bazen de Art Basel’e gönderdiği öğrencilerle ya da Devrim Erbil’in 50’nci sanat hayatı kutlamalarında… Tabii fotoğrafların bir kısmını da büyüklüğünü açıklamadığı koleksiyonundan eserler oluşturuyor.

Hitay Holdingin İstanbul 4. Levent’teki merkezinin toplantı odasında, mendilin dahi eksik olmadığı ‘beyefendi’ şıklığı ve düzgün Türkçesiyle Endonezya ‘tutkusunun’ sırtına ülkenin amblemi olan “Garuda”nın dövmesini yaptıracak kadar ileri olduğunu anlatıyor. Emin Hitay, kartal benzeri bir kuş ve üzerinde pençe anlamına gelen beş amblemden oluşan dövmeyi Brezilya’da yaptırmış. Bu ‘aşırı’ sevginin geçmişi 2006’daki bir DEİK gezisine dayanıyor. “Gezi sonrası ‘Çin’e geçer, oraları da görürüm’ diye düşünmüştüm” diye hatırlıyor. Bu mutat iş gezisi, onurlarına verilen akşam yemeği esnasında sigara içmek için dışarı çıktığında, ülkenin dışişleri müsteşarlığına bağlı çalışan bölge sorumlusu Ramli Saud isimli bir bürokratla yaptığı sohbetin sonunda gelen fahri konsolosluk teklifiyle başka bir yola girmiş.

Emin Hitay 2008’den beri Endonezya Fahri Konsolosu (2013’e kadar İstanbul, sonrasında Antalya). Bu unvanın getirdiği yakınlığı ise 2011’den beri ülkede iş yapmaya dönüştürmüş durumda. Ülkede kurduğu Hitay Energy Holdings’in odağında jeotermal enerji var. Şirketin fiiliyat ta bir üretimi yok ancak ciddi bir lisans portföyü oluşmuş durumda. Hitay pek fazla detay vermiyor ama şirketin İnternet sitesindeki haberlerde, ülkenin dokuz bölgesinde lisans alındığı bilgisi yer alıyor. Ayrıca çeşitli dönemlerde yapılan rezerv araştırmalarına ilişkin fotoğraflar ve haberler bulunuyor. “Milyar dolarlık bir iş” diyor, “Henüz iş geliştirme aşamasındayız ama büyük bir oyuncu olacağız.”

Endonezya jeotermal enerji açısından zengin bir ülke. Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası’nın ortak raporunda Endonezya Enerji ve Mineral Kaynaklar Bakanlığı verilerine atıfta bulunarak ülkedeki kaynakların 27 ile 29,1 bin MTV arasında olduğu ve dünyadaki jeotermal kaynakların yüzde 40’ını oluşturduğu belirtiliyor. Buna karşılık ülkedeki elektrik ihtiyacının sadece yüzde 45’i jeotermalden sağlanıyor 1.197 MW. Bu haliyle Endonezya, ABD ve Filipinler’in ardından üçüncü konumda yer alıyor ancak özellikle son beş senede ilk beşteki ülkeler sürekli olarak kapasitelerini artırırken Endonezya yerinde saydı hatta geriledi 2012’de 1,335 MW’ydi. Ama Endonezya Hükümeti oluşturduğu strateji doğrultusunda 2020’de kapasiteyi

6 bin MW’ye çıkarmayı planlıyor. Bu amaçla da peşi sıra lisanslar dağıtıyor. Ancak en büyük sorun finansman. Dünya Bankası, ek 3 bin MW için 4 milyar dolar sermaye ve 9,5 milyar dolar borç finansmanı gerektiğini hesaplıyor. Üstelik banka, devletin KW/saat başına verdiği 9,7 cent fiyatın da revizyona ihtiyacı olduğunu savunuyor.

Emin Hitay da lisans toplamanın ve rezerv araştırmalarının ötesine geçip yatırıma başlamak için regülasyonların hayata geçmesini bekliyor. Zira jeotermal enerji üretmek pahalı bir iş özellikle kuyuların kazılması… “Üstelik riskli” diyor Hitay, “Kazarsınız, buhar çıkmaz. O zaman minimum 56 milyon dolarınız gider. Ayrıca doğru dürüst bir yatırım için 30 kuyu kazmalısm ki bu da büyük para.” Regülasyonların ise değiştirilme aşamasında olduğunu

“Hükümet ağustos ayında sabit fiyat belirleyecek. Eğer kaçtan satacağınızı bilmezseniz, yatırım yapamaz ve kredi bulamazsınız. Ama sabit alım fiyatı olursa ne kadar yatırım yapıp ne kazanacağınızı bilirsiniz. Tabii şimdi sabit fiyat mekanizması çıkıp kanunlaştığında herkes saldıracak ama biz lisanslarımızı almış olacağız.”

58 Yaşındaki Hitay, Endonezya operasyonun gelir üretmesi için en erken 2020 tarihini veriyor. Ama “milyar dolarlık” dediği bu iş, barındırdığı riskler itibarıyla onun son 10 yıl içinde büyük hedeflerle başlayıp “hüsranla biten girişimler” portföyündeki yerini alabilir. Sonuncusu yüzde 10 payla küçük ortak olarak Net Holding ve Amerikalı Scientific Games ile girdiği Milli Piyango olmak üzere 2009’da, 10 milyon lira sermayeyle kurduğu Arena Factoring, öncesinde Sotheby’s Türkiye operasyonu ve İnternet girişimleri çıkarmak amacıyla açtığı kuluçka merkezi Embrio…

Kuşkusuz son 30 yılda aralarında Teknoloji Holding, Inteltek, Bilyoner gibi büyük işlerin de olduğu 30’dan fazla şirket kuran Emin Hitay, 80 sonrası Türkiyesi’nin en önemli girişimcilerinden biri. Kabataş Erkek ile Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Bölümü mezunu Hitay 18 yaşında babasını kaybetmesiyle mecburen hayata erken atılmak zorunda kaldı, ilk şirketini de 22 yaşında kurdu. Aile mesleği tekstilde geçen inişli çıkışlı sekiz yılın ardından 1988’de, dönemi için oldukça vizyoner bir hamleyle arkadaşı Alphan Manas ile OT/VT teknolojileri alanında gördükleri fırsatla kurdukları Exim ve sonrasında Teknoloji Holding’e evrilen ‘büyük hikaye’… Türkiye iş dünyasının son 20 yıllık tarihinde Teknoloji Holding kadar yenilikçi ve belli bir ölçeğin üzerine çıkan çok az sayıda girişim oldu. Neredeyse girdikleri her sektörü kendileri inşa ettiler, kurallarını koydular ve domine ettiler. Ama bu efsanevi ortaklık (ki altı yıl sonra kişisel bloglar üzerinden yürütülen sert tartışmalar pek de öyle efsanevi olmadığını ortaya koydu) 2006’da bitti. Holding bünyesindeki 11 şirketin dördü Teknoser, Exim, Planet ve Imex Emin Hitay’da kaldı (Bilyoner’deki yüzde 20 hisse de). Ayrılık süreci öncesinde bahis oyunun İddaa’nın altyapısını sağlayan Inteltek’teki yüzde 20 hisse 80 milyon dolara diğer ortak Intralot’a satıldı. Ayrılık sonrasında ise Hitay, Planet A.Ş.’yi 26 milyon euro karşılığında Fransız Ingenico’ya verdi.

Buradan gelen nakitle Hitay yine yenilikçi bir hareketle İnternet girişimleri kurmak için kuluçka merkezi Embrio’yu hayata geçirdi. Embrio çatısı altında fiyat karşılaştırma ve alışveriş rehberi Tio, şirketlerin alım satım işlemlerinin sanal ortamda yapılmasına olanak sağlayan Kolaytedarik, kağıtsız belge yönetimine yönelik Belgetürk, Web tabanlı izinli pazarlama platformu Dataprofil (bugün adı Napolyon), reklamverenle tüketicileri buluşturan Süperteklif kuruldu. Bu listeye 2010’da da online araştırma şirketi DORinsight eklendi. “Embrio güzel bir fikirdi ama bir hata yaptım” diyor Hitay samimiyetle, “Düşündüğüm tarzda devam etseydik belki daha başarılı olabilirdik. İlk çıkışımız belli bir noktaya gelmiş İnternet girişimlerine yatırım yapmaktı. Planet’i satmıştık ve 40 milyon dolar kadar da paramız vardı. Ama iş kendi projelerimizi yapmaya döndü. Ama keşkelerle olmuyor bu işler. Kurumsal yapıda İnternet projeleri yapılmaz.” Hitay, Embrio operasyonunda 5 milyon dolar batırdıklarını söylüyor. Ama o dönemden kalan DORinsight’a çok güveniyor. Napolyon’un 1,2 milyon kişilik veritabanı üzerinden hizmet veren DORinsight şu anda

Hitay’ın kuluçka merkezi Embrio’da kaybettiği para.

2009’da kurduğu Arena Factoring de beklentisini pek karşılamadı ve 2015’te işi devretti. 10 milyon lira kaybettiği bu işte de biraz zamanlamanın 2008 Krizi sonrası karların düştüğü ve batak oranlarının arttığı bir dönemde yatırım yapmanın azizliğine uğradı. “Bu işi yapanlar, benim gibi değil ki direkt işinin başında, ekranda onayı veren insanlar… Ben hiç karışmıyordum çünkü genel müdürü var, profesyonel yönetiliyor ama orada da kaçaklar, yanlış kararlar olabiliyor” diyor ve ekliyor: “Girişimcilikte yeni şirketler kurmak, istihdam yaratmak değer üretmek meziyetse çıkmayı bilmek de öyledir. Altı sene şans verdim, fazla bile. Ama yatırdığım paraya arsa alsaydım beşe katlanmıştı.” Parayı gayrimenkule yatırmadı ama 2010’da Sotheby’s’in gayrimenkul operasyonları yapan birimi International Reality’yi Türkiye’ye getirdi. Lüks konut satışına ağrılık verecek şirketin hedefi, yıllık 1 milyar dolarlık hacme ulaşmaktı.

115 milyon dolara satışa çıkardığı Zeki Paşa Yalısı uzun süre gündemde kalan şirket de artık yok.

Milli Piyango ihalesinde ise herkesin malumu olduğu üzere ortakları finansman sıkıntısı yaşadı. Konsorsiyumda yüzde 10 payı olan Emin Hitay, kendilerine düşen finansmanın hazır olduğunu ve ağustos ayında yenilenmesi beklenen ihalede olmayı istediğini aktarıyor.

Bekleneni veremeyen yeni işlerin aksine Hitay Holding’in (Yatırım unvanını da artık kullanmıyor) geçmişten gelen Teknoser, Exim ve Bilyoner işleri çok hızlı bir büyüme temposu yakaladı. Yaptığı kritik hamlelerden biri Çukurova Holding ve Intralot ortaklığıyla 2003’te kurulan online bahis şirketi Bilyoner’deki yüzde 20’lik payını 2013’te 30 milyon dolar karşılığında yüzde 50’ye çıkarmak oldu. Bu operasyon aslında biraz da zorunluluktu. Zira Çukurova Holding’in birçok şirketine TMSF’nin el koymasıyla Bilyoner’deki payı da satışa çıkarıldı. “Yüzde 55 hissenin dışarı gitmesini istemedik. Dolayısıyla Yunanlı ortağım yüzde 25’ini, ben de geri kalanı aldım” diyor.

Bilyoner ciddi nakit üreten bir şirket. Zira hisse artırımı sonrası Hitay Holding konsolide cirosu 535 milyon liradan 2015’te 1 milyar liraya fırladı. Aslında beklentisi 1,1 milyar liraydı ama Arena Factoring’in elden çıkarılması bu düşüşü yarattı. 2016 sonunda ise yaklaşık 1,5 milyar lira ciro yapacağını öngördüğü Bilyoner’den gelecek payla ve yaklaşık 200 milyon lira ciro üreten Teknoser ile birlikte Holding’in cirosu 950 milyon lirayı rahatlıkla görecek. “Bunun üzerine diğer işleri de ekleyin” diyor Hitay, “1 milyar lirayı aşacağız.”

Emin Hitay kuşkusuz eskinin o ‘hırslı’, kazandığı her kuruşu tekrar Levent, Manolyalı Sokak 20 numaradaki şirkete yatıran işadamı değil. Hatta yaptığı çoğu girişime de hobi gözüyle keyif almaya çalışarak yaklaşıyor olmasa dahi… “Ben 30’un üzerinde şirket kurdum, yapıyoruz, kuruyoruz, bazıları oluyor, bazıları batıyor bu işler böyle… Niye girdin, niye çıktın, girişimciyiz işte ne yapalım” diyor. Holding operasyonlarının günlük operasyonlarına karışmadığını söylese de çok çalışmaktan vazgeçmiş değil. Uyku dışında çalıştığını, lügatında zamanlı çalışmak diye bir kavram olmadığını anlatıyor. “Ama bu da stresi artırıyor. Tatile gidiyorsun sabah epostalara bakıyorsun, telefon açıyorsun. Bir hafta kapatmak isterim şu telefonu ne güzel olur. Ama yapacağım” diyor. Bu ancak Endonezya operasyonunda işler istediği gibi gitmezse olabilir yoksa bu tatil en az 10 yıl gelmeyebilir.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*