KÂR VE ZARAR HESABI

Bir işletmenin çeşitli giderlerini ve zararlarını borç tarafında, çeşitli gelir ve kârlarını da alacaklı tarafında toplayan ana hesaptır. Sonuç hesabı demek olan bu hesabın hesap dönemi sonunda;

1 Borç ve alacak toplamları eşit olursa kâr veya zarar yapılmadığı anlaşılır.

2 Borç toplamı alacak toplamından fazla ise, aradaki fark kadar zarar edilmiş demektir.

3 Alacak toplamı, borç toplamından fazla olması halinde ise aradaki fark kadar kâr elde edilmiş olur.

İş hacmi geniş olan işletmelerde bütün giderlere ait olarak tutulan “Genel Giderler” ana hesabı, bilânçonun tanzimi sırasında “Kâr ve Zarar Hesabı” na aktarılır, yani borç kaydedilir.

işletmelerin hesap dönemi sonunda elde ettikleri kâra, o işletmede çalışan personelin katılmasını yani kazançtan pay almasını öngören bir prensiptir.

Kâra katılmanın işçi ve memur üzerinde yapacağı olumlu etkinin, işletmelerde rasyonel çalışmayı sağlamak bakımından önemli rolü vardır. İşletmenin kârına katılacağını bilen işçi ve memur, bu kârın artması gayretlerine de katılacak ve elinden gelen ilgi ve yardımı esirgemiyecektir.

Günümüzde kâra katılma prensibi, sanayi ülkelerinde daha geniş ölçüde uygulanmaktadır. Bazı memleketlerde kanun koyucu bu sistemin uygulanmasını mecburi tutmaktadır. Sistemden beklenen başlıca fayda sermaye ile emek arasında uyumluluk sağlamaktır.

Tatbikatta; yıllık kârdan her sene belli oranlarda temettü hissesi veya ikramiye adı altında personele bir pay ödenmektedir ki bu da bir çeşit kâra katılma demektir.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*