İTÜ ARI Teknokent

Hedefimiz Türkiye’deki AR-GE kültürünü oluşturup yaymak”

Girişimciler için fikirlerini bir ürün ya da hizmete dönüştürerek şirketleşme yoluna gitmenin en önemli desteklerinden biri de teknokentlerden geliyor. Bu anlamda İTÜ ARI Teknokent’in birçok projesi bulunuyor. Önümüzdeki dönemde teknokent bünyesinde birçok yatırım yapmaya hazırlanan İTÜ ARI Teknokent’in Genel Müdürü Kenan Çolpan ile yeni dönem planlarını konuştuk.

Kenan Çolpan, “Birinci fazda binaları yaptık, şirketleri içimize aldık. Artık değer yaratacağımız ikinci faza geçtik, ihracat bazlı hedeflerimizi ve aktivitelerimizi artırdık” diyor. Çolpan’nın yatırım planları üzerine sorduğumuz soruları yanıtları şöyle:

Öncelikle İTÜ ARI Teknokent’ten bahsedebilir miyiz? Kaç şirket, çalışan, proje ve patent bulunuyor?

İTÜ ARI Teknokent, 12 yıllık bir şirket. 2002’de kuruldu ve 13. yılımıza girmek üzereyiz. Her yıl şirket sayımız artıyor. Hedefimiz akademiden kişilerin de şirket kurmasını sağlamak ve katma değer sağlayacak ürünlerle ekonomiye değer katacak şirket sayısını artırmak. Teknopark bünyesinde bulunan şirket sayısı 160’ı geçti. Çalışan kişi sayısı da 5 bin 200’ü geçti. Burası aslında bir nevi teknoloji üreten organize sanayi bölgesi. Biz de ARI Teknokent olarak 30-40 kişilik gelişen kadromuzla birlikte ekosistemi yönetmeye çalışıyoruz. Şirketlerin yarattığı değer bizim için önemli. Şu anda patent sayısı 150’yi buldu. Ama tabii bunun çok daha da artması için elimizden gelen çalışmaları yapıyoruz.

Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

işletme fakültesinden teknopark içindeki şirketlerin gelişimi üzerine yeni bir rapor istedik. Üniversite sanayi işbirliğini artırmak için neler yapılması gerektiği hakkında ilginç veriler ortaya çıktı. Ana konunun patent ve yayın olduğu çıktı ve biz de özellikle patent sayısını artırmaya çalışacağız. Patent aslında tartışmalı bir konu.

Türkiye’deki ve ABD şirketlerinde patent kuralları farklı. Türkiye’nin çok fazla patent ile ilgili başarı hikayesi yok. Bu da şirketlerin motivasyonunu azaltıyor. Biraz da küçük kaldıkları için patent başvurusu yapmak istemiyor. Bizim bunun için çalışmamız, başvuruları artırmamız gerekiyor. İTÜ Nova’da patentle ilgili uzman arkadaşlarımız çalışıyor.

Çalışmalar çerçevesinde neler yapılacak?

Patent başvuruları konuları iyice araştırılıp bu konuda bir fon oluşturulacak. Akademik şirketlerin patente başvuracak güçleri yoksa onlara finansal destekler verilecek, başvuru sırasında da uzmanlık desteği verilecek. Patent ofisi kimliğimiz olmayacak ama aracı olacağız. Bu amaçla teknokent içinde bilgilendirici birkaç tane konferans düzenlendi. Şu anda patent sayımız az ama 160 şirket iki patent alırsa 150’den 1500’e çıkarmak gibi hedefimiz var.

Türkiye’deki teknokentler arasında İTÜ’nün pozisyonu nasıl, hangi özellikleriyle öne çıkıyor?

Türkiye’de neredeyse teknokent sayısı 60’a ulaştı ama aktif hale gelmesi uzun sürebiliyor. 60’a yakın onaylanmış teknokent var ama bunların 40 kadarı aktif. Çünkü Bakanlık’a başvurup onaylanıyor, sonra arazilerin teknoloji gelişme bölgesi olma süreci oluyor. Bu nedenle aktif olması en az bir veya iki yıl sürebiliyor.

Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığı’na bağlıyız. Hedefimiz Türkiye’deki AR-GE kültürünü oluşturup yaymak. Kültürün oluşması için temel faaliyetlerde bulunmak. Gelişmiş ülkelere bakıldığında AR-GE’ye ayrılan bütçelerde doğru bir ilişki var. AR-GE’ye ayrılan pay milli gelire oranla yüzde 3’ten fazlaysa bunlar gelişmiş ülkeler oluyor. Bizde durum teknoparklar kurulmadan önce sıfıra daha yakındı. Teknokentler kurulduktan sonra bu pay yükselmeye başladı ve milli gelirden AR-GE’ye ayrılan payda yüzde 1’e yaklaşmak üzereyiz. Teknoparkların bu nedenle değeri çok yüksek. Anadolu şehrinde şirket sayısı az olabilir ama ektiği tohumun etkisi daha fazla olabilir. O yüzden teknoparklar arasında tatlı rekabet var, hiçbirimizin hedefi kârlı olmak değil Türkiye’ye katkı yapmak.

GİRİŞİMCİLERE SUNULAN FIRSATLAR

“Girişimciler için teknokentin hangi fırsatları sunduğunu ve teknokentten nasıl fayda sağlayabileceğini sorduğumuz Kenan Çolpan, şunları söylüyor:

Teknopark olduğumuz için şirketlere verdiğimiz teşvikler var. Yaptıkları projelerde AR-GE çıktılarında kurumlar vergisinden, SSK paylarının bir kısmından, yazılım şirketi ise kademeden muaf oluyorlar, iş yaparken alınacak teşvikler var. AR-GE işi yaptığınız için mühendis almanız gerekiyor onların maliyetleri böylece karşılanmış oluyor. Ama finansal desteklerden çok girişimcilerin bir arada burada yer alması önemli. Birbirleriyle etkileşim içinde olunca proje işbirlikleri olabiliyor. Cihazın farklı kısımları başka girişimciler tarafından geliştirilebiliyor. Asıl hedef teşvikten çok iş gelişimine katkı yaparak büyümek olmalı. Bunların yanı sıra İTÜ Çekirdek projemiz bizim için çok değerli. Oradaki ödülleri bu yıl 1 milyon TL’ye çıkarma hedefi koyduk. Proje sayısının artmasını hedefliyoruz, içimizdeki şirketlere kümelenme desteği veriyoruz. Sektör kümeleri oluşturarak fuarlara götürüp, yabancı şirketleri teknoparka davet edip onlara sunumlar yaptırıyoruz. Şirketlerin iş geliştirme departmanı gibi çalışıyoruz.”

Teknokentleri sıralayan kriterler ’ieler?

Bakanlık tabii ki bazı kriterlere bakıyor ve buna bakıldığında İTÜ ilk beşte yer alıyor diyebiliriz. İhracat, şirket, patent AR-GE personel sayısı, bitirilmiş proje sayısı gibi kriterler var. Kampüsü geniş ve şirket sayısı fazla olan üniversiteler öne çıkıyor ama sadece bu kriterlere bakıp, diğer teknokentlerin daha geride olduğunu söyleyemeyiz.

Teknoparkta bulunmak için AR-GE’ye dayalı bir projeniz olmak zorunda. Bununla birlikte teknokente gelmek için başvuru yapabiliyorsunuz. Böyle bakıldığında bitirilmiş proje sayısı, 2 bine yaklaştı. Bunlar içerisinde ihracat yapanlar da var, ithal ikame edenler de. Öyle bir yazılım yapıyor ki artık o yazılımı yurtdışından almak zorunda kalmıyorsunuz.

İhracatta durum nedir?

2014’te veriler yarı yarıya girilmiş olmasına rağmen, 150 milyon dolar ihracat rakamına yaklaştık. Elbette çok daha fazla olmasını istiyoruz.

Başka yeni projeler var mı?

Teknopark binalarını üretim laboratuvarlarına dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Bunun için arazi bakmaya başladık. Elle tutulabilecek ürünlerin üretim yapılabilen, atölyelerin olduğu binalar kuracağız. Şu anda yer bakıyoruz. Hazine devlet arazisi ya da organize sanayi bölgeleri olabilir. Yazılım dışında üretim yapan şirketlere de daha düşük kiralarla rahat çalışabileceği teknopark içinde yer sağlamak istiyoruz. Örneğin bir hocamız doğal malzemeden harç üretti. Restorasyonlarda kullanılabilecek çimento içermeyen doğal malzeme buluşu yaptı. 300-500 metrekare alanda karılıp paketlenmesi gerekiyor. Bu de teknolojik bir ürün aslında. Bizim bu gibi projeler için de yer açmamız gerekiyor. Bu yeni kuracağımız atölyelerle bunu sağlayacağız.

Girişimciler için de yeni bir üs yapacaktınız. O ne durumda?

Girişimcilik merkezi için çalışmalarımız sürüyor. Projeler hazır. Çok yakında gerçekleşecek. Banka ve müteahhit şirketlerle anlaşmanın son aşamasına geldik.

2012’ye kadar ihracat 110 milyon dolardı. Bunu artırmak için çalışmalar yaptık. Birinci fazda binaları yaptık, şirketleri içimize aldık. Artık değer yaratacağımız ikinci faza geçtik, ihracat bazlı hedeflerimizi ve aktivitelerimizi artırdık. İTÜ GATE projesi başlattık. İTÜ ARI Teknokent, vizyonu ölçeğinden daha büyük olan, yolun başındaki teknoloji şirketlerine, bu yıl ilk kez uygulamaya başladığı İTÜ GATE I Start-Up Challenge Programı ile dünyanın kapılarını açıyor. Bu yıl İTÜ ARI Teknokent ekosistemindeki arasından seçilen 8 firma, 12 Ocak’ta Chicago’da başlayacak ve San Francisco’da sürecek olan yaklaşık bir aylık uluslararası iş geliştirme yolculuğu süresince, firmalar, global yatırımcılarla buluşarak, iş ortaklığı fırsatlarını görüşme, şirketlerini ve teknolojilerini globalleştirme fırsatlarını bir arada sunan bir programdır.

İTÜ ARI TEKNOKENT’İN YATIRIM PLANLARI

• Girişimciler için merkez kurulması süreci yatırıma dönük merkezin oluşturulması planlanı-

• Denizcilik sektörüne yönelik teknokentin kurulma-sı yönünde plan bulunuyor.

• Teknopark İstanbul ile iyi niyet protokolü imzaladı, bina yapılması planlanıyor.

• ihracatı artırmak için yurtdışında dört-beş ayrı y de ofis açılacak.

• Patent başvuruları için fon oluşturulacak.

40-60 milyon Euro arasında bir yatırım başlayacak. Bitmesi iki yılı alabilir. Yapıldığı zaman gerçekten de inovasyon, AR-GE ve star tup’lar bazında girişimcilik olan merkezi sürdürülebilir bir hale getireceğiz. Bunun içine melek yatırımcıları, fon şirketlerini ekosistemde kim varsa onlar için yer ayırmak istiyoruz. Bu işler iletişim ve ilişki ile yürüyor. Bu nedenle gerekli ortamları yaratmamız gerekiyor. Türkiye’nin girişimcilik üssü olsun istiyoruz. Herkese açık bir yer olacak. Burada girişimcilik ekosisteminde yer alan kim varsa kapı açık. Ayrıca İTÜ Melek ağı oluşturma gibi planımız da var.

Denizcilik sektörüne yönelik teknokentin kurulması yönünde planımız bulunuyor. Tuzla’da limanımız olan kampüsümüz var ve orada denizcilik sektörüne yönelik bina kuracağız. Temeli bu yıl atılacak. Ayrıca enerji binamızı bitirdik, açılışı bir ay önce yaptık. Üniversite ile direkt olarak çalışmayan Teknopark İstanbul gibi teknoparklar var. Onlara da yatırım yapmayı hedefliyoruz. İyi niyet protokolü imzaladık, Teknopark İstanbul içinde İTÜ ARI Teknokent olarak bir bina yapacağız. Öte yandan ihracatı artırmak için yurtdışında dört beş ayrı yerde ofis açmayı planlıyoruz. ABD, İngiltere veya Hollanda, İsviçre ve Dubai gibi yerlerde ofis açabiliriz. Bu ay ABD’ye Şubat ayında da Dubai’ye gidiyoruz. Chicago’da ofis açmayı planlıyoruz. Kendi şirketlerimizin ürünlerini orada pazarlayacak bir zemin oluşturmak istiyoruz.

Bu girişim merkezi ile hedefiniz nedir?

Start up’lar fikri olanlar gelsin, fikirleri filizlensin ve teknopark dışına pazar çıkabilsinler istiyoruz. Burada teknoparklara girip, fikirleri filizlendirip AR-GE kültürünü alarak şirketleşme ve pazara çıkma kültürü gelişmeli. Ya da illaki aynı şehirde olmak zorunda değil. Birçok ülkede bu böyle. Homojen şekilde dağılmış durumda. Türkiye’de de Anadolu’da aslında birçok boş yeri olan teknokent var. Keşke şirketler sadece büyük üniversitelerde değil de Anadolu’dakilere de gitseler. Bu da Türkiye’nin kalkınmasında rol model olacak bir girişim olur. Buradaki en önemli rolü de Kalkınma Ajansları oynuyor. Bizim de onlarla birlikte projelerimiz olacak. Yarışma modelimizi birçok üniversiteye örnek gösteriyoruz. Onların da benzer projeleri yapmasını istiyoruz. Erzurum Üniversitesi ile böyle bir ortaklık yaptık. Bunu artırmayı hedefliyoruz.

Teknokentte bulunan şirketlerin büyüklüğü ne kadara ulaştı? Bundan sonra hedef nedir?

Teknokentteki şirketlerin ilk altı aylık verilere göre büyüklüğü 3 milyar TL’yi geçti. Yılsonu itibari ile 5 milyar TL olmasını umuyoruz. Şirketlerin üçte biri büyük olanlar. Çok büyük olanların artık kendi AR-GE merkezini kurmalarını istiyoruz. Biz aslında kimseye gidin demiyoruz onlara sadece ayna tutuyoruz. Bu puanlamalar doğrultusunda alacağını almış olanlara yerine başka fikirlerin gelebileceğini söylüyoruz.

Aslında teknokentte olmanın bir ruhu var. Daha fazla girişimin teknokentten faydalanması için sirkülasyon olması gerekiyor. Çok fazla büyüyenler için Bakanlık da destek veriyor ve teknokent dışında belli teşviklerle ofislerini kurmalarına olanak tanıyor. Bizim amacımız teknokentte girişimleri büyütüp, onların pazara uçup gitmesini sağlamak. Sonrasında da fikri olan yeni girişimcileri de eklemek istiyoruz.

2015 yılı için plan ve hedefleriniz neler?

Girişimciler için merkez kurulması süreci yatırım devam ediyor. Birçok filizlenen projenin bu yıl atılımı yapılacak. Yeni bir arazinin bulunması, üretime dönük merkezin oluşturulması da yine hedeflerimiz arasında. Teknokentte enerji, gıda, denizcilik ve havacılık gibi birçok alanda şirket bulunuyor ama daha çok yazılım ve ICT alanında toplanıyor.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*