İTHALATTA KABUL

KABUL

A TARİFİ

Ticari senetlerde borcun doğması için senet üzerinde borçlu imzasının bulunması şarttır.

Poliçeyi ödeyecek kimsenin (muhatabın) poliçe bedelini vadesinde ödeyeceğini bildiren senet üzerindeki taahhüdüne “kabul

KABUL

Acceptation” denir. Kabul işlemi oluncaya kadar muhatap poliçeye hukuken yabancı bir kişidir. Olabilirki; muhatap diye gösterilen kişiyle keşideci arasında hiçbir ticari ilişki yoktur. Keşideci (poliçeyi çeken) poliçeyi belki açıktan veya havadan çekmiştir.

O halde muhatap ne diye poliçeyi ödemeye mecbur tutulsun.

İşte kabul işlemi bu yoldaki bir tereddü tü ortadan kaldırır. İbraz edilen poliçe muhatapça kabul ve imza edilirse o zaman bu muhatap senedin asıl borçlusu olur.

Kabul işlemi ya doğrudan doğruya asıl muhatabı tarafından yapılır buna sadece “kabul” veya bir başkası tarafından yapılabilir buna da “bittavassut kabul Araya girme suretiyle kabul” denilir.

Poliçeler, ibrazında ödemeli ise kabule gerek yoktur. Çünkü poliçenin hamil tarafından ibraz edilir edilmez muhatapça ödenmesi lâzımdır. Çeklerde olduğu gibi.

“Gayrikabili Kabul” kaydını taşıyan poliçelerin de kabul için ibrazına gerek yoktur. Aslında bu poliçelerin kabule arzedilmeye ceği şart koşulmuş demektir.

B KABUL İÇİN İBRAZ

1) Kural

Poliçe hamili, senedi muhataba göstererek kabulünü veya ödenmesini isterse buna “ibraz” poliçenin yalnız kabul için muhataba gösterilmesine yani ibraz edilmesine de “Kabule arz” denilir.

Poliçeler vade sonuna kadar kabule arz edilmelidir. Kabul için ya bir ihbarname gönderilerek muhatap davet edilir veya muhatabın ikamet yerinde ibraz olunur.

Ticaret kanununun 603. maddesinde “poliçe vadenin hululüne (girmesine) kadar hamil veya poliçeyi elinde tutan herkes tarafından muhatabın ikametgâhında (oturma yerinde) onun kabulüne arzolunabilir” denmektedir.

Bu madde hükmüne göre; vade gelinceye kadar hamil serbesttir. Poliçeyi isterse ibraz eder isterse etmez, fakat poliçe en son vadenin girdiği gün muhataba mutlaka ibraz edilmelidir. Bu durumla keşideci de ilgilidir. İbraz, vadeden sonraya kalırsa hamilin ilgililere karşı rücu etmek hakkı kaybolabilir.

Hamil, poliçeyi kendi ibraz edebileceği gibi başkasıyla da yaptırabilir. Muhatap bu konuda itiraz edemez. Yani poliçeyi bana hamil kendisi ibraz etsin diyemez. Bununla beraber kanunen muhatabın oturma yerinde kendisine ibraz edilmelidir. Kanuna göre muhatap poliçenin kendi oturma yerinde ibraz edilmesini isteyebilir.

2) Kabule arz şartı ve yasağı

Kabule arz, esas itibariyle isteğe bağlıdır. Hamil, elinde bulundurduğu poliçeyi ister kabule arz eder, isterse vadeyi bekliye rek ödeme için ibraz eder. Kabule arz etmek hamil için bir ödev ve yükümlülük değil, bir yetkidir. Bu hakkını kullanıp kullanmamakta serbesttir.

Hamil, poliçeyi vade içerisinde birçok kez kabule arz edebilir. Kabul edilmediği takdirde kabulsüzlükten (ademi kabulden) ötürü diğer cirantalara ve keşideciye başvurur veya vadesini bekler. Ödenmezse bu kez ödememezlikten (ademi tediyeden) rücu hakkını kullanır.

Kural bu olmakla beraber bazı hallerde poliçenin kabule arz veya ibrazı zorunludur. Bazı hallerde ise kabule arz yasaklanabilir.

a) Kabule arz şartı Bazan poliçenin kabule arzında mecburiyet var demiştik. Poliçenin bir an önce kabul edilmesinde keşidecinin de menfaati vardır, şayet poliçeyi muhatap ödeme anında kabul etmeyiverirse ke şideci zamanında tedbirini alamamaktan dolayı zor duruma düşebilir, onun İçin ‘‘keşideci bir müddet tayin etmek veya etmemek suretiyle poliçenin kabule arz edilmesini şart koşabilir (T.K. mad. 604/1).

Keşideci veya cirantalardan biri poliçenin üzerine “kabule arz edilecektir” veya belli bir süre belirllyerek ve örneğin “bu poliçe tarihinden……………..gün İçinde kabule

arzedilecektir.” diye bir kayıt eklerse hamil buna uymaya mecburdur. Aksi halde rücu hakkını kaybeder.

ibrazında ödenecek poliçelerde kabul zorunluluğu yoktur. Çünkü ibraz edilir edilmez bu poliçelerin ödenmesi şarttır. Çekler gibi.

ibrazından veya görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek poliçelerde ise kabule arz zorunluğu vardır. Böyle poliçenin düzenlendiği tarihten başlıyarak 1 yıl içinde kabule arzedilmesi lâzımdır. Bu bir yıllık süre keşideci tarafından kısaltılıp uzatılabilir. Fakat cirantalar bu süreyi ancak kısaltabilirler, uza tamazlar.

b) Kabule arz yasağı Keşideci kabul için ibrazı yasaklayabilir. “Keşidici üçüncü bir şahsın ikametgahından veya muhatabın ikametgahından başka bir yerde yahut görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi gereken poliçeler hariç olmak üzere poliçenin kabule arzını menettiğini poliçeye yazabilir T.K. mad 604/2”.

Burada sözkonusu olan poliçeler “gayri kabili kabul” veya “kabule arzedilmeyecek tir” kaydını taşıyan poliçelerdir.

Keşideci, muhatabın borcu zamanında ödeyeceğine güveni varsa poliçe üzerine “kabule arz edilmeyecektir.” kaydını yazabilir. Ancak böyle bir poliçe; ikametgahlı poliçe

ve ibrazından itibaren ………..diye düzenlenmiş bir poliçe olmamalıdır.

İkametgahlı poliçede; ikametgah sahibi poliçenin ödenmesi için zamanında muhataptan direktif almış olsa bile, acaba ödenmesi istenilen senet o senetmidir, değilmidir bunda tereddüt edebilir. Bunun için ikametgahlı poliçelerde, muhatabın kabul imzasının bulunması gerekir. Bu poliçeye “kabule arz edil miyecektir diye” bir kayıt konulamaz.

İbrazından belli bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçelerde de, muhatap kabul

edip İmza koymadıkça vadesini saptamağa olanak yoktur. Bu bakımdan böyle poliçelere “kabule arz edilmeyecektir” kaydım koymak kanunen yasak olmasa da anlamsız bir şey olur.

Kabule arz yasağının başka bir nedeni de olabilir; diyelimki, keşideci gönderdiği malların belli bir tarihte muhatabın eline geçebileceğini düşünerek poliçenin o tarihten önce kabule arz edilmemesini şart koşmuş olsa (örneğin 10 Mayıs 197… den önce kabule arz edilmeyecektir gibi) hamil bu şarta da uymağa mecburdur T.K. mad. 604/3.

Keşideciye tanınan kabule arz ve kabul yasağı hakkı ciranta için de vardır. Elverirki poliçe kabulü kabil bir poliçe olsun (T.K. mad. 604/4).

3) Kabulün, Görüldükten belli bir süre sonra ödenecek poliçelerde yapılması

Tedavüle çıkarılmış bir poliçede imzası bulunan kimseler, durumlarının bir süre içinde aydınlanmasını isterler, görüldükten belli bir süre sonra ödenecek poliçelerde herhangi bir hamilin ihmal ve ilgisizliği diğer imza sahiplerini tasalandırabilir. Bunu önlemek için ticaret kanununun 605/1 nci maddesi

“Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart kılınan poliçelerin, keşide gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmesi lazımdır.” diyor. Buna uymayan hamil hakkını kaybedebilir. Diğer yandan;

“Keşideci, bu süreyi kısaltabileceği gibi daha da uzatabilir yalnız cirantalar kabule arz süresini uzatamazlar, fakat kısaltabilirler (T.K. mad. 605/2,3).

Diyelimki keşideci, muhatabın siparişini bir yıldan önce gönderemiyeceği hesabı içindedir. Kabule arz süresini uzatabilir yine keşideci, poliçenin karşılığını zamanında göndermiş, fakat muhatabın durumu hakkında tasa duymaktadır. İflasından filan korkuyor bu takdirde kabule arz süresini kısaltabilir.

Keşideci tarafından kabule arz süresinin uzatılması veya kısaltılması gibi kayıtlar esa

sen poliçeyi eline geçirecek kimseler (Hamiller) tarafından görülüp kabul ediliyor demektir.

Keşideci kabule arz süresini uzatıp kısaltabildiği halde ciranta yalnız bu süreyi kısaltabilir. Çünkü sürenin kısaltılmasından gerek kendinden önceki cirantalara ve gerekse keşideciye bir zarar gelmez, fakat uzatmaktan zarar gelebilir, olabilir ki muhatap bir yıl sonra iflas edebilir ölür v.s. cirantanın uzatması, keşidecinin zararına olabilir. Onun için kanun cirantalara kabule arz süresini uzatma izni vermemiştir.

4) Kabulde ibrazın şartları, bir daha kabule arz

Muhatabın, poliçeyi kabul etmeden önce içindekilerini ve özellikle keşidecinin imzasını incelemek hakkıdır, zaten ibraz bu maksatla yapılır. Ancak bazı memleketlerde olduğu gibi hamil kabule arz ettiği poliçeyi, muhatabın eline vermeğe mecbur değildir (T.K. mad. 606/2). Kötü niyetli bir muhatap, incelemek için aldığı poliçeyi yok edebilir, diğer yandan keşideci ile muhatap arasında bir ilişki, bir ticari işlem var sayılır. Borç altına girecek olan muhatap, hesabını kitabını inceleyecektir, bunun için muhataba bir süre vermek gerekir. Ticaret Kanunumuzun 606 ncı maddesinde

“Muhatap, poliçenin kendisine arzedildi ği günü izleyen günde bir daha ibrazını isteyebilir. İlgililer bu talebin yerine getirilmediğini, ancak bu talep protestoya dercedildiği takdirde ileri sürebilirler” denmektedir. Bu fıkradaki “izleyen günün” bir iş günü olması gerekir. Tatil gününde poliçe muhataba ibraz edilemez.

Muhatap, senet bana ibraz edilmeden protestoya gönderilmiş diye bir iddiada bulunursa ne olacak? böyle bir iddiaya yer vermemek için kanuni bir tedbir yoktur. İyi niyetten ayrılacak bir muhatap herzaman bu gibi itirazda bulunabilir. İbraz noterden yapılırsa, muhatabın itiraza hakkı kalmaz ama bu da külfetli ve masraflıdır, şu halde ibrazdan ve kabulden kaçman muhatabın bana ibraz eden

olmadı şeklinde itiraz yapması bir şey ifade etmez. İddiasını yürütebilmesi için hamile karşı bir protesto çekmesi ve protestoda bu talebini dercettirmesi lazımdır.

C KABULÜN ŞEKLİ

Türk ticaret kanununun 607. maddesine göre, kabul işleminin poliçe üzerine yazılması lazımdır, ayrı bir kağıt veya mektup üzerine yaptırılacak kabul, hem pratik değildir, hem de poliçe hakkındaki kanun hükmünden yararlanamaz, çünkü poliçede alacak senetle birdir. Bütün hükümler poliçenin kendisinde dir, ayrı bir kağıt üzerine alınacak kabul imzası, genel hükümlere bağlı olarak sadece iki âkidi birbirine bağlar, diğerlerini kapsamaz. O halde kabul işlemi şekil olarak nasıl olmalıdır?

Muhatap poliçe üzerine “kabul edilmiştir” veya “kabulümdür” ya da buna benzer bir ifadeyi yazmalı ve altını imza etmelidir. İmzası olmayan kabul şerhinin bir değeri yoktur.

Poliçenin yüz tarafına muhatabın yalnız imzasını koyması da “kabul” hükmündedir.

Görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek poliçeler hariç kabul şerhinin altına veya sadece imzanın üstüne ayrıca tarih konması zorunlu değildir. Yalnız görüldüğünden belli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde, sürenin hangi tarihten başladığını saptamak için tarih koymak lazımdır.

Yine poliçenin belli bir tarihten önce kabule arzı şart koşulmuş ise tarih konulması gerekir. Örneğin 25 Mayıs’da ödenecek bir poliçenin bu tarihten önce kabule arzı isteniyor ise kabul olunduğu zamanın tarihi konulur.

Her iki halde de muhatap kabul etmiş fakat tarih koymamışsa ne olacak? bu konuda kanun “hamilin, cirantalarla keşideciye karşı müracaat haklarını muhafaza edebilmek için bu eksikliği vaktinde tanzim edecek bir protesto ile tespit ettirmeye mecburdur” demektedir (T.K. mad. 607).

D KABULÜN ŞARTLARI

Kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır, ödeme emri ve ciro da böyledir. Muhatap, kabulü yaparken poliçedeki kayıt ve hükümleri değiştirecek şekilde bir şart ileri süremez örneğin muhatap 28 Mayıs 197… vadeli bir poliçeyi “10 Haziran 197… tarihinde öden mek üzere kabulümdür” veya “keşidecinin vadeye kadar poliçe karşılığını göndermesi şartıyla kabul ediyorum” şeklinde ya da buna benzer bir kayıt ve şerhi poliçeye koyamaz. Böyle bir şart kabul etmeme (ademi kabul) anlamına gelir. Muhatap poliçeyi ya kabul eder veya etmez. Kabulde bir istisna vardır

Muhatap, poliçe bedelinin yalnız bir kısmını kabul edebilir. Bu takdirde sınırlanan miktar kadar kabul edilmiş, üst tarafı için de geri çevrilmiş demektir. Örneğin;

10 bin liralık bir poliçenin 8 bin lirası kabul edilmiş olsa bu miktar için yapılan kabul geçerlidir. Geri kalan 2 bin liralık kısım kabul edilmemiş sayılır. Bu sınırlama kısmen olsun poliçeyi kabulden kaçınma niteliğindedir ki, hamili protesto çekmekten alıkoyamaz. Ancak protesto, kabul edilmeyen 2 bin lira için yapılır.

Poliçelerde kısmen ciro geçersiz olduğu halde, kısmen kabul geçerli sayılmaktadır. Fakat kabul şartında poliçe içindekilerini değiştiren diğer bütün kayıtlar poliçenin kabul edilmemesi anlamına gelir.

Kabul etmeme halinde, hamil derhal protestosunu yaparak gerek keşideciye gerek kendinden önceki cirantalarla kefillere karşı rücü etmek hakkını kazanır. Fakat muhatap da, poliçe bedelinden kabul ettiği miktar kadar ilgililere karşı sorumlu olur (T.K. mad.

E ADRESLİ VE İKAMETGAHLI POLİÇELERDE KABUL

İkametgahlı poliçelerde ödeme yeri gösterildiği halde muhatabın adresi veya ikametgahı gösterilmemiş olabilir. Muhatap şehir

den uzak veya sapa bir yerde oturuyorsa poliçenin orada ödenmesi zordur.

Keşideci poliçeyi düzenlerken muhatabı örneğin şu şekilde gösteriyor “Poliçeyi ödeyecek İstanbul’da ödenmek üzere Silivri’de Ali Gürdoğan”. Böyle bir poliçe, banka aracılığı ile veya diğer araçlarla muhataba ihbar edilir. Muhatap poliçede kabulü yaparken bu poliçe bedelinin İstanbul’da kimin ödeyeceğini belirlemesi lâzımdır. Şayet belirlemezse ödeme yerinde (yani İstanbul’da) poliçeyi kendisi ödemeyi üstlenmiş sayılır.

Poliçenin; muhatabın kendi ikametgahında ödenmesi şart kılınmışsa, muhatap kabul şerhinde, poliçede anılan adresten ayrı olarak örneğin İstanbulda Karaköy yerine Sirkecide, Taksim yerine Beyoğlu’nda bir adresi de ödeme yeri olarak gösterebilir (T.K. mad.

F KABULÜN HÜKÜMLERİ

1) Genel Olarak

Bir poliçeyi usulüyle kabul eden muhatap, vadesinde bedelini ödemeyi tamamen taahhüt etmiş demektir. Poliçenin kabulü baş lıbaşına bir borç doğurur. Poliçe havale emri niteliğinde olduğuna göre poliçenin keşidesiyle muhatap hemen borçlu duruma girmez. Ancak kabul etmekle sorumlu ve borçlu olur. Şu halde muhatapça kabul edilmeyen bir poliçenin borçlusu ve sorumlusu doğrudan doğruya keşidecidir. Poliçe, muhatabı tarafından kabul edilip de ödenmezse diğer ilgililerin sorumluluğu saklı kalmak şartıyla yine sorumluluk keşideciye aittir.

Ödemeden kaçınılması halinde hamil, keşideci dahi olsa poliçeden dolayı T. Kanunu 637 ve 638 nci maddeler gereğince; poliçe bedelini, şart varsa faizi, gecikme faizini, protesto ve ihbar masraflarıyla diğer masrafları kabul edipte ödemeyen muhataptan doğrudan doğruya isteyebilir (T.K. mad. 610).

Poliçenin hamili, keşidecinin kendisi nasıl olur? örneğin; keşideci, poliçeyi kendi emrine düzenleyip muhatapa kabul ettirmiş, fakat henüz tedavüle çıkarmamıştır. Veya

tedavüle çıkarmış olduğu halde poliçeyi kabulden sonra herhangi bir nedenle kendine ciro ettirmiştir. İşte bu gibi hallerde keşideci aynı zamanda hamil olarak karşımıza çıkar. Maddenin “hamil, keşideci dahi olsa” deyiminden bu anlaşılmaktadır.

2) Kabul şerhinin Çizilmesi

Muhatap, poliçenin üzerine “kabulümdür” diye yazıp imzasını koyduktan ve poliçeyi hamile geri verdikten sonra artık ilgililere karşı borç ve sorumluluk altına girmiş sayılır. Elinden çıkardığı andan sonra kabulden kaçı» namaz, yani sorumluluğu gayri kabili rücudur. Fakat muhatap, poliçeyi daha elinden çıkarmadan örneğin poliçe karşılığının gönderilmeyeceğini haber almış gibi bir bahane ile poliçe üzerindeki kabul şerhini çizerse kabulden kaçınmış sayılır. Çünkü sadece “kabu lümdür” şerhinin poliçe üzerine yazılması yeterli değildir, senedin hamile geri verilmesi de gerekir. Böyle olmazsa kabul işlemi tamamlanmış sayılmaz.

Burada hamilin haklarını bozan bir şey yoktur. Çünkü akitde esas olan rıza ve muvafakat henüz görülmüş değildir, bu takdirde hamile düşen görev protestoya gitmektir.

Bir de şu var muhatap, poliçenin kabul edildiğini hamile veya poliçede imzası bulunan bir kimseye yazı ile bildirmişse bundan sonra imzasını çizmek suretiyle kabulden dönemez (T.K. mad. 611).

KABUL EDEN

Poliçeyi kabul eden yani ödemeyi üzerine alan demektir, kabul edene muhatap da denir, ( kabul)

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*