HAVALE

A TARİFİ ve MAHİYETİ

Bir kimsenin Bankalar ve PTT gibi kuruluşlar aracılığı ile diğer bir yerdeki kişiye para ödettirmesi İşlemine “Havale” denir. Hukuk açısından

Bir kimsenin kendi adına diğer bir kimseye para, kıymetli evrak ya da benzeri şeyleri vermeye bir üçüncü kişiyi yetkili kılmasına havale denilir (B.K. mad. 457).

Havale, para taşınması işlemi olduğuna göre; Ticaret hukukunda çek ne İse borçlar hukukunda Havale odur. Ancak havale bir çek demek değildir. Aralarında farklar vardır

Çekte ödeme emri kayıtsız ve şartsız olur. Halbuki havale bir ödeme emri ise de şartlı olabilir.

Çekin, mutlaka yazılı şekilde olması gereğine karşı havale sözle de verilebilir.

Çekin konusu yalnız paradır. Havalenin konusu para, kıymetli evrak ya da benzeri bir şey olabilir.

Bankalarda havale İşlemleri, bankanın kendi şubeleri aracılığı ile yapılır. Şubesi olmadığı yerde diğer bir banka ya da posta hane ile yapılabilir.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı üzere, bir havale işleminde üç kişi arasında bir ilişki olduğu görülür
Havaleyi gönderen (Muhil) ödeme emrini veren “Amir”.

Havaleyi ödeyecek olan (Muhalüna leyh) Banka veya ödeme yetkisi verilen kimse.

Adına veya lehine havale gönderilen (Muhalunleh) havaleyi alacak olan “Lehdar”.

Bu üç tarafın hukuki durumları ve ilişkilerine gelince Borçlar Kanunu havaleyi bir akit olarak nitelemiş ise de havale tam bir akit değil, çifte yetki veren bir ilişkiden ibarettir.

1) Amir Havale emrini veren kimsedir Gönderdiği paranın bankadan alınmasına leh darı yetkili kılmışsa da; lehdar sözkonusu parayı almaya mecbur olmadığı gibi bu konudaki kararını diğer tarafa bildirmeğe de mecbur değildir. Çünkü bir kimseye sadece yetki verilmiş olması, yetki verilen kimseye hukuken herhangi bir yükümlülük yüklemez.

Amjr, lehdara olan borcunu ödemek üzere havale yapıyor da lehdar bunu kabul etmiyorsa, durumu amire bildirmek zorundadır. Aksi halde amirin bu yüzden uğrayacağı zararı ödemekle yükümlü olur.

Bir borçlunun borcunu ödemek amaciyle bir bankada havale işlemi yaptırması ve bankanın havale ihbarnamesinin lehdar tarafından alınmış olması, lehdarın amirden olan alacağını ortadan kaldırmaz. Yani bu halde borç ödenmiş sayılmaz. Ancak sözkonusu havalenin lehdar tarafından bankadan tahsil edilmesi ya da lehdarın hesabına alacak kaydedilmesiyle ödenmiş sayılır (B.K. mad. 458). Bu konu, sigorta primlerinin yatırılmasında ve kira borçlarının ödenmesinde önem kazanır.

Havaleyi ödeyecek taraf (Banka) ödemeyi herhangi bir nedenle yapmak istemiyorsa durumu amire bildirmelidir. Bu durumda lehdar ancak amire rücu edebilir. Çünkü havale ödeyicisi, havale bedelini ödemeye mecbur değil sadece izinli ve yetkilidir.

Lehdarın iflasında havale işlemine zarar gelmez. Bu takdirde lehdarın yerini iflas masası alır.

2) Havale ödeyicisi (Banka) Havale bedelini ödemeye zorunlu olmayıp sadece izinli veya yetkili bulunduğuna göre; ancak havaleyi ödeyeceğini lehdara bildirirse ödemeye zorunlu olur (B.K. mad. 459/2).

3) Lehdar Lehdara, banka tarafından havalenin ödeneceği ihbar edilinceye kadar, amir havaleden rücu edebilir. Banka havalenin ödeneceğini bildirmiş ve lehdara ödemiş ise, amirin artık rücu etmesi olanaksızdır. Ancak, havale lehdara ödeneceği değil de geldiği ihbar edilmişse, amir bu ihbardan sonra da henüz lehdara ödenmemiş olan havaleyi geri isteyebilir.

Havale, lehdara ihbar edilmeden veya ödenmeden amir iflas etmiş ise havale hükümsüz sayılır. Amir, havalenin ihbarından ve ödenmesinden sonra iflas etti ise, lehdara yapılmış olan bu ödeme geçerlidir. Ancak, lehdar amirin İflasından haberi varsa aldığını iflas masasına geri vermeye zorunludur (B.K. mad. 461).

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*