En Zengin Ünlüler

Seo Taiji and Boys’un popülaritesinin zirvede olduğu 1996’da Yang YG’yi kurmak üzere gruptan ayrıldı ve burada bir KPop fabrikası oluşturdu. İlk denemelerinden biri, 12 yaşından beri gelecekteki grup üyesi Dong “Taeyang” Youngbae ile birlikte kendisinden müzik dersleri almakta olan GDragon’du. Bu iki isim American Idol tarzı bir yarışmada başarılı olunca, Yang, Simon Cowell’ın daha sonra One Direction ile yapacağı şeyi yaptı: İkiliyi diğer yarışmacılarla biraraya getirerek maksimum cazibe için tasarlanmış bir boy band kurdu.

Grup 2006’da ilk albümünü çıkardı ve yorucu bir program içine girerek sonraki altı yıl içinde ikisi Korece, dördü Japonca altı albüm yayımladı; albümlere ne olur ne olmaz diye şarkı sözlerinin İngilizce çevirileri de dahil edilmişti. Sonrasında YouTube grubu dünyaya taşıdı. “Bize para kazandırmadı” diyor YG’den Joojong Joe, “Ama iyi bir tanıtım oldu.”

YG dikey olarak entegre olmuş bir şirket; sadece albüm satışlarından para kazanmıyor, aynı zamanda menajer, konser organizatörü ve yetenek ajansının bir birleşimi olarak faaliyet gösteriyor. Son dönemde Jay Z’nin Roc Nation’ının benimsediği yaklaşımdan çok farklı olmayan bu strateji, YG’nin kaydedilmiş müzikten sağlanan gelire bağımlı olmaması anlamına geliyor sonuçta bu kalem, cirosunun sadece yüzde 25’ini oluşturuyor. YG canlı müzikten, büyük ölçüde Bigbang sayesinde, kaydedilmiş müzikten kazandığı kadar para kazanıyor. Grubun son çıktığı Made dünya turnesinde kent başına ortalama geliri 2,6 milyon doları buldu. “Hayranlar sıraya giriyor, konser mekanlarının etrafında kamp yapıyor ve bütün bunlar genelde gösteriden 24 saat önce başlıyor” diyor konser organizatörü Live Nation Korea’nın idari direktörü Yongbae Cho ve ekliyor: “Batılı sanatçılarda bu tür olgulara pek rastlamıyoruz.”

PSY’nin uluslararası başarısına ve Bigbang’in muazzam gelirine rağmen KPop, nakit söz konusu olduğunda hala büyük ölçüde bölgesel bir sektör; en azından YG için öyle. Güney Kore gelirlerin yüzde 40’ını oluşturuyor; uluslararası izleyicilerin büyük bir kısmı da Japonya (yüzde 36) ve Çin’den (yüzde 20). Yine de Batılı markalar türün etrafında dönmeye başladı: LVMH, 2014’te YG’nin yüzde 14’ü için 80 milyon dolar ödedi. Hemen Seul’ün dışında 100 milyon dolarlık bir eğlence odaklı inşaat projesi için YG ile görüşmeler yapan Güney Kore hükümetinden ek nakit gelebilir. Önerilen ortak yatırımın alışveriş merkezi, konser salonları ve kayıt stüdyolarıyla KPop’un Studio City’si olması amaçlanıyor. Bir sonraki hedef ise çok sayıda modern arenası ve bol para harcayan kalabalıklarıyla Kuzey Amerika… YG’nin satışlarında ABD’nin payı tek haneli rakamlarda seyretse de, büyük konserler her iki yakada da arenaları dolduruyor ve Hollywood’un büyük oyuncularını sürece dahil olmaya zorluyor. PSY’yi ve 2NE1 kız grubunun bir yıldızını, 100 Ünlü listesinin gediklilerinden Justin Bieber ve “30 Yaşından Küçük 30 Kişi” listesinin üyelerinden Martin Garrix gibi isimlerin menajerliğini yürüten Scooter Braun kaptı (YG hala iki KPop idolünün ABD dışındaki işlerine bakıyor).

Şaşırtıcı bir şekilde, Bigbang Garrix’ten çok daha fazla ve neredeyse Bieber kadar para kazandı. Bu birçok insanı şoke edebilir ama Yang’ı değil: “Başarıları beni hayrete düşürmedi. Dünyadaki herkesin onlara bayılacağından emindim.” devam ediyor. Sorunlar aynı: Yetiştiricilikte gelir azalıyor buna karşılık masraflar artıyor; hasılat ise 2011’e göre yüzde 51 artıp 4,14 milyar liraya çıkmış olmasına rağmen 2016’te bir önceki yıla göre büyüme sadece yüzde 6. Ve bu, son beş sene içindeki en küçük büyüme oranı.

Bu yıl dördüncüsünü hazırladığımız “En Çok Kazanan At Sahipleri” listesi ise camiadaki bu sıkıntıların gölgesine rağmen dalgalı bir görünüm arz ediyor. En önemli değişim, son üç senenin lideri Kaya Ekürisi’nin, İzmirli üç kadın yetiştiriciden oluşan Kurtel Ekürisi’ne zirveyi kaptırması neredeyse 1 milyon liralık kazanç farkıyla… İlk 10’da ise üç yeni yetiştirici var. Bunlardan ilki Suruçlu Yıldız Ailesi. Diğer yeni isimlerse geçen sene 20’nci ve 24’üncü sırada yer alan Yıldızhan Ekürisi ile Hadioğlu Ailesi. Öte yandan

Muzaffer Can istikrarlı yükselişini devam ettirirken Cemiloğlu Harası üçüncülükten 10’unculuğa indi. Yardımcı, Gelgin ve Güzdüzeli ekürileri ise ilk 10’un dışına çıktılar.

Bu iniş çıkışların temelde tek bir nedeni var. Türkiye özelinde birçok yetiştirici, yarışlara ortalama 1012 safkanla katılıyor (bir taneyle katılan da var) ve bu sayı eğer içlerinde şampiyon bir at yoksa para kazandırmıyor. Örneğin 12 safkanla yarışlarda boy gösteren Muzaffer Can, şampiyon atı Can Kardeşler olmasa kazancının yüzde 86’sını kaybedebilirdi. Keza bu sene liderlikten düşen Kaya Ekürisi de son bir senede hiç milyon lira barajını aşan bir safkan çıkaramadı.

Nihayetinde atçılık her zaman olduğu gibi şans işi. İşin sırrı iyi safkanı yakalamak… Ama unutmamak gerekiyor ki atçılık işinde yer alan 4 bin yetiştiriciden sadece yüzde 15’i bu işten para kazanabiliyor. Geri kalanı zarar ediyor. Dolayısıyla atçılık daha çok bir hobi işi, para ise bonusu. O

En Zengin Ünlüler _7.jpgEn Zengin Ünlüler _2.jpgEn Zengin Ünlüler _4.jpgEn Zengin Ünlüler _5.jpgEn Zengin Ünlüler _6.jpgEn Zengin Ünlüler _11.jpgEn Zengin Ünlüler _10.jpgEn Zengin Ünlüler _0.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*