En İyi Elektrikli “Hybrid” Otomobiller

Yeniden Şarj Oluyor

Prius’un çevreci otomobil devrimini başlatmasından 20 yıl sonra Toyota ekocazibesini Tesla’ya kaptırdı. Dünyanın en değerli altıncı markası, hidrojen yakıtlı Mirai ile geri dönmeye çalışıyor.

1997’de Tokyo’nun gösterişli bir otelinde, vardı: Arka koltukların altındaki 274 voltluk dev video ekranlarda kuşlar göklerde bataryanın beslediği bir elektrik motoruyla uçuşurken Toyota Motor, Prius’u dün eşleştirilmiş dört silindirli 1.5 litrelik bir moyaya tanıttı. Aracın çok da seksi olduğu tordu bu. Japon otomobil üreticisi, Prius’u söylenemezdi: Minicik lastikleri ve kendisine yeni gözle bakılması için bir fırsat Blr zamanıarm ve eğimli bir burnu bulunan garip görünümlü bir olarak görüyordu. Ama kaputunun altında yeni bir şey ği ve güvenilirliğiyle meşhur Toyota değeri 42 milyar dolar), kirliliği azaltacak ve o dönem için gayet etkileyici bir rakam olan galon başına 45 millik yakıt tüketimine sahip hibrit benzinlielektrikli bir otomobili yollara sürerek imajını çevrecileştirmeyi umuyordu.

ABD’de kimse umursamadı. Benzinin galonu 1 dolardı ve insanların temel endişesi benzincide birkaç sent tasarruf etmek değil, megaSUV’lerine park yeri bulmaktı. Medyanın tepkisi de çok acımasızdı. Şu anda Toyota Motor Sales USA’nın otomotiv faaliyetlerinden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı olan Bob Carter o günleri şöyle anlatıyor: “Herkes bunu bilim deneyi olarak nitelendirdi ve ‘bir otomobile niye iki güç aktarma organı birden koyarsınız ki?’ diye sordu.”

Elbette son gülen Toyota oldu: Diğer bütün otomobil üreticilerinden daha fazla, 8.5 milyon hibrit araç sattı ve bunların 5.4 milyonu Prius’tu. Buradan çıkarılması gereken ders açıktı: Toyota’ya karşı bahse girme.

Oysa tüketiciler ve medya, bugün, fişli elektrik motorlu Tesla Model S’i ve yakında piyasaya sürülecek Model 3’ü bağrına basmak için adeta yarışırken Toyota’nm muhtemelen daha devrimci yeni modeli hidrojen yakıt hücreli Mirai’ye burun kıvırarak yine aynı hatayı yapıyor. Tesla’nın otomobilleri gibi Mirai da elektrikle çalışıyor ama enerjiyi bir bataryada depolamak yerine talep üzerine elektrik üretiyor. Havadaki oksijen ve koltukların altındaki yüksek basınçlı tanklarda depolanan hidrojen, bir yakıt hücresi yığınına giriyor ve burada gerçekleşen kimyasal reaksiyon motora güç veren elektriği yaratıyor.

Mirai’ın faydaları sayısız: Sadece su salıyor; beş dakikada yakıt ikmali yapabiliyor (geleneksel elektrikli araçlarda bu birkaç saati buluyor); ayrıca benzinli araçlarla yarışabilecek 500 kilometrelik bir menzili var. “Tüketiciler yüksek teknolojili ve gayet çevreci bir araç fikrine bayılırken yine de bugün kullandıklarına benzer şekilde davranan bir otomobil istiyor” diyor Toyota North America’nm genel müdürü Jim Lentz. Hidrojen yakıtlı arabalar için “Bir yakıt istasyonuna çekip depoyu beş dakika içinde doldurabilmek büyük bir artı” değerlendirmesini yapan Lentz’e göre“Elektrikli araçların süper şarjı bile çok gerçekçi değil. Bunun için 30 dakika beklemek zorundasınız”.

Yine de geçen yazdan beri satışta olan Mirai pazarda fazla bir ilgi görmüyor.

İstasyonlarının eksikliği büyük bir sorun; buna ziyadesiyle patlayıcı ve benzinden daha kararsız hidrojenin taşınmasıyla ilgili teknik ve yasal meseleler ekleniyor. ABD’de sadece 16 perakende hidrojen dolum istasyonu bulunuyor; bu sayının yılsonunda 30’u bulması bekleniyor. Ama Toyota daha temel bir marka sorunuyla karşı karşıya: Daha temiz araçlar geliştirmedeki bütün liderliğine rağmen şirket artık çevreci ilginin odak noktasında yer almıyor. Bunun yerine Elon Musk’ın Tesla Motors’u tempoyu belirliyor. “Elektrikli araçlardan bahsettiğinizde çoğu insanın aklına hemen Tesla geliyor. Sürücüsüz araç dediğinizde herkes Google’dan bahsetmeye başlıyor” diyor New York merkezli marka danışmanlığı şirketi Interbrand’ın küresel genel müdürü Jez Frampton ve ekliyor: “Otomotiv sektörü bu yeni şirketleri mağlup etmek için her türlü yeteneğe sahip. Yine de insanların hayalgücünü bu şirketler yakalamış gibi görünüyor. Bu, Toyota’nın kapısında bekleyen önemli bir zorluk.”

“20 yıl önce müşterilerini asla hayal kırıklığına uğratmayan marka olmanın bir anlamı vardı” diyor Kelley Blue Book’un kıdemli uzmanlarından Kari Brauer, “Ama onları bu noktaya taşıyan şeyler kalite ve çevreci olmak artık fark yaratan unsurlar değil.”

57 bin 500 dolarlık etiketiyle Mirai, lüks Model S’in neredeyse yarı fiyatına satılıyor; ayrıca devlet teşvikleri ve federal teşvikler bu maliyeti 13 bin dolar daha aşağı çekebilir. Lease yapmanız halinde cebinizden çıkacak aylık ödeme 500 dolar. Toyota üç yıl boyunca yakıt paranızı da ödüyor; bunun değeri de 15 bin dolar.

Şirket, 2017 sonuna dek 3 bin ve 2020’ye dek 30 bin Mirai satmayı umut ediyor. Satışlar yapılan projeksiyonların en üst limitinde gerçekleşse bile bu durum Toyota’nın 248 milyar dolarlık yıllık satış gelirine pek etki etmeyecek. Ayrıca yıllar içinde Prius’la ortak geliştirildiği ve büyük ölçüde aynı teknolojiyi paylaştığıiçin Mirai’ın piyasaya sürülmesi fazla bir maliyet yaratmadı. Toyota sektörü hidrojen yakıtlı arabalara yönlendirmek için ender rastlanan bir adım atarak geliştirdiği 5 bin 680 yakıt hücresi patentini 2020’ye dek rakipleriyle ücretsiz paylaşmayı teklif etti.

Ama yakıt ikmal altyapısı olmadan yakıt hücreli araçların hiçbir yere gitmesi mümkün değil. Kaliforniya, hidrojen istasyonları geliştirmek için önümüzdeki yıllarda 200 milyon dolar harcamayı vaat etti, inşa sürecini hız landırmak isteyen Toyota, eyalette kuracağı 19 istasyon için First Element Fuels’a 7,3 milyon dolar kredi verdi ve ülkenin kuzeydoğusunda 12 istasyonluk bir ağ için Air Liquide ile işbirliğine gitti (Yakıt hücreli sedanı Clarity’yi bu yıl içinde piyasaya sürmeye hazırlanan Honda da First Element’e 14 milyon dolarlık ek kredi temin etti). Altyapı hazır olana dek talebi kontrol etmeye çalışan Lentz, “Daha fazla mesafe kaydetmiş olmayı umut ediyorduk” diyor ve ekliyor: “Müşterilere istasyonları açılmadığı takdirde teslimatı geciktirmelerini söylüyoruz. İnsanların kötü bir deneyim yaşamasını istemiyoruz.”

Tesla’nın patronu Musk’ın hidrojene dayalı araçları “hayali hücreler” olarak nitelendirdiği biliniyor. Ama başka bir senaryo daha var: Sektörün gerçek “bozguncusu” Toyota, 23 milyar dolarlık nakdi ve 10 milyar doları bulan arge bütçesiyle belki de çok daha uzağa en azından nakit sıkıntısı çeken Tesla’nın gücünün yettiğinden çok daha ötesine bakabiliyor. Ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen hidrojenin elektrik karşısında uzun vadeli avantajları bulunduğunu görüyor. İlginç bir şekilde iki teknoloji de yüzde 100 çevreci değil. Teslalar’a güç veren elektriğin büyük bir bölümü fosil yakıtların yakılmasından geliyor ve hidrojen üretmek de muazzam miktarlarda enerji gerektiriyor çünkü hidrojen ya doğalgazdan elde ediliyor ya da elektrik kullanılarak sudan ayrıştırılıyor.

Toyota uzun mesafeler için bataryaya dayalı elektrikli araçlar geliştirmenin bir anlamı olmadığını düşünüyor ve bataryaların öngörülebilir gelecekteki sınırları göz önüne alındığında bu otomobillerin pratik olmadığını, maliyet etkinliği bulunmadığını belirtiyor. Toyota bunun yerine ürün saflarına daha fazla hibrit ile fişli hibrit araç katıyor ve kaçınılmaz gördüğü hidrojen yakıt hücreli otomobillere zemin hazırlıyor. Açıkladığı amacı şu: 2050’ye dek tüm egzoz borusu salımlarım yüzde 90 azaltmak.

Hidrojenin rağbet görmesinin 15 yıl, 20 yıl hatta 25 yıl sürmesinin bir mahsuru yok. Toyota, Prius deneyiminden biliyor ki yavaş ve istikrarlı olan yarışı kazanır. “Günün sonunda” diyor Interbrand’den Frampton, “Kazananlar, müşterileri herkesten iyi anlayanlar ve daha da önemlisi, virajın ötesini az da olsa görebilenler olacak.” Toyota her ikisinde de ustalığını kanıtladı.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*