Ekonomi görünümü neden olumsuz? Bu mücadeleyi nasıl kazanırız?

DİREKT TEMAS

O en karanlık gecenin hayatımızı nasıl darmadağın ettiğini, bir milletin birbirine kenetlenerek nasıl bir mücadele verebildiğini hep beraber yaşadık. Tüm bu yaşananlar karşısında son derece üzüntülü ama bir o kadar da umutluyum. Bin bir zorlukla, bir kurtuluş destanı sonrasında tesis ettiğimiz Cumhuriyet rejimi içerisinde, demokratik hak ve özgürlükler ışığında, milletin meclisine yapılacak hiçbir gayrimeşru müdahalenin, Türkiye’nin ileriye gitmesine sebep olacak bir fayda sağlaması mümkün değildir. Heri demokrasi dayatma ve zorbalık üzerine değil, tartışma ve uzlaşma üzerine inşa edilebilir. Bir milletin hak ve özgürlükleri anayasa ile güvence altındadır. Bu hak ve özgürlüklerin belirli bir imtiyaz taşıması ve belirli bir grup tarafından suistimal edilecek bir düzen içerisinde işletilmesi her toplumu böler. Devlet mekanizmalarını işlemez hale getirir. Hele de organize hale gelmiş ve devlet içine yerleşmiş bir çıkar grubunun memlekete zararı tartışılmaz bile. O en karanlık gecenin sabahında yeni bir fırsat önümüzde duruyor. Gün millet olarak kucaklaşmak günüdür. Gün, seni beni bırakmak ve yeniden biz olmak günüdür. Gün, Türkiye’nin geleceğine daha da inanmak ve bu hedef için daha çok çalışmak günüdür. Bireysel hak ve özgürlüklerin hukuk ve adalet ışığında serbestçe ifade edildiği bir Türkiye için kenetlenmek günüdür. Gün, geleceğe ortak olacağımız gündür.

Umutluyum çünkü önümüzde iki belirgin fırsat duruyor. Bunlar siyasi normalleşme fırsatı ve devlet mekanizmalarının yeniden verimli çalışmaya başlayacak olmasıdır. Bu iki fırsatı doğru kullanarak diğer bir belirgin zorluk olduğunu düşündüğüm olumsuz ekonomi görünümü ile mücadele etmemiz ve kazanmamız mümkün olacaktır. Benim kalemim, iş ve yatırım dünyasında yazı yazacak refleksle hareket eder. Bu nedenle, yazımın devamına bireysel bir yatırımcı gözlüğü ile devam ediyorum.

Ortak Ol

Ekonomi görünümü neden olumsuz? Bu mücadeleyi nasıl kazanırız?

Küresel ekonomiler ciddi bir açmazın içinde. 2008 yılından itibaren merkez bankaları piyasalara verdikleri likidite ile anlık bir kriz yönetimini başardı. Ancak yapısal bir iyileşmeye kapı açılamadı. Sonuçta sokağın gerçekleri ile varlık değerleri arasında büyük bir boşluk var. Tüm dünyada orta sınıf adeta eriyor. Bu durum kalıcı bir büyüme getirmez. Küresel çapta bu bedel er ya da geç ödenecek ve likidite bolluğu ile sağlanan sular çekilecek. Sosyal politikalar ve reformlara ağırlık verilecek. Aksi durumda büyük bir finansal türbülans yaratacak bir tsunami etkisi yavaş yavaş yaklaşıyor.

O günlere çok uzak olmadığımız izlenimindeyim. Hal bu ise gelişen ülke ekonomilerinin de başı belaya yakın diyebiliriz. Zira dış finansman ihtiyacı olan her şirket ve devlet bunu daha pahalıya temin edecek. Türkiye kamu borcu açısından risk taşımıyor. Ancak şirketlerin borçluluk oranları yüksek. Dış finansman ekonomi için önemli bir kaldıraç olarak kullanılıyor. Kriz dönemlerinde bu kaldıraç bizi olumsuz etkiliyor. Bankalarımız şirketlere daha çok borç finansmanı sağlayabilmek için özkaynak arttırmak zorunda. Ayrıca banka kredileri ile şirketlerin kullandıkları finansman maliyetleri yıllık yüzde 1718 seviyesinde yüksek bir oranda seyrediyor. Bireysel kredilerde bu oranlar yüzde 2022’lere yükseliyor. Bu pahalı kaynak maliyeti ile işletmelerin sağlıklı bir bilanço yönetmelerinin çok zor olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Türkiye dünyada pek çok ülkenin aksine dinamik bir ekonomi. Girişimcilik ve çalışma gücü ile yükselen bir potansiyeli var. Türkiye’de inşaat, hizmetler ve perakende sektörlerinde önemli bir iş bilgisi birikti. G7’yi dışarda tutarsak, dünya genelinde bizim kadar hızlı iş geliştiren pek örnek ülke sayamayız. Bizimse çeşitlendirilmiş finansman kaynaklarına ihtiyacımız var.

Eğer dünya sosyal bir yeniden yapılanma içinde olacaksa, Türkiye’de liberal piyasa ekonomisini destekleyen yapısal politikalara ağırlık veren bir hükümet ve kendini temizleyerek yeniden verimli olarak çalışmaya başlayacak bir devlet mekanizması ile hızlı bir toparlanma yaşayabiliriz. Ben bu noktadan bakınca umutlanıyorum.

Adım adım ilerleyeceğiz. Türkiye yatırım ortamı için 2016’nın ikinci yarısında endişeli bir bekleyiş var. Biraz bekleyelim ve görelim havası. Beklemeyelim, benim size somut bir önerim var. Adım atalım. Borsada hisse senetleri ucuz kabul edeceğimiz seviyede ve yabancıların satış baskısı var. Türkiye’de bireysel emeklilik ile birikime yönelmiş kaynaklar toplamı yaklaşık 50 milyar lira. Bunun 5 milyar civarında olan kısmı hisse senetlerine yatırım yapan fonlarda. Çok az. Bu oranı arttırmak bizim atacağımız adıma bağlı. Hisse senedi fonlarına geçiş yapın. Türkiye’nin geleceğine ortak olun. Tam zamanı… Adım adım devam edeceğim… O

Ekonomi görünümü neden olumsuz? Bu mücadeleyi nasıl kazanırız?_1.jpgEkonomi görünümü neden olumsuz? Bu mücadeleyi nasıl kazanırız?_0.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*