Dünyanın En Çok Kazanan TV Oyuncuları

Dünyanın en çok kazanan televizyon oyuncularından Ashton Kutcher’ın Los Angeles şöhretle en temel lüksüne yani bir otomobile ve bir şoföre yetecek parası elbette var. Ama o yine de Uber’i tercih ediyor: “Warner Bros.’a gideceğiz” diyor Kutcher, Beverly Hills’de iş ortağı müzik menajeri Guy Oseary ile birlikte siyah bir Chevy Tahoe’nun arka koltuğuna kurulurken “önce Moorpark’a, oradan da 101’e çıkarız.”

Aslında bu yönlendirmede bulunmasına gerek yok. Kutcher ve üç kapı ötede oturan Oseary’nin yaşadığı yerden oyuncunun yeni Netflix dizisini çektiği Burbank’teki stüdyoya giden en optimal güzergah, sürücünün telefonuna zaten programlanmış durumdavAma her zaman özgüvenli biri olan Kutcher kendini engelleyemiyor; sonuçta bu araçta patron o. Beş yıl önce Oseary ile birlikte Uber’e 500 bin dolar yatırım yapan Kutcher’m hisselerinin bugünkü değeri beş yıl öncesinin tam yüz katı. “Aslında bir taksi şirketine değil, otomobil sahibi olma nosyonuna yatırım yapıyorsunuz” eliyor Kutcher ve ekliyor: “Bu çılgınca bir şey. Ve Uber’in sahip olduğu hız ve potansiyelin sebebi de bu.”

Bunu şanslı bir bahis olarak nitelendirmek kolaycılık olur. Kutcher ve Oseary’nin müşterek 70’ten fazla yatırımı kapsayan portföyünde Uber’i bile geride bırakan bir dizi “grand slam”in -Skype, Airbnb, Spotify, Pinterest, Shazam, Warby Parker- yanısıra hala gelişme aşamasında olan Zene-fits ve Flexport gibi değerli yeni şirketler bulunuyor.

38 yaşındaki Kutcher ile U2 ve Madonna’nın 43 yaşındaki menajeri Oseary’yi “cool”lukları karşılığında anlaşma akışı sağlayan amatörler olarak görmek de yanlış olur. Evet, Ron Burkle, Eric Schmidt, Mark Cuban, David Geffen ve Marc Benio gibi servetini kendi yapmış milyarderler, bu İkiliye yatırım için kişisel zulalarından milyon dolarlar verdi. Ama çok daha ağırbaşlı bir yatırımcı olan Liberty Media da kısa bir süre önce İkiliye 100 milyon dolar yatırdı.

Liberty Media’nm halka açık bir şirket olarak rakamlarıyla yaşayıp ölmesi gerekiyor. Kutcher ve Oseary’yi böy-lesine ikna edici kılan şey de bu. Defterlerini FORBES’a açtıklarında rakamlarının gayet etkileyici olduğunu gördük. Altı yıl içinde 30 milyon dolarlık fonlarını 250 milyon dolara yükselttiler. Kısa süre öncesine dek “Two and a Half Men”de oynayan bu adam neredeyse 8,5x kazanç getirdi.

Şirketi Andreessen Horovvitz ile yıllar içinde 4 milyar dolardan fazla kaynak yaratan, Midas listesinin gedikli üyelerinden Andreessen Horowitz, “Düzenli olarak 3x getiri sağlıyorsanız, en iyi risk sermayecileri arasında gösterilirsiniz” diyor ve ekliyor: “5x getiri sağlarsanız, çok başarılı addedilirsiniz. Ben matematikten anlarım: 8x, 5x’in çok üzerinde bir rakam.”

Andreessen övgülerinde yalnız değil. Silikon Vadisi’nin Kutcher ve Oseary ile zaman geçirmiş ve İkiliyi iş başında görme imkanına sahip olmuş ağır toplarıyla konuştuğunuzda hepsi aynı şeyi söylüyor: “Bu adamlar gerçekten akıllı.” Öyle Hollywood tarzı ikazlara gerek yok. Şaşırtıcı başarıları iki evrensel doğrunun altını çiziyor: Başkalarının parasını yönetmenin ne kadar basit ve bunu iyi yapmanın ne kadar zor olduğunun…

Ashton Kutcher’m risk sermayecisi olarak izlediği sıra-dışı yol, şu anda iflas etmiş olan bir rapçiyle başladı: Curtis “50 Cent” Jackson. 10 yıl önce 50 Cent, Vitaminvvater’ın resmi yüzü olma karşılığında Vitaminwater’ın ana şirketi Glaceau’dan hisse aldı ve Coca Cola şirketi 2007’de satın aldığında yaklaşık 100 milyon dolar kazandı.

Oseary’nin evinde yaptığımız yumurta ve avokadodan oluşan Kaliforniya kahvaltısı sırasında Kutcher o günleri şöyle anlatıyor: “Ben de o dönemde Nikon ile bir reklam anlaşması imzalamıştım. Birden ‘dur bakalım dedim, bir saniye… Ben de bu hisse senedi oyununa dahil olmanın bir yolunu bulmalıyım çünkü çok daha mantıklı’ diye düşündüm.” Kutcher’ın yolculuğunda her şey sezgisel. Iowa’da orta sınıf bir anne-babanın oğlu olarak dünyaya gelen Kutcher,

iş dünyasına has bilgi ya da derslerle büyümemiş fakat güçlü bir iş ahlakı edinmiş. Daha 10 yaşındayken babasıyla inşaatlarda çalışmış; lisede de hademelik, kasaplık ve General Mills’de fabrika işçiliği gibi sıradışı işler yapmış.

Her zaman kafası çalışan bir çocuk oldu. Iowa Üniversitesi’ne kaydım yaptırdığında biyokimya mühendisliği eğitimi almayı planlıyordu -ta ki bir modellik yarışmasını kazanıp okulu bırakmasına ve önce New York’a, ardından da Los Angeles’a taşınmasına dek. Büyük çıkışını 1998’de, Michael Kelso adında sersem bir yakışıklıyı canlandırdığı “That 70s Show” dizisiyle yaptı ve bunu bir dizi benzer rol izledi. Sürekli budala rollerine çıkarken becerilerini de geliştiriyordu. 2003’te MTV için gizli kamera şaka programı Punk’d’ı yarattı ve programın sunuculuğunu üstlendi. Vitaminwater ilhamını yaşadığı dönemde tam teşekküllü bir prodüksiyon şirketi olan Katalyst’i kurmuştu bile. TechCrunch’tan transfer ettiği dijital şefi Sarah Ross kendisini Ron Convvay ve Michael Arrington gibi Silikon Vadisi seçkinleriyle tanıştırmaya başladı. “Vaktimin yüzde 90’ını sadece dinleyerek geçiriyordum” diye anlatıyor o günleri Kutcher. Andreessen de, “Vadi dışında çok az insanın bu işi ciddiye aldığı bir dönemdi. Kutcher hiç gözde olmadığı bir zamanda bu alana girdi” diyor.
Dünyanın En Çok Kazanan TV Oyuncuları_1.jpg
Dersini de iyi öğrendi. Bugün Kutcher yeni teknoloji şirketlerinin diline gayet aşina. Geçen yıl katıldığı FORBES 30 Yaş Altı Zirvesi’nde Web trafiği ve dijital reklam gelirini optimize edecek doğru oran hakkında yarım saat boyunca medyanın ağır toplarıyla tartıştı. Kutcher, bir futbol yıldızıyken matematik öğrencileriyle takılmaya başlayan ve sonunda onlardan biri olduğunu ispatlayan biri gibi aslında. “Kar leoparını teşhis etmeyi öğrendikten sonra” diyor Kutcher, “kar leoparının yaklaşmakta olduğunu görmek gayet kolay.”

Andreessen, 2009’da Kutcher’ı Skype’a 100 milyon dolar yatırmaya davet etti. 18 ay sonra Microsoft şirketi satın aldığında Kutcher’ın yatırımı değer olarak dörde katlanmıştı. Bu şekilde yatırım işine kendini kaptıran Kutcher, Büyük Durgunluk sonrasında hala toparlanmaya çalışan San Franscisco’daki yeni dostlarını da etkilemeyi başardı.

Bu arada Oseary de benzer bir dönüşüm geçiriyordu. İsrail doğumlu Oseary 8 yaşında Los Angeles’a taşındı ve Beverly Hills Lisesi’ne devam etti. Burada küçük çaplı hip-hop konserleri düzenlemeye ve Freddie DeMann gibi Hollywood güç tacirlerinin çocuklarıyla takılmaya başladı.

“Bizim camiadan bu işi yapmakla kalmayıp beni bile alt eden ve her seferinde doğru anlaşmaları bulan tek bir kişi vardı. O da Ashton’dı.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*