Dijital Küreselleşme

Küreselleşme, ürün, hizmet, insan, para ve verinin ulusal sınırlar ötesindeki mübadelesi. Son yıllarda bu tür mübadelelerdeki büyüme yavaşladı. Bu da beklenmesi gereken bir şey… Sonuçta dünyada sınırlı sayıda insan var. Bu da kaçının bir ülkeden diğerine hareket edebileceğini sınırlıyor. Dünya nüfusunun sınırlı sayıda televizyona, tişörte, muza ihtiyacı var dolayısıyla bir ülkede üretilip başka bir ülkede satılacak mal sayısının da doğal bir limiti bulunuyor. Ancak Trend Dergisi’ne göre bir tür mübadele sonlu değil: Veri. Aslına bakarsanız, insanlar ne kadar çok veri tüketirse video, bilgi aramaları, blog, sosyal medya postları ve eticaret işlemleri biçiminde veri talepleri o kadar artıyor.

Bunun sonucunda, InformationWeek’te yayımlanan bir Business Roundtable araştırmasına göre “20052012 arasında ulusal sınırlar arasında el değiştiren online veri miktarı 18 kat arttı”. Çalışma, veri miktarının 2025’e dek yüzde 700 daha artmasını öngörüyor. McKinsey Küresel Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen daha yeni bir araştırma da benzer sonuçlara ulaştı. McKinsey uzmanları 97 ülke için “mal, hizmet, finans, insan ve veri” akışını modelledi. Bütün bu akışların toplam etkisi 2014’te 7,8 trilyon dolarlık bir değer yarattı ve küresel GSYİH’nin yüzde 10 civarında artmasını sağladı.

Bu etkinin neredeyse üçte biri (2,2 trilyon dolarlık kısmı) sınırlar arasındaki veri akışından yani “dijital küreselleşme”den kaynaklandı. Bu, dünya servetine ürünlerin küresel ticaretinden ya da doğrudan yabancı yatırımdan daha büyük bir katkı veriyor. Sınırötesi veri akışının 15 yıl gibi kısa bir süre önce ne kadar sınırlı olduğu göz önüne alındığında bu katkı çok daha dikkat çekici hale geliyor.

Küresel veri akışının faydaları şöyle: Daha düşük işlem maliyetleri, küresel ölçek ve bireyin güçlenmesi… Küresel veri akışındaki patlama, küreselleşme yoluyla yaratılan servetin geleneksel kaynakları ürün ve sermaye akışları büyümediği ya da gerilediği için daha da büyük önem kazanıyor.

McKinsey, malların küresel akışının küresel GSYİH içindeki payının sabit kaldığını tespit etti. 19852008 arasında söz konusu oran yüzde 13,8’den yüzde 26,6’ya çıkmıştı. Araştırmanın incelediği son yıl olan 2014 itibarıyla ise yüzde 24,6’da kaldı. Başka mallar üretmek için kullanılan ara malların sınırötesi nakliyesinin kağıt, çelik ürünleri, kimyasal madde, tekstil kumaşı, gübre, iletişim ve elektrik ekipmanı gibi kalemlerde yarı yarıya azaldığını da hesaba katın.

Bu arada sınırlararası sermaye akışı da geriliyor. McKinsey’e göre “2008 Krizi öncesindeki 25 yıl boyunca bu akışlar küresel GSYİH’den daha hızlı artarak 1980’de 0,5 trilyon dolar iken 2007’de 11,9 trilyon dolara yükseldi”. Ancak o günden bu yana 5,2 trilyon dolar azaldı bu yüzde 57’lik bir düşüş demek. Bunun temel nedeni, durgunluk sonrasında getirilen ve bankaların riskten kaçınmasına yol açan sıkı bankacılık düzenlemeleri.

Dolayısıyla dijital küreselleşme önümüzdeki on yılda küresel GSYİH büyümesi açısından giderek daha önemli hale gelecek. İleriye baktığımızda, üst düzey yöneticilere bu önemli trendden kaynaklanan gelişmeleri takip etmesini öneriyorum. Öncelikle önümüzdeki on yılın başarılı şirketleri, dijital küreselleşmeye kucak açanlar olacak. İkinci olarak küresel veri akışına sınırlamalar getiren ülkeler kendi ekonomilerine zarar verecek ve vatandaşlarını dijital küreselleşmenin nimetlerinden mahrum bırakacak. Üçüncü olarak Nesnelerin İnterneti bir veri akışı patlamasına yol açacak. Dördüncü olarak küresel mal ticaretinin geçmiş seviyelerine dönmesi pek olası görünmüyor. 3D baskı teknolojisinin ilerlemesini sürdürmesiyle şirketler ve tüketiciler daha fazla ürün ve ara malı ihtiyaç üzerine ve kullanılacağı yerde yaratacak, bunları yurtdışından sipariş etmek yerine…

Dijital Küreselleşme_0.jpgDijital Küreselleşme_4.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*