ÇEKTE KARŞILIK

Poliçe ve çek aynı zamanda havale emri niteliğindedir. Pfllçede “karşılık” sorunı> nu kanun sözkonusu etmemiştir. Halbuki çekte böyle değildir. Karşılık demek, genel olarak keşidecinin muhatap elinde olan alacağı demektir. Bu alacak iki şartı taşır, yan! bir ödeme aracı olan çekin para gibi ve güvenlikle sürülebilmesi için
a) Keşidecinin muhatap elinde bir karşılığı (provizyon) bulunması,
b) Bu karşılığın çekle tasarruf edileceğine dair keşideci ile muhatap arasında açık veya dolaylı (zımni) bir anlaşmanın mevcut olması lazımdır (T.K. 695/1).
Bu iki şart olmadıkça çek ödenmez. Karşılık nakit para olabilir (alacaklı carilerde olduğu gibi), karşılık kredi ve mal olabilir (borçlu carilerde olduğu gibi) yalnız çekin muhatap tarafından ödenebilmesi için, karşılığın ibraz günü bulunması gerekli ve yeter fîdir. Tabii her karşılığı bulunan hesap için çek çekmek mümkün değildir. “Muhtelif ve Sair Alacaklar” daki paralar içiıî çek çekilemez. Çekle ödeme konusunda açık veya dolaylı bir anlaşma olması da lazımdır.
Bir çek karşılıksız olarak çekilirse, bu çek geçerli rriidir? Kanunda Karşılık ve anlaşma olmasa bile senedin çek olarak saygınlığına (itibarına) halel gelmez denilmektedir. Mecburi şekil şartları olan çek, çek hükümlerine tabi olur. Ancak yeterince karşılık olmadan ve bir anlaşma yapılmadan çek çeken kişi, karşılıksız çek keşide etmiş sayılır. Bu da cezayı gerektirir.
Keşideci muhatap nezdinde ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde muhatap bu kısmî karşılığın tutarını ödemekle yükümlüdür (T.K. 695/2).
Muhatap, çek bedelini tüm olarak karşılamağa yeterli değildir diye bu kısmen var olan karşılığı ödememezlik yapamaz. Aks’i takdirde, keşideciye karşı sorumlu düşer.
1 Karşılıksız çek çekmenin hukuki sorumluluğu
Karşılıksız çek çekmek aslında dolandırıcılıktan başka birşey değildir. Muhatap
elinde karşlık olmadığı halde açığa çek çeken kimse (keşideci) zarar olsun olmasın çekin kapatılmayan yani karşılıksız kalan miktarının % 5’ini ödemekle yükümlüdür. Ayrıca keşideci, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmine mecburdur (T.K. 695/3).
Not Bu hukukî müeyyidelerin uygulamada genellike bir yararı yoktur. Çünkü karşılıksız çek çekenler, genellikle kötü niyet sahibi ve parasız kimselerdir. Uygulanacak bu çeşit cezanın, bu gibi kimseleri yola getiremeyeceği aşikârdır. Bundan dolayı karşılıksız çek keşidesi, ayrıca cezaî müeyyidelere bağlanmıştır.
2 Karşılıksız çek çekmenin cezaî sorumluluğu
“Türk Ceza Kanunu” nun 503. maddesinde saydığı dolandırıcılık hakkındaki suç unsurları, karşılıksız çek çekenlerin hareketine uymakta olduğundan bu konuda “Ticaret Kanunu” na bîr hüküm ilavesine yer olmadığı Büyük Millet Meclisinin 7 Ocak 1929 tarihli ve 471 sayılı kararıyla kabul ve teyit edilmiş bulunmaktadır.
Yine bu karara göre, hesabın kesin sonucunu bilmeyerek yanlışlıkla çek çekenlerin hareketi ise, bir kasıt olmaması nedeniyle suç sayılamaz.
Dolandırıcılık suçunun oluşması için
a) İyi niyetten (hulus ve saffetten) yararlanmış,
b) Kandıracak şekilde hile kullanarak ya mlgı’ya düşürmüş,
c) Haksız çıkar sağlamış, bu çıkarı haksızlığa uğrayan kimse ve başkası zararına elde etmiş olması ve
d) Kasıt bulunması şarttır.
Bu suçun cezası 3 aydan 3 seneye kadar hapis ve 50 liradan az olmamak üzere ağır para cezasıdır.
Karşılıksız çekin bilerek sürülmesi, çeklerin güvenliği ve kamu çıkarları bakımından suç sayılmaktadır.
“Ticaret Kanunu” nun 695. maddesine örneğin; göre; karşılığın; çekin keşidesi sırasında muhatapta var olduğu bilinirken, bu karşılığın, çek henüz hamili tarafından ibraz edilmeden ve ibrazı süresinden önce, çekilmiş olması, “Ceza Kanunu” açısından yine dolandırıcılık sayılır.
Uygulamada, Bankalar, çekin münasip bir köşesine “görülmüştür” veya “karşılığı vardır” gibi kayıtlarla çekin karşılıksız olmadığını teyit ederler. Bazı vergi daireleri, bir borcun ödenmesinde kullanılan çeklerde, muhatap bankanın böyle bir kaydını aramaktadırlar. Bu şekilde tasdik şerhini taşıyan çeklere “teyitli veya tasdikli çek” denir.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*