Carrefoursa’yı Kurtaran Adam

2009’dan bu yana zarar eden Carrefoursa’yı başına geçtikten kısa bir süre sonra ayağa kaldıran Mehmet Nane, bu başarısıyla ‘Ekonomide Yılın İş İnsanları’ anketinde “Yılın Profesyoneli’ seçildi. Nane, 2015’te yeni projeler hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bu yıl Carrefoursa’nm cirosunu 4 milyar TL’ye çıkarmayı. 200 mağaza açarak 2 bin 500 yeni istihdam yaratmayı hedefliyor.

Türkiye’ye 1993 yılında Fransız Carrefour markasını getirerek perakendede önemli bir adım atan Sabancı Holding, bu ortaklıktan tam 20 yıl sonra 2013 yılının nisan ayında şirketin kaderini değiştirecek kritik bir adım attı. 2009 yılından bu yana zarar eden Carrefour-sa’mn hisselerinin yüzde 12’sini 141 milyon TL bedelle satın alarak, hisse oranını yüzde 50,8’e çıkardı. Sabancı Holding, bu hamleden sonra değişim sürecini yönetimden başlattı ve Teknosa Genel Müdürü olarak görev yapan Mehmet Nane’yi Carrefoursa’nm başına geçirdi.

Başa geçer geçmez üç yıllık bir büyüme planı hazırlayan Nane ve ekibi, şirketi altyapıdan operasyonel yapılanmaya kadar değiştirecek 30 kritik proje başlattı. Hızla hayata geçirilen bu projeler şirketin bilançosunda adeta sihirli bir dokunuş etkisi yarattı. Carrefoursa’nın üzerinden ölü toprağı kalktı ve 2009’dan bu yana zarar eden şirket 2014’ün ilk çeyreğinde 4,4 milyon TL kâr elde etmeyi başardı. 2014 dokuz aylık so-nuçlanna göre 9,9 milyon TL’lik kâra ulaşan şirketin gelişimi, Ekonomist’in ‘Yılın Iş insanları’ anketinde Mehmet Nane’ye ‘Yılın Profesyoneli’ ödülünü getirdi.

Sabah 7.15’te işbaşı yapan, haftanın iki gününü mağaza ve tedarikçi ziyarederine ayıran Nane’nin glokal-leşme adını verdiği yeni stratejisiyle 2015’te de Carrefoursa için büyük hedefleri var. Carrefoursa’nın başarısının arkasındaki dinamikleri ve yeni dönem planlarını konuştuğumuz Nane, 2015’te şirketin cirosunu 4 milyar TL’ye çıkarmayı, 200 mağaza açarak

2 bin 500 yeni istihdam yaratmayı hedefliyor. 2015’te 250 milyon TL yatırım yapmayı planlayan başarılı yönetici, şirket satın almaya da yeşil ışık yakıyor.

Uzun zamandır zarar eden Carrefoursa’yı kısa sürede kâr eden bir şirket haline getirdiniz. Şirkette ne gibi değişiklikler yaptınız?

Sabancı Türkiye’nin en büyük gruplarından biri ve know how’ı tartışılmaz. Carrefour ise dünyanın en büyük perakende şirketlerinden biri. Bu iki grubun bir araya gelmesi glokal bir güç oluşturuyor. Bizim yaptığımız glokal gücü ileriye götürüp yönetimi de glokal bir yapıya dönüştürmek oldu.

Yönetimi glokal hale getirmek için nasıl bir strateji izlediniz?

Benim yaptığım şirketin yerelleşmesini sağlamak oldu. Amacımız müşteriye daha yakın ve daha samimi olmaktı. Bunun için üç yıllık bir stratejik plan hazırladık. Bunu da üç faza ayırdık. Bu bölümlerden biri altyapı projeleriydi. Altyapı projeleri kapsamında bilgi işlem altyapımızı modem seviyeye getirdik. Kendi çalışanlarımızı yetiştirmek için bir eğitim hamlesi başlattık ve Carrefoursa Akademi’yi kurduk. Diğer iki grup projelerimizi operasyonel ve stratejik olarak sınıflandırdık. Operasyonel projelere 5’te 5 dedik. Hedefimiz 2013 sonunda 2,5 milyar TL olan ciromuzu 20l6’ya kadar iki katma ve operasyonel kârımızı yüzde 5’e çıkarmaktı. 30 civarında proje yaptık. Üçüncü olarak stratejik projeleri hayata geçirdik.

En etkili projeleriniz hangileri oldu?

Bizim yaptığımız esasında çok basit, dünyanın ilk işi al ve sat. Ancak bu işi yaparken katma değer yaratmamız gerekiyor. Biz katma değer yaratacağımız alanları net bir şekilde belirledik ve müşterimizle paylaştık. Mesela tarladan sofraya projemiz önemli bir adımdı. Daha önce halden aldığımız ürünü tarladan almaya başladık. Bu sayede eskiden ortalama 72 saatte mağazalara ürün gelirken şimdi bu süre 36-40 saat arasına indi. îki tane aracıyı kaldırarak müşterilerimize daha uygun fiyatla sunabilir hale gelir.

Türkiye’de perakendede yerli grupların daha başarılı olduğu görülüyor. Mehmet Nane, bunun nedenini şöyle açıklıyor:

“Bu başarı lokali bilmekten geçiyor. Çünkü Türkiye büyük bir coğrafya ve çok farklı özellikler var. Bunu bilirseniz ona göre etkin bir hizmet üretebilirsiniz.

Bunun örneğini üzümle veriyorum. Ege’de beyaz üzüm dediğiniz zaman çekirdeksiz üzüm akla gelir. Güneyde beyaz üzüm denilince recep veya çavuş üzümü akta gelir. Şimdi siz bu farklılığı bilmezseniz çekirdeksiz üzüm alıp tüm Türkiye’ye gönderdiğinizde bazı yerlerde çok bazı yerlerde az satarsınız.

Bu da fire oranınızı artırır. Yerel bilginin satışa dönüştürülmesi önemli. Fark burada ve bu kadar basit.”

“BAŞARI LOKALİ BİLMEKTEN GEÇİYOR”

Özellikle sebze meyve gibi taze ürünlere yönelik projelere öncelik verdiniz. Bu projelerin satışlara nasıl bir katkısı oldu?

Taze ürünlerin satışında yeni stratejimizle birlikte yüzde 20’nin üzerinde artış yakaladık.

Tüm bu projeler rakamlara nasıl yansıdı?

Mart sonunda 17 çeyrek sonra yani 2009’un son çeyreğinden beri ilk kez kâra geçtik. 4,4 milyon TL kâr elde ettik. 2014 dokuz aylık sonuçlarına göre de 9,9 milyon TL’lik kâra ulaştık.

2015 yılı büyüme hedefiniz nedir?

2014’te 127 mağaza açtık ve bin 300 kişiye istihdam sağladık. 2015’te 200 mağaza açıp 2 bin 500 yeni istihdam yaratmayı öngörüyoruz. 2014 yıl sonunu 3 milyar TL ciroyla kapattığımızı tahmin ediyoruz 2015 için ciro hedefimiz ise 4 milyar TL.

2015’te ne kadarlık bir yatırım planlıyorsunuz?

250 milyon TL yatırım yapmayı planlıyoruz.

2015 yılı için planladığınız yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz?

‘Tekneden sofraya’ isimli bir projemiz var. Artık büyük balıkçılarla

anlaşıp balığı kendimiz tedarik edeceğiz. Diğer projemiz ise ‘fırından sofraya’ isimli ekmekle ilgili bir proje. Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da belediyelerin ekmek fabrikalarından sonra en fazla ekmek üreten şirket biziz. Çok ciddi bir know how’ımız var. Kaliteli ekmek satıyoruz. Bunu fırsata dönüştürmek için fırından sofraya diye bir kampanya başlatıyoruz. Bunu yakında kamuo-yuyla paylaşacağız. Süper ve küçük marketlerimize ekmeği yarı donuk olarak gönderip fınnlarda pişirip taze taze satmayı planlıyoruz. Pilot uygulama başladı. Organik maya kullanıyoruz.

2015 perakende sektörü için enteresan bir yıl olacak. BİM File markasıyla süpermarket konsep-tine giriyor. Anadolu Grubu Mig-ros’u satın aldı. Siz kızışan rekabete karşı nasıl bir önlem aldınız?

Biz kendi işimize bakıyoruz. Müşterimize en etkili şekilde hitap etmeye çalışıyoruz. Rekabet ne kadar güçlü olursa biz de o kadar hazır oluruz. Rekabetten korkmuyoruz. Rekabeti kırıcı değil, hizmetimizi pekişti-rici bir etki olarak görüyoruz. Bu yüzden rekabet ne kadar güçlü ve diri olursa, biz de müşterimize o kadar etki edebilecek bir ortama kavuşuyoruz.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*