BANKA POLİÇELERİ

POLİÇE

A GENEL BİLGİ I

Dilimizdeki poliçe deyimi İtalyanca “polizza” sözcüğünden alınmıştır. Ticaret Kanunumuz poliçeyi tanımlamamıştır. Uygulamada poliçe;

Bir alacaklının, borçlusuna hitap ederek borcunu ödemesi için yazı ile gönderdiği bir ödeme emri demektir. Bir örnek

Ankara’da Mehmet Gürsoy firması, İstanbul’da Haşan Uslu firmasına 50.000. TL. Iık tiftik yünü satmıştır. Haşan Uslu, bu tiftikleri ancak iki ay içinde satabileceğini düşünerek, kendi üzerine 61 günlü bir poliçe çekilmesini istiyor. Mehmet Görsoy’un da

o sırada paraya ihtiyacı var. Bankalardan birine ve örneğin iş yaptığı Türkiye İş Bankası Samanpazarı/Ankara şubesine başvura

rak böyle bir poliçe düzenlediği takdirde kırılıp kırılamayacağını soruyor. Şube müdürlüğü teklifi inceledikten sonra uygun gördüğünü bildiriyor. Bunun üzerine Mehmet Gürsoy firması aşağıdaki örneğe göre bir poliçe çekiyor.

Vade 12,5.197.. (4) Ankara 12.3.197.. (7) TÜRK LİRASI 50.000. (2)

Bu poliçe (1) karşılığında 61 gün (4) sonra Türkiye İş Bankası A.Ş. (6) veya emrühavalesine yukarıda yazılı ellibin Türk lirasını ödeyiniz (2). Bedeli para olarak alınmıştır. Anlaşmazlık çıkması halinde merci mahakim Ankara’dır.

Keşideci (Poliçeyi çeken) Mehmet Gürsoy (8) Ankara Atpazarı No 56

12.3.197..

Pul ve imza Muhatap (ödeyecek olan)

Haşan Uslu (3)

Sirkeci Kınacı Han No 19 İSTANBUL (5)

İşte Mehmet Gürsoy, alacağı bulunan

50.000. TL. nın 61 gün sonra İş Bankasına ödenmesi için Haşan Uslu firmasına emir veriyor ve poliçe bedelini bankadan çektiği için bu alacağını Bankaya devretmiş oluyor.

Burada;

Poliçeyi çeken alacaklıya Keşideci

(Mehmet Gürsoy)

Poliçeyi ödeyecek borçluya Muha

tap (Haşan Uslu)

Poliçe kimin emrine verilmişse ona da lehdar veya hamil (İş Bankası)

Poliçeyi çekmek işlemine Keşide,

Keşidecinin muhataptaki tiftik alacağına I Karşılık (Provizyon)

Poliçe lehdara ne karşılığında bırakıldı ise (örnekte nakit) buna da ‘’bedel” diyoruz.

B POLİÇENİN FONKSİYONU VE YARARI

Poliçenin üç önemli rolü veya fonksiyonu vardır

POLİÇE KARŞILIĞININ DEVRİ

‘Poliçe; paranın aktarılmasına bir araçtır. Yukarıdaki örneğe göre keşideci Mehmet Gürsoy, Haşan Uslu’« nun parayı kendi getirmesine veya

“yollamasına gerek kalmadan poliçe aracılığı ile parasını bankadan çek mistir. Parayı ödeyecek Haşan Uslu’ da vadesinde aynı Bankanın şubesine borcunu ödemekle parayı taşıma külfetinden kurtulacaktır. Böylece para nm taşınma işi kolaylıkla çözülmüş oluyor.

Poliçe; bir kredi aracıdır. Vade ile ” satılan bir mala karşılık alacaklı tacir (keşideci Mehmet Gürsoy) muhatap Haşan Uslu üzerine bir poliçe çekmiş ve bunu Bankaya kırdırarak vadeden 61 gün önce para sağlamıştır. Yani kredisini kullanmıştır.

Poliçe; aynı zamanda bir çeşit paradır. paranın kendi niteliklerini taşı masa da, paraya kolayca dönüştürülmesi mümkün bir değer demektir.

Poliçenin sağladığı yararlara gelince

Keşideci yararlanmıştır Malının bedelini 61 gün sonra tahsil edecekken az bir faiz ve komisyon karşılığında Bankadan parasını çekmiş ve yeniden iş yapmak olanağını kazanmıştır.

Muhatap yararlanmıştır Poliçe ile elinde 50.000. TL. olmadığı halde bu değerde mal almış ve bundan kâr sağlayacak duruma geçmiştir.

Lehdar’da yarar görmüştür Lehdar (Burada Banka) kasasında bekliyen parasını işletmiş, faiz ve komisyon

v adı ite bir kâr sağlamıştır.

POLİÇE KARŞILIĞININ DEVRİ

Ticaret Kanunumuza göre, poliçe metnine geçirilmesi ihtiyarî (isteğe bağlı olan) kayıtlardan biri de ‘‘karşılığın devri” kaydıdır. Bilindiği gibi, keşidecinin iflası hamil veya leh tap için bir tehlike teşkil eder. Çünkü poliçenin asıl borçlusu ve ödemeyi ( üstlenen kişi

keşidecidir. Keşidecinin iflası halinde, poliçede başka imzalar yoksa ve bunlar olduğu halde ödeme güçleri yeterli değilse, hamil keşidecinin iflas masasına katılmak ve garame dolayısiyle zarar görmek tehlikesine düşebilir. Kanunda bu tehlikeyi önlemek ama ciyle şu hüküm konulmuştur

Keşidecinin iflası halinde, muhatap nez dinde bulunan ve kabul edilmiş olan bir poliçeye ait karşılığı (yani karşılık ilişkisiyle taşıdığı hakkı) devrettiğini keşideci poliçede beyan ederse, bu hak poliçe hamiline devredilmiş sayılır. Böylece iflasın açılmasiyle bu karşılığın iflas masasına değil, poliçenin hamiline ödeneceği ifade edilmiş olur. Muhatap, iflasın açıldığı ilân veya devir keyfiyeti kendisine ihbar edildikten sonra yanlız poliçenin geri verilmesi karşılığında, usulüyle hakkını ispat eden hamile karşı ödemede bulunabilir (T.K. mad. 645).

Karşılığın devri şu şekilde olur; Keşideci tarafından poliçe metnine

ödeyiniz. Bedeli . . ………

alınmıştır.” denildikten sonra “sizdeki alacağımı lehtara veya emrühavalesine devrettiğimi bildiririm.” demek yeterlidir.

Bonolarda karşılık ilişkisi olmadığından karşılığın devri sözkonusu değildir.

POLİÇE MUAMELELERİNİN YAPILACAĞI YER

Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek, protesto çekmek, poliçenin bir nüshasının verilmesini istemek gibi muayyen bir kimse nezdinde yapılacak olan bütün muamelelerin, bu kimsenin ticaret yerinde ve böyle bir yeri yoksa meskeninde yapılması lâzımdır. Ticaret yeri veya meskenin bulunduğu yer dikkatle araştırılır. Şu kadar ki, zabıta veya mahalli posta idaresinden edini len bilgilerden bir sonuç çıkmadığı takdirde başka araştırmalar yapmağa lüzum kalmaz (T.K. mad. 667).

Şu halde poliçeye ilişkin işlemlerin, kendisine başvurulması gereken kimsenin ticaret yerinde yoksa oturma yerinde yapılması gerekmektedir. Kanun koyucunun bundarı maksadı; hamilin rücu hakkını istediği şekilde ve kötü niyetle kullanmasına meydan vermemektir, çünkü kendisine başvurulacak kimsenin de, hamilin bu haklarını yerinde ve zamanında kullanıp kullanmadığını bilmesi lâzımdır.

POLİÇE SAYILARI VE SURETLERİ

A POLİÇENİN BİRÇOK NÜSHA OLARAK ÇEKİLMESİ

Poliçeler, genellikle tek nüsha (sayı) olarak düzenlenir. Poliçe, yolda kaybolmak veya çalınmak gibi herhangi bir nedenle yok olursa hamilin hakları da tehlikeye düşebilir, onun için özellikle uzak ve denizaşırı ülkelere gidecek poliçeler iki veya daha çok sayılı olarak düzenlenir. Her biri çeşitli araçlarla, örneğin biri vapurla, diğeri trenle veya uçakla gönderilir. Bu suretle birçok sayılı poliçelerden hiç olmazsa bir tanesinin, muhabirin veya hamilin eline geçmesi sağlanmış olur.

1. Birçok sayılı poliçenin düzenlenme şekli

Poliçe, birbirinin aynı olmak üzere birden fazla çekilebilir (T.K. mad. 655/1). Bu nüshalara arka arkaya sıra numaraları konulur, numaralar metne yazılır aksi halde nüshaların her birine ayrı bir poliçe gözüyle bakılır (T.K. mad. 655/2). Örneğin; Ankara’dan İstanbul’a çekilen 3 nüsha poliçenin birinci sayısı şöyle yazılır

Aşağıdaki örnekte görüldüğü üzere poliçenin birçok sayı olarak keşide edilebilmesi için

Birbirinin aynı olarak düzenlenmesi,

Her birine arka arkaya gelen sıra numarası konulması (birincit ikinci, üçüncü nüsha gibi),

Numaların poliçe metnine geçirilmesi, gerekir.

Birinci Nüsha

Vade 20.4.197….

Ankarâ 20İ3.197…. Bu birinci nüsha poliçem karşılığında ikinci ve üçüncü nüshalar ibraz edilmediği ve ödenmediği takdirde 20.4/197…» tarihinde Bay İsmail Şengül emrine yanlız

10.000. TL. sı ödeyiniz. Bedeli mal olarak alınmıştır.

Keşideci Kâmil Ayvaz Ankara Anafartalar No 45 Pul ve İmza

Ödeyecek olan

Hüseyin Yılmaz

İstanbul Perşembe Pazarı No 12

Yine görüldüğü gibi üç nüshalı bir poliçe düzenlenirken keşideci tarafından birinci nüsha metnine “ikinci ve üçüncü nüshalar ibraz edilmediğj ve ödenmediği takdirde” yazısı yazılır. Keşideci, ikinci nüshayı tedavüle çıkaracaksa o zamanda “birinci ve üçüncü nüshalar ibraz edilmediği ve ödenmediği takdirde” yazılır.

Birçok nüshalı poliçe metninde birer sıra numarası bulunmazsa herbirine ayrı bir poliçe gözüyle bakılır. Bir tek poliçenin bir çok nüshalarını ayrı ayrı tedavüle çıkaran imza sahipleri doğal olarak hamile karşı sorumlu olurlar.

2. Hamilin birçok nüshalı poliçe isteme hakkı

Keşideci bir poliçeyi birçok nüshajı olarak düzenleyebileceği gibi hajrıil de eline geçen herhangi bir poliçeyi birçok nüshalı isteyebilir. Yanlız böyle bir poliçenin istenmesi için

Poliçenin tek nüsha olarak çekildiği yazılı olmayacak,

Hamil birçok nüshalı isterken masrafların kenesine ait bulunacağım bildirecektir.

POLİÇE SAYILARI ve SURETLERİ

Bu takdirde, hamil tarafından kendisine müracaat edilen ciranta, kendi cirantasına o da keşideciye bu müracaatı bildirmeğe, bun dan başka cirantalar yeni nüshalar üzerinde kendi cirolarını yeniden yazmaya zorunludur (T.K. mad. 655/3).

“Bu tek nüshadan ibaret poliçenin” diye başlıyan poliçe birçok nüsha olarak düzenlenemez çünkü poliçenin hamili bu şartı görerek almıştır ki birçok nüsha istemi yersizdir.

B NÜSHALAR ARASINDAKİ İLİŞKİ

Birçok nüshalı poliçelerde hamil, vadesinde elindeki nüsha ile muhataba müracaat eder, muhatap bu nüsha karşılığında poliçe bedelini ödediği zaman borçtan kurtulmuş olur, diğer nüshalar kendiliğinden hükümsüz kalır. Muhatabın ödeme dolayısiyle diğer nüshaları geri almasına gerek yoktur. Yanlız kabul kaydını taşıyıp da kendisine geri verilmemiş olan her nüshadan dolayı muhatabın sorumluluğu devam eder (T.K. mad. 656/1).

Bu maddeye göre; muhatabın, ödemeyi önce kendisi tarafından kabul edilmiş nüsha üzerinden yapması gerekir. Çünkü iyi niyet sahibi olmayan bir hamil, kabullü poliçelerden birini başkasına ciro etmiş ve vadesinde kabul görmemiş poliçe nüshasiyle muhatabın karşısına çıkmış olabilir. Bu takdirde muhatap, iki kez ödemek zorunda kalacaktır. Onun için muhatabın kabul şerhi yazılı olmayan poliçe nüshasını öderken kabullü nüshayı geri alması akıllıca bir hareket olur.

Hamil, elindeki birçok nüshaları bir tek kimseye ciro etmesi gerekirken bakıyoruz ki ayrı ayrı kişilere devretmiştir. Vadesinde muhatap, normal olarak bunlardan birini ödeyecektir. Diğer ödenmeyen nüshaların hamilleri ise haklarını kimden arayacaktır. Kuşkusuz ki, kendilerine devreden ciranta ile ondan önceki cirantalardan araması gerekecektir. Bu konuda Ticaret Kanununun 656/2 ci maddesi şöyle demektedir

Birçok nüshaları ayrı ayrı kimselere veren ciranta ile ondan sonra gelen borçlular,

kendi imzalarını taşıdığı halde geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı sorumludurlar.

Birçok nüshaları ayrı ayrı kimselere devreden cirantanın sorumluluğu kanun nazarında; haksız olarak mal iktisap etmiş olmasından, ondan sonra gelen cirantaların sorumluluğu da kendilerinden önceki cirantaya kefil bulunmalarından dolayıdır.

C BİRÇOK NÜSHALI POLİÇELERDE KABUL ŞERHİ

Keşideci veya herhangi bir ciranta elindeki nüshalardan birini kabul için muhatabın bulunduğu yerdeki muhabire göndermiş, diğerlerini de tedavüle çıkarmak üzere yanında alıkoymuştur. Bu takdirde tedavüle çıkarılacak nüshalarda kabule giden nüshanın kimin elinde bulunduğu işaret edilmelidir.

Örneğin; Üç nüsha çekilen bir poliçenin bir nüshasını keşideci veya herhangi bir hamil, bir banka aracılığı ile kabule arzetmiş se, diğer iki nüsha üzerine “birinci nüsha ………….. . Bankasında kabuldedir.” şeklinde bir kayıt koyacaktır. Aksi halde kabule giden nüshayı bulmak mümkün olamaz.

Diğer yandan hamil devraldığı nüshalar üzerindeki bu kabul şerhine bakarak kabule giden poliçeyi ister. Bu poliçeyi, kabul için elinde tutan kimse diğer nüshaların yetkili hamiline teslim etmekle yükümlüdür (T.K. mad. 657/1).

Kabule giden nüshayı elinde tutan kimsenin, bunu teslimden kaçınması halinde, hamil müracaat hakkını nasıl kullanacaktır?

Bu nüshanın, istediği halde kendisine teslim olunmadığını,

Kendindeki diğer nüshalar üzerine de kabul veya ödemenin elde edilemediğini,

bir protesto ile saptayacak ve böylece sorumlulara rücu edebilecektir.

Demek oluyor ki, hamilin bir hakkı ve bir de görevi vardır. Senet üzerinde imzası olanlara rücu etmek, hakkı ise bu hakkını kullanmak üzere protesto çekmek de görevidir.

D POLİÇE SURETLERİ

Bir poliçenin nüshalariyle suretini karıştırmamak lâzımdır. Aralarında önemli farklar vardır

Bir poliçenin hamili, o poliçenin suretlerini çıkarmaya yetkilidir. Halbuki poliçe nüshasını ancak keşideci tanzim ve imza edebilir. Hamil elindeki poliçeden kendi kendine birçok nüsha çıkaramaz. Cirantalarla keşideciye müracaat etmesi gerekir.

Birçok nüshalardan birini ibraz eden hamil, muhataptan poliçe bedelini isteyebilir. Halbuki suret ile istenmez. Poliçenin aslını da ibraz etmek gerekir.

Bir poliçenin sureti çıkarıldığı takdirde biribirinden ayırmak için aslına ‘’asıl” suretine de “suret” diye yazılır veya damga vurulur. Asıl nüsha, muhataba kabul ettirilmek üzere muhabire gönderilir, suret de tedavüle çıkarılır.

Suretlerin, poliçe içindekileri tamamen taşıması ve nerede son bulduğunu göstermesi lâzımdır. Suret asıl gibi ve aynı hükümler meydana getirmek üzere ciro edilebilir ve aval taahhüdüne konu olabilir (T.K. mad. 658/1, 2, 3).

Bu maddelerden anlaşıldığına göre, suret aslın harfi harfine aynı olacak ve son bulduğu yerde ve örneğin “buraya kadar surettir” şeklinde bir kayıt taşıyacaktır. Suretin son bulduğu yerden başlıyarak yine cirolar yürütülebilir.

E SENET ASLININ TESLİMİ

Suret, senet aslının kimin elinde olduğunu göstermesi lâzımdır. Çünkü hamil için, poliçenin aslını arayıp bulmak ve muhataba ibraz etmek zorunluğu vardır. Şu halde, aslı elinde bulunduran kimse bunu suretin yetkili hamiline teslim île yükümlüdür (T.K. mad. 659/1).

Surete yazılacak kaydın “bu suretin aslı …………..yerde……………..kişi elinde kabuldedir.” biçiminde olması gerekir. Suret hamili bu kayda bakarak senet aslını muhabirden ister. Muhabir aslını verirken suret üzerindeki kaydı okunacak şekilde çizerek

“aslı, hamil……………….’a verilmiştir.”

der ve gerçek hamile teslim eder. Şayet

Teslimden kaçınırsa hamil, sureti ciro eden kişilere karşı rücu hakkım kullanabilmek üzere durumu protesto etmek zorundadır (T.K. mad. 659/2)

Senedin aslı, suretin tanziminden önce en son olarak aslına yazılmış olan cirodan sonra “buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar geçerlidir.” kaydını veya buna benzer bir kaydı taşırsa bundan sonra senedin aslına yazılacak cirolar hükümsüzdür (T.K. mad. 659/3).

POLİÇELERDE İMZALARIN EL YAZISİYLE ATILMASI

Poliçe ve diğer ticari senetler üzerindeki beyanların el yazısiyle imza edilmesi lâzımdır. Aksi halde senet ticari senet niteliğini kaybeder. El yazısı ile olan imza yerine mühür veya mihaniki herhangi bir vasıta veya e! ile yapılan ya da tasdik edilmemiş olan bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılması caiz değildir. Yalnız amaların el ya zısiyle olan imzalarının usulen tasdik edilmiş olması lâzımdır (T.K. mad. 668).

Görülüyor ki ticari senetlerde imzadan başka bir şey uygun görülmemekte, hatta amaların bile el yazısı imza atmaları zorunlu tutulmaktadır. Amaların atacakları imzaların “âma……………..İ huzurumuzda imza at

mıştır” kaydı ile ticari ehliyeti olan kimseler tarafından tasdik ve imza edilmesi gerekmektedir.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*