Bambu Sessizliği Bambu Bisikletler

Ersin Soylu’nun ürettiği bambu bisikletlerde gürültü ve sarsıntı sıfıra yakın.

Ersin Soylu’nun hikayesini dinleyince, “Zaten bu adamın bambu bisikletler yapacağı ta en baştan belliymiş” diye düşünüyor insan. Öyle ya basit yaşamı felsefe haline getirmiş bir bisiklet aşığı, senelerce gemilerde elektrik zabitliği yapan bir denizci, aklına sürekli yeni fikirler gelen bir ‘mekanik adamı’, Endonezya’da yaşamaya karar verirse ne olur? “Bambuyla ilişkim, 1992’de başladı. Gemiciydim ve Endonezya’nın o muhteşem adalarına, sadece balık ve meyveyle yaşayan sıcak kanlı insanlarına aşık oldum.

Surabaya’ya yakın bir köye yerleştim. Köyün en önemli uğraşı, atadan aktarılan bilgiyle bambudan türlü mobilyalar, koltuklar, komodinler yapmaktı. Endonezya’da bambudan daha bol bir şey yok tabii… Ben de yanlarına gittim, bambunun binbir türlü halini ezberlemiş bu bilge ustaların bambuyla kurdukları ilişkiyi, ona dokunuşlarını izledim” diye anlatıyor Ersin Soylu 24 sene öncesini. “Nereden bilebilirdim bambuyla çalışmanın tüm inceliklerinin, detaylarının hatta en ufak montaj hilelerinin bile derin bir şekilde zihnime kazınacağını ve yıllar sonrasında bambaşka şekilde hayatıma dahil olacağını…”

 Soylu, seneler önce EndonezyalI ustalardan öğrendiği kadim bilgileri, şimdilerde Dalyan’daki atölyesinde kendi tecrübesiyle harmanlayıp ‘Nordiccas Ekoteknolojileri’ adı altında kişiye özel bambu bisikletler üretiyor. Atölyenin hemen önünde duran, hem yetişkin hem de çocuklar için tasarladığı bisikletler, sokaktan geçen hemen herkesin ilgisini çekiyor. “İnsanlar çok ilginç buluyor, çoğu mutlaka denemek istiyor. O yüzden de benim dükkanın önünde sürekli vızır vızır bisiklet trafiği oluyor” diyor. Bambu bisikletlerin, dış görünüş olarak ‘bir bakanı bir daha baktırması’ dışında avantajları var tabii. Diğer bisikletlerle kıyaslandığında, vibrasyon yok denecek kadar az. Bu yüzden herhangi bir bisiklete bindiğinizde hissettiğiniz o ‘tüy kadar hafifleme’ duygusunun iki kat fazlasını yaşatıyor. Bambu bisikletlerde tam bir sessizlik söz konusu. Zira kadrosu metal olan bir bisiklette duyduğunuz o ses, bambuda yok.

Soylu, ‘sessizlik’ terimini herkesten iyi biliyor, serde denizcilik olunca… “En çok Pasifik’te çalıştım. Adını isabetli koymuşlar, hakikaten de dedikleri gibi, o kadar pasif ve durgun ki… Kimi zaman gecenin bir vakti uyanır, güverteye çıkardım. Okyanusun ortasındasın, su çarşaf gibi. Biz denizcilerinin deyimiyle ‘karıncalar su içiyor’. Muhteşem bir sonsuzluk ve dinginlik duygusu. Yeryüzünde daha durgun, sakin bir ikinci yer olamazmış gibi. Denizde olunca sakinliği bulmak kolay ama peki ya karada? İşte bambu bisiklete bindiğimde, denizde yaşadığım o sakinlik hissiyatının aynısını yaşarım” diyor Soylu, “Tabii bir de bambunun dokusu, enerjisi çok hoş; esnek ve canlı bir malzeme…”

Soylu’ya göre bambu, doğada az bulunan bir mucize. “Düşünebiliyor musunuz, elinizde bir malzeme var, onunla hem sirkeye yatırıp turşu yapabiliyor, hem de bisikletinizin kadrosunu üretebiliyorsunuz…” diyor bana göstermek için çıkardığı bambuyu elinde evirip çevirirken. “Bazen bir zihni olduğunu düşünüyorum.

Bu zamana kadar bambuyla değil de keresteyle çalışmış olsaydım, kesinlikle sakatlanmıştım. Bambuyla üç seneden beri haşır neşirim, bir kere elim bile çizilmedi” diye anlatıyor. Soylu’yu bambuyla çalışmaya iten bir başka sebepse malzemenin “asaletine ve kibarlığına” duyduğu hayranlık: “Metali kullanarak çok orjinal bisikletler de üretebilirdim ama bambunun benim üzerimde tarifsiz bir büyüsü var. Ona her dokunduğumda bu sihri hissedebiliyorum” diyor. “Onu biraz eşeğe benzetiyorum. Bilmeyen, eşeği kaba bir hayvan zanneder ama o, o kadar kibar bir hayvandır ki, avucunuzla yemek verdiğinizde dahi dudaklarını asla elinize değdirmez. Üzerine yük yükleyin, ses çıkarmaz. Az yemek yer, problem yaratmaz. Bambu da kolaylığı, nezaketi ve zarafeti bakımından eşeği andırıyor bana kalırsa.”

Dünyadaki bin 200 bambu türü içinde bisiklet kadrosu için en uygun bambu türünün tonkin, siyah bambu ve naturel cinsleri olduğunu söylüyor Soylu. “Çünkü bana içi kaim, dayanıklı, güçlü bambular gerekiyor” diye tercihinin sebebini açıklıyor. Bambularını Endonezya’dan getirtiyor. Dalyan’da yetiştirilen, boğumlu, yeşil bir bambu türüyle de çocuk bisikleti yaptığı olmuş. “Bizim coğrafyamızda doğal olarak yetişen kargılar ve sazlar var, her ne kadar bambuyla akraba olsalar da, yeterince sağlam değiller” diyor. Bir bambu bisiklet için en az 13 yıl gerektiğini söylüyor. “Fideden ekince, büyümesi için 10 yıl bekliyorsunuz; büyüdükten sonraysa üç yıl tarlasında durması lazım. Sonrasında üçdört ay kurutma, ateşleme ve fırınlama safhalarından geçiyor. Bundan sonra bambu artık kullanılmaya hazır hale geliyor.”

 Talebe göre bir bisiklet yapmanın süresi 15 günü buluyor. Yapım aşamasına geçmeden önce bisikletin sahibiyle detayları konuşuyor Soylu. “Onun hayalindeki bisikleti konuşuyoruz. Bisikletin boyutundan bambuların eklem yerlerine kadar, nasıl bir bisiklet istediğini detaylandırıyoruz.” diyor Soylu. Örneğin bambuların eklem yerleri için karbon fiber, fiber ya da keten ip seçenekleri var. Keten, eklem yerlerinin kalın görünmesini isteyenlere göre; karbon fiber, bambuların birleşim noktalarını daha ince tercih edenler için uygun. Tercih edilen bağlama şekli, fiyata da yansıyor. Ersin Soylu, daha sonra bisikleti sürecek kişinin boy, bacak, omuz, sırt gibi ölçülerini alıp, bilgisayar yardımıyla bu ölçüleri bir mekanizmaya oturtuyor. Kadronun haricinde, sele, gidon, vites ve frenleri de müşteri ile beraber seçip, bisiklete son şeklini veriyor. Bambu kadronun fiyatı 2 bin 500 liraya kadar çıkabiliyor. Kadro haricindeki parçaların fiyatının çok geniş bir yelpazede dağılıyor oluşu, bisikletin son hali için net bir fiyat söylemeyi zorlaştırıyor. “20 euro’ya da sele var, 300’e de. Tüm parçalarıyla kaliteli bir bisiklet isterseniz fiyat, 14 bin euro’ya kadar çıkabilir.”

Ona en çok sorulan sorulardan “Bambu bisiklet kırılır mı?” sorusunu gayet yaratıcı şekilde yanıtlıyor Ersin: “Ben böyle soran olduğunda, iki tuğlanın üzerine incecik bir bambu koyuyorum ve üzerinde zıplamalarını istiyorum. Sonuç her zaman aynı: Bambu sapasağlam dururken kendileri yere düşüyor! ‘Bakın’ diyorum, ‘Siz onu kıracakken o sizi kırdı!’. Şaka bir yana, bambuyu asla kıramazsınız. Onu kestiğim zaman bile, tırnak kadar parça kalıyor, yine de kıramıyorum. Ayrıca biz bambuyu yatay değil, dikey olarak kullanıyoruz. Bu bir fizik kanunu… Bilirsiniz, sabah kahvaltıda yumurtanızı dik tutarsanız, sizinkisi asla kırılmaz” diyor ve ekliyor: “içiniz rahat olsun, kilonuz hiçbir zaman bir bambu bisiklete sahip olmanıza engel olmayacak” Soylu, bir diğer kaygının, eklem yerlerinin açılıp açılmayacağına dair olduğunu söylüyor. “İnsanlarda, eklem kaynakla yapılmadığında sağlam olmaz gibi bir önyargı var. Böyle söylediklerinde ben de onlara şans eseri, sıradışı bir bilgelikle yolumun kesiştiğinden bahsediyorım; bu bağlama metodlarını, dünyanın bir ucundan, işin ehlilerinden, bambuyu en iyi tanıyanlardan öğrendiğimi anlatıyorum.”

Ersin Soylu, Türkiye’de profesyonel anlamda bambu bisiklet üreten tek kişi. Yurt dışındaysa bambu bisiklet üreten birçok firma var. Avrupa’da bambu bisikletler çok yaygın, mesela Almanya’da ‘Bambu Shelden’ ve ‘Ozon Cyclery’ var. “Gana’da, Ganalı kadınların ekonomik bağımsızlıklarını sağlamaları için kurulmuş bir oluşum var; patronlar kadın, çalışanlar üniversite öğrencileri. Her kestikleri bambu için on tane bambu ekiyorlar ve ürettiklerini direkt Avrupa’ya yolluyorlar” diye hatırlatıyor Soylu. Onu hayali, bu bisikleti üretebilen insan sayısını çoğaltmak. “Bu yüzden de atölyeler düzenlemek ve dünyanın bir başka ucundan ta Dalyan’a taşıdığım bambuya dair bu geleneksel, kadim yöntemleri insanlarla paylaşmak istiyorum. Çünkü bu bisikletler ne kadar çok üretilirse, biz de onları o kadar çok sağda solda görürüz. Her sokağa çıktığınızda yanınızdan bir bambu bisikletin geçtiğini farz edin. Sizce de çok hoş olmaz mıydı?”

www.bambubisiklet.com

Maybe You Like Them Too

Yorum Yaz

5 + 2 =