Bağımsız dış denetim ne demektir?

Bağımsız dış denetim, işletmelerin (ki bu işletme bir banka, bir anonim ortaklık, bir aracı kurum bir yatırım ortaklığı, bir yatırım fonu veya bir iktisadi kamu kuruluşu olabilir) hazırladıkları mali tabloların, genel güven duyulan bağımsız kuruluşlar tarafından incelenmesi ve düzenlenen raporların kamuya açıklanmasıdır, bu mali tabloları belirlenen muhasebe ilkeleri çerçevesinde incelenir ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda bir fikir verir.
Halka açık anonim şirketlerin yaygınlaşması,sermayedar ile yöneticinin yada mülkiyetle yönetimin birbirinden ayrılması, gerçeğe uygun muhasebe bilgilerinin kamuoyunda gittikçe daha fazla aranır olmasına yol açmıştır. Bu nitelikteki bilgileri en iyi şekilde bağımsız dış denetim kuruluşları sağlamaktadır.
Bağımsız dış denetim kuruluşları gerçekten bağımsız ise, denetlediği şirketin durumunu, şirket sahipleri veya yönetciler beğense de beğenmese de aynen raporlarına koyarlar. Bu iş için şirketten ücret aldıkları halde, bulgularını açıklamak konusunda kimseden çekinmezler.
Sermaye piyasasında kamuya açıklanan bilgilerde şu özellikler bulunmalıdır:
1.Kamuya açıklanan bilgiler yatırımcılar için gerekli ve önemli olmalıdır.
2.Bu bilgiler objektif, güvenilir ve yansız olmalıdır.
3.Açıklanan bilgiler kamuoyunca anlaşılabilir olmalıdır.
4.Bilgiler uygun ve gerektiği zamanda, taze ve geçerliliğini kaybetmemiş olarak açıklanmalıdır.
5.Açıklanan bilgilerde tutarlılık bulunmalıdır.
6.Düzenlenen mali raporlar standart olmalı, aynı terminoloji ve aynı kavramlar kullanılmalı, mali tablolar ve rasyolar tek tip olmalıdır. Başka bir ifadeyle, mali raporların genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olarak hazırlanması gereklidir.
Soru 230: Türkiye’de bağımsız dış denetim ne durumdadır?
Türkiye’de bağımsız dış denetimin tarihi çok yenidir. 1980 yılında sonra gündeme gelen bağımsız dış denetim konusu, ancak 16 Ocak 1987 tarihinde yayımlanan tebliğle (ki bu tebliğ sadece bankaların denetimini öngörüyordu) zorunlu hale getirildi. Henüz yerleşen bağımsız dış denetime ilk önce uluslararası dış denetim kuruluşları el attı. Bu kuruluşların Türkiye’de şubeleri açıldı. Daha sonra birbiri ardı sıra yerli dış denetim kuruluşları da devreye girdi.
Hemen belirtelim ki birkaç yıl öncesine kadar ülkemizde dış denetimi, Maliye Bakanlığı hesap uzmanları, kontrolorleri, yeminli bankalar murakıpları, SPK denetiçileri gibi kamu denetçileri yapmaktaydı. Ancak Batı’da olduğu gibi ülkemizde bağımsız dış denetimin, bağımsız kuruluşlar tarafından yapılması gereği sık sık dile getirildi ve nihayet 1987 yılında mevzuatta yapılan düzenleme ile bu eksiklik bir ölçüde giderildi. Ayrıca 18 Şubat I992 tarihli SPK tebliği ve Mayıs I992 tarihli yeni Sermaye Piyasası Kanunu ile bu konu daha ayrıntılı olarak düzenlendi.
Sermaye Piyasası Kanunu’na göre, ihraçcılar ve sermaye piyasası kurumlan düzenleyecekleri mali tablolardan Kurul’ca belirlenenleri daha önce kurulmuş ve bu kanun uyarınca kurulan bağımsız denetleme kuruluşlarına, bilgilerin doğruluk ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtma ilkesine uygunluğu bakımından inceleterek bir rapor almak zorundadırlar.
Kurul, halka arzda, kayıtlı sermaye sistemine geçişte, bu SPK kapsamındaki anonim ortaklık ve sermaye piyasası ku rumlarımn tasfiyesi, devri, birleşmesi ve nevi değiştirmelerinde bağımsız denetim raporu isteyebilir.
Bağımsız denetleme kuruluşları, denetledikleri mali tablo ve raporlara ilişkin olarak hazırladıkları raporlardaki yanlış ve yanıltıcı bilgi ve kanaatler nedeniyle doğabilecek zararlardan hukuken sormuludurlar. Kurulca düzenlenmesi öngörülen mali tablo ve raporlar ile, bağımsız denetim raporu belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde SPK’ya gönderilir ve kamuya duyurulur.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*