Avrupa’nın Büyük Bankaları Zorlu Geçitte

Bankaları baş ağrıtan tek ülke İtalya değil. Özellikle Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank’ın aşırı dalgalı piyasalar, yüksek maliyetler, yanlış uygulamalardan kaynaklanan cezalar nedeniyle sıkıntılı dönem yaşaması, sadece Euro Bölgesi için değil, küresel ekonomi için büyük önem taşıyor.

2016’te 6,8 milyar euro zarar açıklayan Deutsche Bank’ın hisseleri son 30 yılın en düşük seviyesinde… Brexit hisse senetlerinin değer kaybını hızlandırdı çünkü Deutsche Bank, Londra’daki en büyük Avrupa bankası ve gelirlerinin yüzde 19’unu Britanya’dan sağlıyor. Son bir yılda Deutsche Bank hisseleri yüzde 48, Credit Suisse’in değer kaybı yüzde 63’ü buldu. Bloomberg Avrupa 500 Banka ve Financial Hizmetler Endeksi 2016’te yüzde 33 düştü ve temmuz ortası itibarıyla son yedi yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

IMF son olarak Deutsche Bank’ı küresel önem taşıyan 20 büyük banka arasında “küresel finansal sisteme tek başına en büyük net katkı yapıcı” olarak niteledi. Deutshe Bank’ı aşırı borçlanmak ve gevşek risk yönetimine sahip konularında eleştiren IMF, ikinci ve üçüncü “en riskli” bankaları da HSBC ve Credit Suisse olarak belirtti.

Deutsche Bank’ın şef ekonomisti David FolkertsLandau ise Avrupa bankalarının kurtarılması için 150 milyar euro’luk bir programın yeterli olacağını savunuyor. Avrupa’nın gerçekten “hasta olduğunu” ve mevcut sorunların bir kazaya yol açmadan çözülmesi gerektiğini belirten FolkertsLandau, benzer sermaye enjeksiyonu programını 475 milyar dolar ile ABD’nin uyguladığını söylüyor, “Avrupa’nın bu kadar büyük programa ihtiyacı yok” diye ekliyor sorununun birincil çözümü ekonomik büyüme, canlılık. Ancak toplam borç miktarı ve durgunluk, deflasyon, işsizlik sorunlarıyla Euro Bölgesi’nin en hassas ekonomilerinden biri olan İtalya’da kamu borcunun GSYH’ya oranı yüzde 135’e ulaştı. Bu hassas ekonomik ortamda bankaların çok yüklü miktarda sorunlu kredi taşıması, olası bir krizin tetikleyici unsuru olarak görülüyor.

Özellikle Brexit kararının ardından küresel ekonominin önüne gelen İtalya sorunu, piyasalara İtalyan bankalarının hisse senetlerinde satış baskısı olarak yansıdı. İtalyan bankalarının hisse senetleri yılbaşından bu yana ortalama yüzde 50’nin üzerinde değer yitirdi. Dünyanın en eski bankası olan ve toplam 47 milyar euro sorunlu kredi paketi olan Monte dei Paschi Siena’nın hisseleri yılbaşından bu yana yüzde 80’e yakın geriledi.

İtalya’da işsizlik oranı yüzde 11’i bulurken, bu yılki büyümenin yüzde 1’in altında gerçekleşmesi bekleniyor. İtalya aynı zamanda Yunanistan’dan sonraki en büyük kamu borcuna sahip. IMF, İtalya ekonomisinin 2008’de başlayan mali krizde 20 yıllık ilerleme potansiyelini kaybettiğini, ülke ekonomisinin kriz öncesindeki seviyelerine 2020’lerin ortalarından önce dönmeyeceğini vurguluyor. İtalyan ekonomisindeki toparlanmanın “kırılgan ve uzun süreli” olacağını belirten IMF, siyasi liderlerin “çok büyük sorunlarla” karşı karşıya olduğunu savundu.

Başbakan Matteo Renzi ise bankaları zor durumdan kurtarıp ülkenin daha derin bir krize sürüklenmemesi için AB’den 40 milyar dolar bir kurtarma paketi istiyor. Ancak AB’nin önde gelen figürleri bu fikre pek sıcak bakmıyor. Çünkü Euro Bölgesi’nde, 2016’nın başından itibaren yürürlüğe giren yasa ile halkın ödediği vergilerle hazırlanan kurtarma paketlerinin ve banka kurtarmalarının önüne geçiliyor. AB ve IMF önceki yıllarda İrlanda, Portekiz,

Kıbrıs ve Yunanistan (üç kez) bankalarını milyarlarca euro’luk paketlerle kurtarmıştı.

Ancak Banka Kurtarma ve Çözümleme Planı, kamu kaynaklarının özel bankalara aktarılmasından önce bankaların kreditörlerinin elini taşın altına koyup alacaklarının bir kısmından feragat etmesini öngörüyor. Düzenlemenin amacı büyük finansal kuruluşların vatandaşların ödediği vergilerdense kreditörlerin belli miktarda zararı kabullenmesi yoluyla düzlüğe çıkarılması yönünde.

İşte Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 40 milyar euro’luk kurtarma talebinde bulunan İtalya Başbakanı Renzi’ye “Kuralları her iki yılda bir değiştiremeyiz” yanıtı da bu yasadan kaynaklanıyor. Almanya’nın etkili Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble ise Merkel kadar katı. Avrupa’da yasaların önceki finans ve bankacılık krizlerinden ders almak ve tekrar etmesini önlemek amacıyla hazırlandığını belirterek söz konusu yasanın her duruma uygun olarak yeterli imkanlar sağladığını da söyledi.

Ancak İtalya’nın özel bir durumu var. Çünkü İtalya bankaların kendi kendine kurtarmasına ya da batmasına izin verecek olursa binlerce sıradan İtalyan da bireysel anlamda iflas etmiş olacak. Çünkü İtalya’da bankaların finansman ihtiyaçlarını karşılamak için tahvil ihraç etme ve bunların bireysel yatırımcılar tarafından satın alınması yönünde bir gelenek var.

Yıllarca sıradan tasarruf sahipleri banka tahvillerini devlet tahvillerine göre daha güvenli ve yüksek getirili buldular. İtalya’da yaklaşık 60 bin bireysel banka tahvili bulunuyor ve sadece zor durumdaki Monte dei Paschi di Siena’da sıradan tasarruf sahiplerinin 5 milyar euro yatırımı var. Diğer yandan İtalya için hayati bir gelişme daha var. Ekim ayında yapılacak referandumla Senato’nun kabul ettiği geniş çaplı reformlar oylanacak. İtalyanlar reform paketini kabul ederse ülkede siyasi istikrar güçlenirken yasalarla birlikte ülkenin ekonomisi ve rekabet edebilirliği de gelişecek.

Reddedilmesi halinde ise Renzi Hükümeti’nin düşmesi, yeni seçimlere gidilmesi ve bu dönemde siyasi, ekonomik istikrarsızlığın artması beklenebilir. İtalyan iş dünyası örgütü Confindustria, reformların kabul edilmesi halinde ekonominin tam bir durgunluğa gireceğini, yoğun bir sermaye kaçışının ve borç krizinin söz konusu olacağını açıkladı.

Avrupa'nın Büyük Bankaları Zorlu Geçitte_0.jpgAvrupa'nın Büyük Bankaları Zorlu Geçitte_4.jpgAvrupa'nın Büyük Bankaları Zorlu Geçitte_8.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*