AVRUPA EKONOMİSİ: Avrupa Karnesi

Avrupa ekonomisi; Yunanistan’ın borç krizi, Çin’in yavaşlaması, olası Brexit’in sonuçları, Almanya ihracatının seyri ve göçmen krizi gibi risklerle karşı karşıya…

Avrupa’daki ekonomik kriz nihayet sona erdi. Nisan sonunda yayımlanan veriye göre 19 ülkeden oluşan Euro Bölgesi’nde yılın ilk çeyreğinde ekonomi yüzde 0,6 büyüdü. Bu matematiksel olarak yıllık yüzde 2,2 büyümeye eşit ve küresel krizden önce 2008’in ilk aylarında ulaşılan zirveden biraz daha yüksek. London School of Economics’ten Iain Begg, “Uzun süredir beklenen canlanma tescillenmiş gibi görünüyor” diye konuşuyor.

Ancak Avrupa’nın ekonomik canlanma da dahil hala ciddi sorunları var. Avrupa Birliği’nin beş yakıcı sorununu şöyle sıralayabiliriz: Yunanistan borç krizi, ekonomiler arasındaki dengesizlik, 23 Haziran’daki referandum ile Britanya’nın AB’den çıkması olasılığı ve bunun tahmin edilemeyen sonuçları, lokomotif Alman ekonomisinin bir türlü istim kazanamaması ve insani yönü de iç acıtan ciddi bir göçmen krizi

Büyüme Var Ama…

Euro Bölgesi’ndeki canlanma dengesiz olmaya devam ediyor. Üye ekonomiler arasında çok zayıflar olduğu kadar, sürükleyenlerde var. Ekonomi ve Finans Komiseri Pierre Moskovici’nin vurguladığı gibi, “Bu durum kabul edilemez ve hükümetlerin hem toplu hem de bireysel olarak önlem almalarını gerektiriyor.”

 2008 krizi öncesine dönen büyümeye ilişkin veriler ümit verse de ABD’den sonra AB’nin ikinci büyük ticaret ortağı Çin’deki yavaşlama ihracat artışını belirsiz hale getiriyor. Euro bölgesinde düşük enflasyon ve düşen fiyatlar, “bir kayıp 10 yıl daha” kaygısını artırırken, yaşlı kıtadaki yaygın işsizlik ve düşen ücretler de keskin sorunlar arasında yer alıyor.

Mayıs başında Avrupa Komisyonu 2016 ve 2017 için büyüme tahminini düşürdü. Daha önce Euro Bölgesi’nde bu yıl için 1,7 ve 2017 için 1,9 olan öngörülerini sırasıyla yüzde 1,6 ve 1,7’ye çekti. AB’nin tamamı için de tahminler bu yıl için yüzde 1,8,2017 için de yüzde 1,9’a düşürüldü.

Yunanistan Sorunu

Yunan ekonomisinin dibe vurduğu yönünde belirtiler var. Avrupa Komisyonu’nun son raporunda oldukça pembe bir tablo çizilerek 2017’te kamu mâliyesinde beklenenden daha güçlü sonuçlar alındığı, bütçe dengesinin daha olumlu yönde gelişmesinin beklendiği vurgulandı. Büyüme tahmini de olumlu. Komisyon daha önce bu yıl yüzde 0,7 olan küçülme tahminini 0,3’e çekerken gelecek yıl için yüzde 2,7 büyüme tahminini değiştirmedi. Ancak olumlu gelişmelere rağmen sorunlar sürüyor. Başlıca sorun siyasi istikrarsızlık ihtimali. Sol kanat Syriza Hükümeti’nin iktidardan düşme ihtimali hala var. Ayrıca Syriza iş dünyası için uygun iklimi sağlayamıyor. Kurtarma yardımları sağlanamazsa Atina’nın borç ödemelerinde temerrüde düşme ihtimali yüksek. Bu arada Yunanların çoğunluğu için zorlu ekonomik koşullar sürüyor. Üretim 2010’dan bu yana yüzde 25 geriledi, işgücünün dörtte biri işsiz ve kredilerin yaklaşık yarısı geri dönmüyor.

Brexit Tehdidi

23 Haziran’daki halk oylamasında, Britanyalıların AB’den ayrılma yolunda oy kullanması, büyümede ve ihracatta düşüş olarak çok ciddi ekonomik sonuçlar doğuracak. Tahminlerin çoğu bu yönde… Uzmanlar olası Brexit durumunda, belirsizlik dönemi yaşanacağını ve bu sürecin AB’nin ticaret yapısını da olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Ayrıca diğer ülkelerin de aynı yolu izlemeye teşvik edeceği ve birliğin tehlikeye gireceği tahmin ediliyor. Avrupa Komisyonu daha önce 2,1 olan bu yıl için büyüme tahminini yüzde 1,8’e düşürdü.

Almanya’da İhracat Daralıyor

Gelişen ülkelerdeki yavaşlama Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisini daha kolay yaralanabilir hale getirdi. Alman üreticiler daha ihtiyatlı davranırlarsa ekonomiye olan güven daha da zayıflayacak, şirketler yatırımları ve eleman alimini azaltacak.

Alman ekonomisinin en önemli itici gücü olan ihracat, küresel ekonomideki zayıf talebe bağlı olarak hayal kırıklığı yaratmayı sürdürüyor. Kamu tüketimi ve yatırımlarındaki belirgin artış bu trendi şimdilik telafi ediyor. Avrupa Komisyonu Almanya’nın bu

2017 Daha İyi Olacak AB üyelerinde GSYİH’da değişim, ve gelecek yıl için büyüme tahminini 0,2 puan düşürerek her iki yıl için de yüzde 1,6’ya çekti.

Ayrıca Almanya’nın çok yüklü tasarruf toplamı altyapı projelerine yatırılarak hem Alman hem de Avrupa ekonomisi için büyük bir ivme yaratılabilir. Ancak Alman yöneticiler bu tür harcamalara karşı çekimser duruyor.

Mülteci Krizi

Suriye mülteci krizi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük nüfus değişimi ancak mülteci akınınm çok büyük bölümünü Türkiye karşılıyor. Avrupa basınının kampanyasına ve liderlerin açıklamasına rağmen Avrupa kişi başına mülteci kabulü konusunda Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi ülkelerle karşılaştırıldığında en az orana sahip.

Türkiye’de bin kişiye 37 mülteci düşerken, Avrupa’da bu rakam sadece 2.

Eylül ayında Komisyon Başkanı JeanClaude Juncker yaşlanan nüfusa dikkat çekerek, mültecilerin Avrupa’nın işgücü sıkıntılarına ilaç olacağını söylemişti. Ancak gelecek üç yıl içinde üç milyon göçmen kabul edilmesi bekleniyor ve bunun da Avrupa ekonomisine net kazancı, 2017 büyümesinde sadece 0,25 puanlık bir artış olacak.

Göçmenlerin tüketim ve konut talebinden en çok Almanya’nın karlı çıkması bekleniyor. Ancak mülteci krizi yarattığı ciddi maliyetler ve daha da önemlisi AB üyesi ülkeler arasında yarattığı derin görüş ayrılıkları nedeniyle büyük bir sorun olmaya devam edecek. O

Canlanma İçin İzlenmesi Gereken Altı Ülke

İSPANYA: Euro Bölgesi’nde sekiz yıllık krizden en çok etkilenen ülkelerden biri. Bankacılık ve finans sektörleri de ağır yara aldı. 2010’dan bu yana kemer sıkma politikaları izliyor. Son birkaç yıldır yüzde 20 ile bölgede işsizliğin en yüksek olduğu ülke… Ekonomideki canlanmaya rağmen işsizlik düşmüyor. Daha da kötüsü genç işsizlik yüzde 45 seviyesinde… işsizlik verileri yakından izlenecek.

ALMANYA: Ekonomide 2009’da yaşanan keskin gerilemeden sonra Çin sayesinde hızla geri döndü. Çin’in Alman otomobil ve makinalarına olan açlığı Euro Bölgesi’ni de canlandırdı, işsizlik sorunu yok ancak Çin yavaşlaması ihracata yansıyacak. Çin ile ticari ilişkileri izlenecek.

İRLANDA: Bir zamanlar “Kelt Kaplam” olarak anılıyordu, 2008 kriziyle beraber gayrimenkul balonunun patlaması başta olmak üzere ekonomik sorunlarla boğuştu. Bankacılık da krize girdi, AB’den 40 milyar euro kurtarma kredisi aldı. Artık ekonomi iyice canlandı ve 2008 krizi öncesi seviyesine döndü. Britanya ve ABD ile güçlü ticaret ilişkileri ile halen Euro Bölgesi’nin en iyi performans gösteren üyesi…

İTALYA: Almanya ve Fransa’nın ardından üçüncü büyük ekonomi olması dolayısıyla sorunları Euro blokunun istikrarına en büyük tehdit. Ayakları üzerinde duruyor ancak yeterli değil. Yıllardır belirgin büyüme kaydedemiyor, kamu borcu/GSYİH oranı dünyadaki en yüksek ülkelerden biri, Reform istekli Başbakan Matteo Renzi ekonomiyi canlandırmak için bürokrasiyi azaltmaya ve diğer gerekli önlemleri almaya başladı, Yılsonuna doğru seçimler var. Renzi’nin icraatları ve siyasi gelişmeler takip edilecek, YUNANİSTAN: Euro Bölgesi’nden gelen kurtarma kredilerine rağmen ekonomi geçmişten kalan borç yükünün sorunlarıyla boğuşuyor. Ekonominin dibe vurduğuna dair belirtiler var ancak bu kez Syriza Hükümeti’nin geleceği ve siyasi istikrar sorunları gündeme gelebilir. Yunan liderler Euro Bölgesi ile sürekli pazarlık halinde, Yunanistan’ın bloktan ayrılması ve Euro Bölgesi’nin istikrarına olan tehdit sürekli bir tehlike olmayı sürdürüyor. FRANSA: Otomotiv, havacılık, enerji santralı üretimi, bankacılık ve lüks markalar gibi güçlü sektörleriyle küresel pazarlara bağımlı ekonomilerden. Küresel durgunluk nedeniyle ekonomiyi özel tüketim harcamaları sürüklüyor. Yüksek vergiler ve işçileri koruyan geleneksel yasaları iş dünyasını zorluyor. İşsizliği yüzde 10 seviyesinin altına çekmeyi hedefleyen politikaları nedeniyle sosyalist hükümetin popülaritesi inişe geçti. Aşırı sağcı Ulusal Cephe yükselişte…

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*