ARDİYE

1 Ticaret eşyasının saklanmasına yarayan bir yer demektir.
Mutlak olarak her eşyanın, istasyonlara ve limanlara gelen ithalat ve ihracat eşyasının sorumluluk altında saklandığı açık ve kapalı yerlere ambar da denir. Ambar sözcüğü ardiye ile eşanlamdadır. Ticarette, “ardiyede kaldı” sözü ambarda kaldı demektir. Böylece ardiye veya antrepolar, emtia kabul etmek üzere hazırlanmış olan yerlerdir. Bizim yasalarımıza göre ardiye, antrepo, depo terimleri birbirinden ayırd edilmeden kullanılmaktadır.
2 Ardiyeler, Borçlar Kanunu’nun 463 ve onu izleyen maddelerinde belirtildiği gibi (ida akdinin) özel ve bazı hükümlerine tabi tutulmuştur “Ardiye sahibi”, emtia (mal) kabul ettiğini ilan eden ve ücret karşılığında ticari bir işletmeyi yöneten kimsedir.
Verilecek bir ücret karşılığında sadece depolarına verilecek emtianın saklanmasını üzerine alan ardiyelere “alelade ardiye” veya “depo” denilir. Ya da
Verilen eşyanın yerine geçmek üzere Ticaret Bakanlığı’nın izniyle emtia senetleri ihracına yetkili olan ve Ticaret Kanunu hükümlerine göre çatışan ardiyeler de “Umumi Mağazalar” niteliğini kazanmış olur. (B.K. 473) Çıkarılacak emtia senetleri; nama, hamiline ya da emre yazılı olabilir. Bu senetlere “makbuz senedi (resepise) ve rehin senedi (varant) denilir.
3 Türk Borçlar Kanunu’nun kullandığı terimlere göre ardiye sahibine “müstevdi” ve eşyasını korunmak üzere ardiyeye veren kimseye de “mudi” denilir. Biri korumayı öteki de buna karşılık ücret ödemeyi sözleşme ile taahhüt ederler ve sözleşme şartlarına uymaya mecburdurlar.
4 Ayrıca ardiye sahibi kendisine tevdi edilen emtiayı, birbirine karıştırmadan ve belirli olan sürenin sonuna kadar saklamaya ve korumaya mecburdur.

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*