Antalya Uluslararası Film Festivali

Antalya Uluslararası Film Festivali Direktörlüğü’nde üçüncü yılına giren Elif Dağdeviren, ‘külüstür’ olarak devraldığı festivalin adım adım ‘Ferrari’ye dönüşme stratejisini anlattı.

Elif Dağdeviren ve yapım organizasyon ajansı EDGE’in, İstanbul Steigenberger Hotel’deki ofisi hayli hummalı ama telaşlı olmaktan uzak bir faaliyet içerisinde. Bu yoğun çalışmanın nedeni kuşkusuz Dağdeviren’in üç yıldır direktörlüğünü yürüttüğü ve bu sene 53’üncüsünü gerçekleştireceği Uluslararası Antalya Film Festivali. Türkiye’nin en uzun soluklu kültürsanat organizasyonlarından biri olan festival ile üç yıldır adı birlikte anılan Dağdeviren, bu yıl da yeni projeleriyle adından söz ettirecek. 1964 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali olarak başlayan ve 1980 askeri darbesinin yapıldığı yıl hariç kesintisiz olarak her yıl düzenlenen festival, Türkiye’nin en saygın kültürel etkinliklerinden biri olsa da birkaç yıl öncesine kadar ciddi bir itibar düşüşü yaşadığı dikkat çekiyordu. Menderes Türel’i bir dönem aradan sonra ikinci defa belediye başkanlığı koltuğuna oturtan 14 Kasım 2013 yerel seçimleri sonrasında Antalyalılar kadar sinema tutkunlarının da en merak ettiği konu, 51’inci Antalya Film Festivali’ni kimin düzenleyeceği idi. Zira son yıllarda Antalya Altın Portakal Film Festivali sanatsal içeriğinden çok magazinel tartışmalar, jüriye yönelik ithamlar, katılımcıların aralarında meydana gelen atışmalar, verilen ödüller konusunda yaşanan polemikler ve organizasyondaki aksaklıklarla gündeme gelmeye başlamıştı. Nitekim giderek festivali gölgelemeye başlayan bu türden olaylar ikinci başkanlık döneminde Türel’in organizasyonu belediye ile birlikte düzenleyen Antalya Kültür Sanat Vakfı AKSAV ile çalışmama kararı almasıyla sonuçlandı. Aylarca süren ve birçok yeni ismin ortaya atıldığı süreç, nihayet festivali düzenleme görevinin 2014’ün ortalarında Elif Dağdeviren’e verilmesiyle sona erdi. TRT program daire başkanı bir babanın ve kültür bakanlığı müsteşarı bir annenin kızı olarak tek kanallı bir tv döneminin eğlence dünyası ve kültür ortamında büyüyen, Hacettepe mezunu olduktan sonra ABD’de müzik menajerliği, sinema prodüksiyonu ve filmcilik iş yönetimi üzerine eğitimler alan Elif Dağdeviren, Türkiye’deki gazetecilik macerasına ek olarak başarılı televizyon programcılığı deneyimiyle de bu işe yeni boyutlar katabilecek bir isim gibi görünüyordu.

Dağdeviren direktörlüğünde 2014’te 51’incisi düzenlenen festivalin artık eskiden olduğu gibi sürdürülmesinin çok anlamlı olmadığı ortadaydı. Film festivalinden ziyade bir ‘ödül verme töreni’ olarak algılanan, şehre ve ahalisine fazla hitap etmeyen bir faaliyete dönüşen festivale yeni bir dokunuş artık elzem olmuştu. Bu yüzden Türkiye’nin en yüksek bütçeli bu festivaline yeni bir vizyon gerekiyordu. Önce bir Antalya Şenliği olarak başlayan organizasyon için “Anadolu’da sinema salonlarının az olduğu bir dönemde, önceleri filmleri Antalya seyircisiyle buluşturmayı hedefleyen bir şenlik olarak başlamış. Gel zaman git zaman bu şenlik ciddi bir film festivaline dönüşmüş” diyen Dağdeviren, Türkiye’nin ilk İnternet girişimlerinden biri olan Netbul.com’un kurucularından biri olarak festivalin günümüzde yeni bir vizyona ihtiyacı olduğunu şu ifadelerle anlatıyor: “İnternet hayatımızda pek çok şeyi değiştirdi. Bunlardan biri de film seyretme kültürümüz. Biz hala bir film festivali düzenleyerek seyirciye toplu olarak bir film seçkisi sunuyoruz ama bunun yanı sıra bizim farklı sosyal sorumluluklar da ortaya koymamız gerekiyor”. Festivale kazandırılmaya çalışılan yeni vizyonu anlatırken, “İnsanlar artık şunu görmeye başladı; film festivalleri sadece insanlara film gösterimi sunmakla kalmıyor şehirleri ve ülkeleri markalaşma açısından başka yerlere taşıyor” diyor.

Bu bakış açısıyla göreve başlayan Dağdeviren, Toronto, Cannes, Berlin film festivalleri gibi sinema sektörünü bir araya getiren, kültürel alanda prestij kazanıp şehrin tanıtımını yapan ve kentlerine yeni ekonomik açılımlar kazandıran festivallerin izinden gittiklerini belirtiyor.

Dağdeviren Antalya’ya popüler, ünlü ve sektörü etkileyecek isimleri çağırmaya çalışıyor. Çünkü bu isimler geldiğinde medyanın ve kamuoyunun ilgisi çok yüksek oluyor ve festivalin daha etkin olmasını sağlıyor. Bunun yanında şehrin ekonomik ve sosyal hayatına katma değerlerin katılması kaçınılmaz oluyor. Festivallerin hem içinde bulunduğu şehre hem de hitap ettiği sektöre hizmet etmek zorunda olduğunu düşünen Dağdeviren daha Menderes Türel’in ilk başkanlık döneminde düşünülen ama gerçekleştirilemeyen bu stratejinin ilk adımlarının nasıl atıldığını “Hem Antalya şehrinin hem de festivalin marka değerini artırmak için Antalya Altın Portakal Film Festivali olan ismini ‘Uluslararası Antalya Film Festivali’ne dönüştürmekle başladık işe” diyor ve ekliyor: “Zira şehir festivalle insanları davet ediyor ve bir şeyler vaat ediyor. Oysa ödülün adı ön plana çıktığında festival ruhundan bir şeyler eksiliyordu.”

İsim değişikliğiyle yetinilemeyecek hedefler haliyle beraberinde bir dizi değişiklik ve yeniliği de gerekli kılıyordu. Bunlardan birini festivale davet edilen sinemanın saygın isimleri oluşturuyordu. 2014 yılındaki 51’inci festival sırasında davet edilen Jean Claude Van Damme’ın bu anlamda iç seyirci açısından etkili bir örnek olsa da dünya açısından bir “yol kazası” olduğunu kabul ediyor Dağdeviren. Üstelik o yıl tek yol kazası bundan ibaret değildi. Festival komitesinin “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı belgesel filmini yarışma dışı bırakması nedeniyle yaşanan sansür tartışmaları da bu kazalardan bir diğeriydi. Ancak 2015’te düzenlenen 52’nci festivalle birlikte yaşanan dönüşüm festivalin prestijinin sağlamlaştırılması yolunda önemli bir mihenk taşı

“Organizasyonun hedeflerinden biri de Antalya’da sadece yazları değil, kış sezonunda da devam eden bir ekonomi çarkı oluşturmak.” teşkil ediyordu. Her biri dünya çapında kariyerli oyuncular olan Catherine Deneuve, Kathleen Turner ve Jeremy Irons’un konuk olduğu ve Vanessa Redgrave ve Franco Nero’ya ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ verilen bu organizasyon festivalin uluslararası saygınlık arayışı olduğu kadar sektörel bir merkez oluşturma hedefi açısından da başarılı bir hamleydi.

“Antalya’nın film festivali nedeniyle bir markası var ve biz de bu markayı devam ettirmek durumundayız” diyen Elif Dağdeviren işin geçmişte en fazla ihmal edilen kısmına dokunmadan edemiyor: “Belli ki festivalle ilgilenenler olayı sadece film göstermek olarak değerlendirmiş. Festivalin şehre ve sektöre

katkı getirecek yönlerini yeterince algılayamamış veya anlatamamışlar. Şehir ahalisi de ‘bana ne faydası var’ diye bakmaya başlamış. Bir yandan da politik fayda sağlama arayışı ön plana çıkmış”. Şimdiki hedef ise tıpkı Cannes’ın yaptığı gibi film festivalinin medyatik etkisi üzerinden şehri bir cazibe merkezi haline getirebilmek ve sadece yazları değil, kış sezonunda da devam eden bir ekonomi çarkı oluşturmak. Dolayısıyla Uluslararası Antalya Film Festivali’ne sadece sekiz günlük bir etkinlik olarak bakmamak gerekiyor. Nasıl ki kültürel etkinlikleriyle Barcelona ya da film festivalinin cazibesiyle Cannes 12 ay yaşayan bir kongreler, fuarlar ve turizm şehri haline geldiyse Menderes Türel ve Dağdeviren’in de hedefi festivali doğal güzellikleriyle de çok şey vaat eden Antalya’yı bu yönde bir dönüşümün aktörü haline getirmek. “Festival sayesinde burada kongre turizminin de yapıldığı ve uygun altyapının fazlasıyla bulunduğu gösterilebilirse turizm gelirinin 12 ay kesintisiz devam ettiği bir şehir olur” düşüncesinde Dağdeviren.

Bu amacı gerçekleştirmek ve festivali iki otel arasında geçen ve şehre pek dokunmayan soyut bir etkinliğin ötesine geçirmek için üç yılda atılan somut adımlar hayli umut verici. Bunlardan biri Türk Sineması’nın bitmemiş filmlerini geliştirme platformu olarak işlev gören “Antalya Film Forumu”. Bu forum, senaryo ya da post prodüksiyon aşamasında kalmış filmleri alıyor, tamamlanması ve geliştirilmesi için destek sağlıyor. Birinci seçilene 100 bin lira ödül veriliyor.

Geçen yıl başlatılan “Antalya Film Destek Fonu” ise bir kısmı Antalya’da çekilecek ulusal uzun metraj filmlere finansal destek sağlayarak Antalya’daki sinema üretimini artırmak ve şehri dünya film endüstrisi lokasyonlarından biri haline getirmek için düşünülmüş 100 bin lira büyük ödüllü önemli bir hamle.

Bir diğer yenlik ise festival bünyesinde bu sene başlatılacak “Yarının Filmleri Platformu” ya da diğer ismiyle “Antalya Film TMR”. Basına ve seyircilere kapalı, sadece sektörden profesyonellere, alıcılara ve yapımcılara açık olan bu platform bitmiş yerli filmlerin Türkiye ve dünyaya satılabilmesi için alıcılarla buluşturma amacı güdüyor. Dağdeviren bu projelerden ne kadar umutlu olduğunu gizlemiyor: “Bu projelerimiz başarılı olursa bütün dünyanın film almaya ya da film buluşmaları yapmaya geleceği şehir olacak burası. Antalya’nın misafir ağırlama gücünden de yararlanarak filmlerimizi daha kolay pazarlayacağımız bir ortam yaratacak projeler bunlar.”

Film Festivali’nin iç tüzüğü de bu değişimden payını aldı. Bir dönem neredeyse ‘adet yerini bulsun’ diye yapılan uluslararası yarışma şimdi ulusal yarışma ile eşit ağırlığa getirildi ve her iki kategoride altı ödül verilmeye başlandı. Ulusal yarışmanın hayli büyük olan ödülü diğer branşlara paylaştırılarak tek bir filme gitmekten kurtarılırken uluslararası yarışmaya katılacak filmlerin seçkisinde çok titiz davranılmaya başlandı. Film seçkilerinin Toronto, Berlin, Sundance gibi prestijli festivallerden alınan filmlerle güçlendirilmiş olması festivalin uluslararası ağırlığını da artıracak bir etken. Uluslararası yarışmada en iyi kadın ve erkek oyunculara verilen ödüller de keza… Geçen yıl Kathleen Turner’a verilen ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ bu sene Gerard Depardieu’ye verilecek. Son üç yıllık süreçte festivalin saygınlığını gözeten bir başka yenilik ise jüri seçiminde yapıldı. Dağdeviren’in deyişiyle “Jüri bu işin ana ayağını teşkil ediyor”. Festivalin yarışma

“Yeni projeler başarılı olursa Antalya bütün dünyanın film almaya geleceği şehir olabilir.” kısmında artık hem ulusal hem de uluslararası jüri oluşturuluyor ve jüri başkanı uluslararası alanda saygın isimlerden seçiliyor. Bu yıl ulusal jürinin başkanlığını Altın Ayı Ödüllü Semih Kaplanoğlu’nun, uluslararası jüri başkanlığını ise Oscar’lı Hugh Hudson’un yapacak olmasını film festivalinin girdiği ciddi ve itibarlı yolun net bir göstergesi olarak değerlendirmek mümkün. “Biz artık festivalin, jürinin kavga haberleriyle gündeme gelmesini istemiyoruz ama farklı görüşlerini rahatça paylaşabilecek uyumda ve farklı disiplinlerden bir jüri kurmak istiyoruz” diye açıklıyor Dağdeviren jüri seçimindeki hassasiyetlerini ve ekliyor: “Bu festivale son 10 yılda; başka festivallerde son beş yılda jürilik yapmamış olması kriteri getirdik.”

Geçmişte şehir halkından ve ekonomisinden kopuk bir görünüm veren festivalin şehre yayılması ve ahaliyi kucaklaması için düşünülmüş bir yenilik Cam Piramit’le Antalya Kültür Merkezi arasındaki Kral Yolu’nun Festival Yolu’na dönüştürülmesi. Festivalin şehre yayılmasını amaçlayan bu yola paralel olarak festival merkezi civarındaki parkta ünlülerle sohbetler, müzikli gösteriler, konserler, imza günleri, hatıra fotoğrafı çekmek için uygun platformlar gibi bir dizi aktivite düzenlenmesi ve bu vesilelerle festivalin zamanla şehirle bütünleşmesi hedefleniyor.

Uluslararası Antalya Film Festivali Türkiye’nin en yüksek bütçeli festivali. Zira Türkiye’nin tanıtımına olan katkısı kabul edildiği için Başbakanlık, Kültür Bakanlığı, belediye ve sponsorlardan gelen destek bu yıl 20 milyon liralık bütçeye ulaşmış durumda. Yine de bu seneki festivalin önemli bir handikapı olduğunu eklemeden edemiyor Festival Direktörü Dağdeviren: “15 Temmuz darbe girişiminin etkisiyle sponsorlar bu sene durdu. Birçoğu vazgeçti. Kayyum atanan şirketler gibi bir kısmını da biz listemizden çıkardık.”

Böyle olumsuz bir etkene rağmen son üç yılın bilançosu ve geleceğe yatırım niteliğindeki yenilikçi uygulamalar dikkate alındığında Uluslararası Antalya Film Festivali’nin şimdiden hayli yol kat ettiğini söylemek mümkün. Elif Dağdeviren’in bu konudaki ifadesi ise son derece iddialı: “Üç yılda Fiat 124’ten Mercedes ayarına çıkardık, Ferrari’ye doğru yol alıyoruz.”

Antalya Uluslararası Film Festivali_4.jpg

Antalya Uluslararası Film Festivali_3.jpg

Antalya Uluslararası Film Festivali_7.jpg

Antalya Uluslararası Film Festivali_5.jpg

Antalya Uluslararası Film Festivali_8.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*