2018’de Neye Yatırım Yapmalı?

Yeni dünyada işler çok dalgalı, belirsiz, karışık ve anlaşılmaz seyrediyor. Her yatırımcı finansal piyasaları tahmin etmeye çalışmanın zorluklarını yaşıyor. Günden güne piyasaları etkileyen veri yükü artıyor, tş dünyasının yeni kodlarında artık hız ve hareket öne çıkıyor. Duygular ile desteklenen paylaşım ekonomisi üzerinde büyüme yaşanıyor. Bu nedenle her verinin analiz edilmesi ve piyasalar üzerindeki etkisi çok hızlı tüketiliyor. Bugün dünyada yapay bir likidite ile sağlanan sera ortamında yaşıyoruz. Tüm bu hıza ve çok dalgalı ortama ek olarak yakın zamanda bu likidite ile sağlanan geçici düzenin sona ereceğine inanıyorum. Gerek şirketlerin yönetiminde gerek ülkelerin idaresinde sosyal reformlar ile desteklenen politikalara bir saat uzaktayız. Parasal genişleme ile sağlanan düzen yıkılmak üzere ve yeni normalimize adapte olmak için hafif çaplı sarsıntılara şimdiden hazırlanmak gerekiyor. Emtia fiyatlarına çok iyi bakalım. Dünyanın gerçek anlamda bir talep büyümesi yaratamadığının en açık göstergesi tüm emtia fiyatlarının gerilediği seviyedir. Yaratılan tüm likitideye rağmen hedeflenen büyüme gerçekleşmiyor. Hatta gelir dağılımında artan çarpıklık etkisi ile tüketim yön değiştiriyor. İşsizlik artıyor. Bu durum şirketlerin karlarında erimeye neden oluyor. Şirketlerin özkaynak karlılıklarında sorunlar var. Diğer taraftan varlık fiyatlarında piyasalarda suni olarak arttırılan likidite ile sağlanan bir destek söz konusu. Ancak Çin gibi dev bir ekonominin varlık fiyatlarında yaşanacak bir gerilemeye hiç hazır olmadığını iddia edebilirim.

 Tüm bu anomalitenin yarattığı net sonuç, benim açımdan ABD faizlerinin piyasaların beklediğinden çok daha erken yeni normale doğru artışa geçeceğidir. Bu beklentimi bu sene başından beri dile getiriyorum ve bu ay Fed’in ılımlı seviyede faiz arttıracağını düşünüyorum. Bu beklentim yeni normale olan ihtiyacımızın artık likidite ile değil, sosyal politikalar üreterek toplumsal bir tabanda yaşanması gereğinden kaynaklanıyor. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Amerika bu adımı ilk atan olacak. Avrupa’nın ekonomi görünümü endişe verici. Bu ay sonunda İngiltere’nin Brexit ile sınavını yaşayacağız, tskoçya’nın 2014 yazında yaptığı Birleşik Krallık’tan ayrılma oylamasını örnek göstermek isterim. Bu oylama öncesinde anketlerde çıkan sonuçlar bağımsızlığı işaret ediyordu. Halk sandığa gittiğinde daha muhafazakar bir tercihte bulundu. Brexit için de benzer bir beklentim var. Sandıktan Avrupa’dan ayrılmak çıkmayacak. Zaten hiçbir zaman tam olarak entegre olmadılar ki! Piyasalar açısından fiyat dalgalanması bol gelişmelere gebe bir haziran ayına başlıyoruz. Bu ayın hakim temasının güçlenen ABD doları ve faizlerin artışı etrafında şekilleneceğini tahmin ediyorum. Elbette Donald Trump haberlerini bolca takip edeceğiz.

Gelişen ülkelerin piyasalarında son beş yıldır bir ileri iki geri seyir hakim. Özellikle emtia üzerinde büyüme yaratan ekonomiler daha fazla baskı altında kalıyor. Yakın gelecekte gelişen piyasalar açısından iyimser bir senaryo yaratmakta zorlanıyorum. Yeniden pazar özelliği kazanacak olan Vietnam ve İran gibi ülkelerde yatırımlar alternatif arayanlar için adres olabilir. Vietnam’da Obama ile giderayak yeni bir sayfa açılıyor. İş dünyası yeni bir ticaret kapısı araladı. General Electric yenilenebilir enerji kaynakları içinde 1000mw’lık rüzgar enerjisi kapasitesi yatırımına başlıyor. Boing, Vietnam havayollarına 100 jet uçağı satmak için anlaşma imzalıyor. Bunlar dikkate değer gelişmeler.

Türkiye için küresel likiditenin daralması senaryosu endişe verici bir yaz dönemini işaret ediyor. Türkiye’nin en büyük stratejik avantajı girişimcilik ve üretkenlik üzerinden yaratılan bir pazar ekonomisi olması. Türkiye’de bölgesel ticarette fark yaratacak bir kapasite ve işgücü etkisi var. Ancak hudutlarımız çevresinde yakın gelecekte bu stratejik avantajımızı kullanacağımız gelişmelere uzağız. Avrupa’nın tüketimi istenilen seviyede büyümüyor. Bu senenin kalan bölümünde iç tüketime yaslanacağız. Tüketici güveninde ise hızlı bir aşınma yaşanıyor. Turizm gelirlerinde azalma var. Olumlu yönde sürprizler olmadıkça bu sene için büyüme altyapı ve yatırımlar üzerinden gelecek. Bu tip bir büyüme için kaynak maliyetlerinin önemini vurgulamak isterim. Eğer dışarıda likidite tarafında bir geri çekilme dönemine adım atıyorsak ben öyle olduğunu düşüyorum içeride yeni bir denge arayışı neticesinde hafif sarsıntılı ve büyümeden biraz fedakarlık edeceğimiz bir dönemin içinde olabiliriz. Şirket karları ve hisse senedi fiyatları bu görünümü özetliyor. Güçlenen dolar, zayıf emtia fiyatları, daralan likidite ve baskı altında kalacak varlık fiyatları ile dünya ekonomilerinde yapısal reformların öne çıkacağı bir yaz gündemine adım adım ilerliyoruz…

Kesintisiz enerji için hiç durmadan çalışıyoruz.

Şüphesiz, her yıl olduğu gibi 2017’te de sürdürdüğümüz büyümenin ve dünyanın 120’yi aşkın ülkesinde tercih edilmemizin birçok nedeni var. Arge’ye, insan kaynağına, yeni üretim teknolojileri ve tesislere yaptığımız yatırımlar; pazara, ihtiyaca özel geliştirdiğimiz jeneratör setleri ve güç çözümleri… Ancak bizce başarımızı en iyi açıklayan; gece gündüz azim ve tutkuyla çalışan büyük bir aileye sahip olmamız…

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*