15 Temmuz Sonrası Bankacılık Sektörüne Etkileri

Yaşananların bankacılık sektörü risklerini artırabilecek unsurları hiç şüphesiz var. 15 Temmuz sonrası TL faizlerindeki artış 100 baz puan oldu. Bu geçmiş dönem dalgalanmalarına oranla daha makul bir artış oranı.

Bu şokun bankacılık bilançolarında çok sert ve kalıcı bir artış yaratmayacağını söyleyebiliriz. Örneğin Gezi olayları sonrası faiz artışı 400 baz puanın çok üzerindeydi. Bu son şok onun çok altında gerçekleşti. Kredi riski etkisini hemen görmesek de bankaların 15 Temmuz sonrası kredi verme hızında kısa vadede bir yavaşlama olabilir. Batık oranlarında bir artış beklenebilir. Karlılık yine aynı şekilde kısmen etkilenebilir.

Bu noktada olası bir derece kaybı sonrası sermaye yeterliliğinde de az da olsa bir azalma söz konusu olabilir. Ancak tüm bunlar yönetilebilir riskler. Eldeki likidite ve sermaye bu kısa vadeli şokları aşmaya yeterli. Özellikle dünya merkez bankalarının parasal genişlemeye devam etmesi, bu noktada bankaların sendikasyon kredilerinde sorunla karşılaşma ihtimallerini azaltıyor. Olası bir not düşüşü sonrasında da bankalarının kredilerini yenileme riski düşük görünüyor.

Yaşanan çok talihsiz bu olayın kısa vadeli etkileri olacak. Ancak siyasi partilerin bu dayanışma ruhunu devam ettirebilecekleri süre uzadığı zaman bu tür problemleri yenmeyi başarırız. Partiler kendi politik amaçlarına dönmeyi ertelerlerse gelecek ekonomik darbeleri de etkin bir şekilde yönetebiliriz. Halk bu dayanışmayı gösterdi. Kısa vadede oluşacak kayıpları da demokrasi mücadelesinin bir maliyeti olarak görmemiz gerekir. Demokratik bir ortamı sürdürme içinde kalırsak ilerde ödediğimiz maliyetleri misli ile çıkarırız. O

15 Temmuz Sonrası Bankacılık Sektörüne Etkileri_2.jpg

Yorum Yaz

Your email address will not be published.

*